Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/2440 E. 2025/4108 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2440
- Karar No
- 2025/4108
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/188 E., 2024/67 K.
Mahkemece asıl ve birleşen davalarda bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili dava dilekçesinde; davalılardan ...'ın kooperatif müdürü iken kooperatif kasasından usulsüz avans aldığını, kooperatif borcunun ödenmesi için temin edilen nakitleri şahsi işlerinde kullandığını, anasözleşmeye aykırı olarak ortak kaydettiğini, gerekli şartları taşımayan kişilere kredi imkanı sağlayarak kooperatifin kaynaklarının usulsüz kullanımına sebebiyet verdiğini, kooperatif muhasebecisi olarak çalışan davalı ...'ın ise ortak kayıtlarını usulüne uygun tutmadığını, kooperatif yetkili memuru davalı ... 'nin ise satışlarla ilgili kayıtları zamanında yapmadığını, yönetmelik esaslarına aykırı davranarak kooperatif kaynaklarının usulsüz kullanımına sebebiyet verdiğini, tüm bu eylemler neticesinde davacı kooperatifin 104.958,49 TL zarara uğradığının müfettiş raporuyla tesbit edildiği gibi davalıların bu eylemleri nedeniyle ceza mahkemesinde mahkumiyet kararı verildiğini ileri sürerek, anılan zarar miktarının haksız eylem tarihi olan 27.10.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Asıl ve birleşen davalarda davalılar cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesince bozma ilamına uyarak verilen 06.05.2016 tarihli ve 2013/484 Esas, 2016/331 Karar sayılı kararı ile asıl davanın reddine karar verilmiştir.
Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.05.2013 tarihli 2007/44 Esas, 2013/287 Karar sayılı kararı ile 07.01.2013 tarihli bilirkişi raporuna dayalı olarak ana dosyada davalı ...’in kurumu 7.505,22 TL birleşen 2007/45 Esas sayılı dosyasında davalı ... 5.955,31 TL, birleşen Mersin 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2007/138 Esas sayılı dosyasında davalı ...'nın kooperatifi 470,00 TL zarara uğrattığı, birleşen Mersin 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2007/143 Esas sayılı dosyasında davalı ...'ün ise davacı kooperatife vermiş olduğu herhangi bir zarar bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın, birleşen 2007/45 Esas sayılı davanın ve birleşen Mersin 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2007/138 Esas sayılı davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin kısımlar bakımından karar verilmesine yer olmadığına, birleşen Mersin 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2007/143 Esas sayılı davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesi kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı vekilince temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin 12.10.2020 tarihli ve 2017/1661 Esas, 2020/2935 Karar sayılı kararlarıyla; "Mahkemece yapılan inceleme karar vermeye yeterli bulunmamıştır. Dava tarihinden sonra ortaklar tarafından kredi kuruluşlarına ödemeler yapıldığı iddia edilmiş olup, bu husus üzerinde yeterince durulmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece bilirkişiden ek rapor alınıp davalıların ödeme iddiaları üzerinde durulup varsa tespit edilip kooperatif zararının sona ermesi halinde bunlarla ilgili dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi; tahsil edilmeyen kredi varsa bu durumda kooperatif zararının tesbit edilip, 30.12.2010 tarihli kararın davalılarca temyiz edilmediği hususunun davacı lehine usuli kazanılmış hak olduğu gözden kaçırılmadan sonuca gidilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir" gerekçesiyle bozulmuştur.
Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesi kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı vekilince, davalı ... vekilince ve davalı ...'ce temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin 17.11.2020 tarihli ve 2017/3061 Esas, 2020/3669 Karar sayılı kararlarıyla; "Dairemizin 2017/1661 esas sayılı dosyası ile temyiz incelemesi yapılan Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/484 esas sayılı dosyasında, davalı tarafların farklı olmasına rağmen gerek
ileri sürülen taleple işbu asıl ve birleşen davalara konu talebin aynı dönemlere ait olması, sorumluluğun kime ait olduğunun tespiti, gerekse iddia ve savunmaların kapsamları karşısında usul ekonomisi ve adil bir sonuca ulaşılması açısından her iki davanın esası eski olan dosya üzerinde birleştirilerek birlikte görülüp sonuçlandırılmasında zorunluluk bulunmaktadır.
Bu durumda, mahkemece, HMK'nın 166/4. maddesi uyarınca, her iki davanın birbiriyle bağlantılı olduğunun kabulü ile önce esas kaydı yapılan ve bozma nedeniyle derdest olduğu anlaşılan 2013/484 Esas sayılı dosyası üzerinde aynı Kanun'un 166/1. madde hükmü uyarınca işbu dosyanın birleştirilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır" gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafa davaya ilişkin taleplerini, esas ve birleşen dosyalar yönünden ayrı ayrı her bir dava yönünden kimden ne miktarda talep edildiğinin somut bir şekilde açıklaması için 13.06.2023 tarihli celsede süre verildiği, davacı tarafta 28.09.2023 tarihli celsede geçen celse ara karar gereğince kurumla yazıştığını, geçen celse ara kararını yerine getiremediğini, yeniden süre verilmesini talep ettiğini, mahkememizce de davacı tarafa davaya ilişkin taleplerini, esas ve birleşen dosyalar yönünden ayrı ayrı her bir dava yönünden kimden ne miktarda talep edildiğinin somut bir şekilde açıklaması için 1 aylık kesin süre verildiği aksi halde davanın usulden reddedileceğinin ihtar edildiği, davacı vekilinin de 27.10.2023 tarihli dilekçesi ile ekte sundukları evraklarla birlikte dosyanın bilirkişiye gönderilmesi talep ettiği ancak yine davasını açıklamadığı, duruşmada da dosyanın, çok karışık olması sebebiyle taleplerini somutlaştırılmasına ilişkin celse arasında sundukları dilekçe ile Dosyanın rapor aldırılarak alacak miktarının hesaplanmasını talep ettikleri, bu kez davacı tarafa son kez davaya ilişkin taleplerini, esas ve birleşen dosyalar yönünden ayrı ayrı her bir dava yönünden kimden ne miktarda talep edildiğinin somut bir şekilde açıklaması için bir haftalık kesin süre verildiği, aksi halde davanın usulden reddedileceği hususunun ihtar edildiği ancak mahkememizin son celsesinde de 28.12.2023 tarihli dilekçesi ile ekte sundukları evraklarla birlikte müvekkili kooperatif tarafından bildirilen yazı ve raporları sunduğu, ancak kesin süreye rağmen davacı tarafın davaya konu taleplerini açıklamadığı, dosyamızın kapsamlı oluşu, içerisinde birleşen dosyaların ve farklı taleplerin olması nedenleri ile davacı tarafın taleplerini açık olarak belirtmesi gerektiği, ancak bir kaç kez verilen sürelere ve ihtaratlı kesin sürelere rağmen gerekli beyanların sunulmadığı gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili asıl davaya yönelik temyiz dilekçesinde; bozma gereklerinin yerine getirilmediğini, Davalıların hatalı eylemleri nedeniyle açılan kamu davasından yapılan yargılama sonunda eylemleri sabit görülerek cezalandırılmalarına karar verilip kararın kesinleştiğini, 12.10.2020 tarihli, 2017/1661 Esas, 2020/2935 Karar sayılı bozma ilamında, 30.12.2010 tarihli kararın davalılarca temyiz edilmediği hususunun davacı lehine usuli kazanılmış hak olduğu gözden kaçırılmadan sonuca gidilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığına işaret edildiğini, asıl dosyada mahkemenin ilk kararda 68.121,19 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş olup, bu karar davalılar tarafından temyiz edilmediği için davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre asıl dava, kooperatif yöneticileri olan davalıların görev yaptıkları dönemde davacı kooperatifi zarara uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin 12.10.2020 tarihli ve 2017/1661 Esas, 2020/2935 Karar sayılı kararlarıyla; dava tarihinden sonra ortaklar tarafından kredi kuruluşlarına ödemeler yapıldığı iddia edilmiş olup, bu husus üzerinde yeterince durulmadığı mahkemece bilirkişiden ek rapor alınıp davalıların ödeme iddiaları üzerinde durulup varsa tespit edilip kooperatif zararının sona ermesi halinde bunlarla ilgili dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi; tahsil edilmeyen kredi varsa bu durumda kooperatif zararının tesbit edilip, 30.12.2010 tarihli kararın davalılarca temyiz edilmediği hususunun davacı lehine usuli kazanılmış hak olduğu gözden kaçırılmadan sonuca gidilmesi gerektiğine işaret edilmesine rağmen bozma ilamında belirtildiği şekilde araştırma yapılmaksızın, dosyaya uygun düşmeyen yanılgılı gerekçeyle asıl davanın usulden reddine karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01.12.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.