Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/1784 E. 2025/4235 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1784
Karar No
2025/4235
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/187 E., 2024/443 K.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, asıl ve birleşen davalarda taraf vekillerince temyiz edilmekle asıl davada davacı temlik alan .... Dış. Tic...A.Ş. vekili tarafından incelemenin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 09.12.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde asıl davada davacı temlik alan .... Dış. Tic. Ltd. Şti. yetkilisi ... ve vekili Avukat ..., asıl davada davacı-birleşen davada davalı .... Müt. İnş. Turz. Teks. San ve Tic. Ltd. Şti vekili Avukat ... ile asıl ve birleşen davada davalı ... vekili Avukat ...'nın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA 1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; ... Üniversitesi ... ve İdari Bilimler Fakültesi binasının yapım işinin ihalesinin davacı üzerinde kaldığını ve taraflar arasında 29.07.2015 tarihinde sözleşme düzenlendiğini, davalı idarenin, %90 seviyesindeki imalata rağmen, sözleşmeyi haksız şekilde feshederek, teminat mektubunu irad kaydettiğini, sözleşme sonrası tebligatların usulüne uygun yapılmadığını, 2018 yılında yaşanan kur krizi nedeniyle işin ifasında zorluklar yaşandığını, alt yapı projelerinde hatalar bulunduğunu, idare tarafından bu nedenle verilmesi gereken ilave sürelerin verilmediğini ve sözleşmenin yasaya aykırı olarak tasfiye edildiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 60.000,00 TL’nin davalıdan tahsilini, eser sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğinin tespitini, sözleşmeden kaynaklanan alacak miktarının, fiyat farkı, ek iş ve ek imalatların tespiti ile tazminini, teminat mektubunun paraya çevrilmesi, ceza kesintisi uygulanması ve teminat kesintilerine el konulması hususlarında haksızlığın tespiti ile zararların tazminini talep ve dava etmiş, ıslah yoluyla; fiyat farkı dahil bakiye hakediş alacağı için 1.265.103,97 TL, nakde çevrilen teminat mektuplarından kaynaklı alacağı 1.062.000,00 TL, fiyat farklarındaki teminat kesintilerinden kaynaklı alacağı 42.838,10 TL, geçici kabul eksiklikleri için tutulan %3’lük tutardan kaynaklı alacağı 535.944,61 TL olmak üzere toplam alacak talebini 2.845.886,68 TL’ye arttırmıştır.

2.Birleşen davada davacı idare vekili dava dilekçesinde; davalının taahhüdünü yerine getirmemesi ve işi süresinde bitirmemesi üzerine sözleşmenin feshedildiğini, yapım işinin tamamlanması amacıyla ikmal ihalesine çıkıldığını ve kalan işin başka bir yükleniciye ihale edilmesi neticesinde 3.251.435,27 TL kamu zararı ortaya çıktığını, bu tutarın faizi ile birlikte tahsili istemiyle girişilen icra takibine karşı, davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP 1.Asıl davada davalı idare vekili cevap dilekçesinde; yüklenicinin verilen ilave süreye rağmen işi tamamlayamadığını, işin gecikmesinde davalı idarenin bir kusuru bulunmadığını, sözleşmenin feshi, tasfiye ve teminatın gelir kaydedilmesi işlerinde mevzuata aykırı bir yön bulunmadığını, cezalı çalışılan süre için gecikme cezası uygulandığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

2.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; işin kalan kısmının başka bir firmaya yaptırılması nedeniyle iş sahibi idarenin bir zararı oluşmadığını savunarak, birleşen davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 04.03.2021 tarihli kararı ile fesih ve tasfiye öncesi gönderilmesi gereken ihtarnameler sözleşmeye uygun olarak tebliğ edilmediğinden feshin haksız olduğu gerekçesiyle, asıl davanın kabulü ile davalının eser sözleşmesinin feshinin haksız olduğu yönündeki talebinin kabulü ile fiyat farkı dahil bakiye hakediş alacağı için KDV hariç 1.265.103,97 TL, nakde çevrilen teminat mektuplarından dolayı 1.062.000,00 TL, fiyat farklarındaki teminat kesintilerinden dolayı 42.838,10 TL, geçici kabul eksikleri için tutulan %3'lük tutardan dolayı 535.944,61 TL olmak üzere toplam 2.905.886,68 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte asıl davada davalıdan alınarak davacıya verilmesine; birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 04.03.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde, asıl ve birleşen davada taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 26.05.2021 tarihli kararı ile istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 04.03.2021 tarihli kararının süresi içinde, birleşen davada davalı yüklenici vekili ile asıl davada davalı-birleşen davada davacı iş sahibi İdare vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 06.04.2022 tarih ve 2021/4997 Esas, 2022/1963 Karar sayılı kararıyla; birleşen davada davalı yüklenici vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine; asıl davada davalı-birleşen davada davacı iş sahibi İdare vekilinin temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede; yüklenicinin verilen ilave sürelere rağmen işi zamanında bitiremediği, iş sahibi idarece bu nedenle sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği, sözleşmenin feshine ilişkin elektronik yolla gönderilen 11.06.2008 tarihli ihtarnamenin usulüne uygun olduğu, diğer yandan Tebligat Kanunu'nun 32. ve yönetmeliğin 53. maddesi uyarınca, muhatabın öğrenmiş olması halinde tebligatın geçerli sayılması gerektiği, bu itibarla mahkemece salt elektronik yolla bildirim yapılmış olması nedeniyle feshin usulsüz olduğu sonucuna varılmasının isabetsiz olduğu, bu durumda, yüklenicinin işi süresinde bitirmediği sabit olduğundan, iş sahibi İdarenin feshinin haklı nedene dayandığının kabulü ile asıl ve birleşen davalardaki talepler hakkında inceleme ve araştırma yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek, karar davalı-birleşen davacı iş sahibi İdare yararına bozulmuş, diğer temyiz itirazları incelenmemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamında belirtildiği üzere, yükleniciye yapılan fesih ihtarının usulüne uygun olduğu ve feshin haklı nedene dayandığı, iş sahibin idarenin işin kalan kısmını yeni bir ihale açarak başka bir firmaya yaptırmak zorunda kaldığı, bu nedenle zarara uğradığı, tarafların karşılıklı alacak ve borçlarının tasfiye edilmesi neticesinde, birleşen davada davacı iş sahibi idarenin bakiye 2.413.360,71 TL alacağı bulunduğu gerekçesiye, asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile itirazın kısmen iptaline, takibin 2.413.360,71 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Birleşen davada davacı ... vekili temyiz dilekçesinde;

Yüklenicinin yaptığı imalatın seviyesinin %86 olmadığını, imalatın %79,5701 seviyesinde kaldığını, bu imalata tekabül eden hakediş tutarının ise 12.691.427,99 TL olduğunu, söz konusu hata nedeniyle fiyat farkı hesabının da hatalı yapıldığını, müvekkili idarenin yükleniciden olan toplam alacağının 4.341.505,14 TL olduğunu beyan etmektedir.

2. Asıl davada davacı-birleşen davada davalı .... Mim. İnş... Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde;

a) Yapılan imalat oranının %86,3546 ile %89,5622 arasında olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yuvarlama yapılarak %86 üzerinden hesap yapıldığını, bu hususun açıkça hak kaybına neden olduğunu, iş sahibi idarenin imalatın %79,5721'lik kısmını ödediğini, %6,7854'lük kısmını ödemediğini, idarenin imalat oranlarını yanlış hesapladığı ve müvekkili yükleniciye eksik ödeme yaptığı sabit iken asıl davanın reddi ile birleşen davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığını,

b) Müvekkiline eksik ödeme yaptığı sabit olan iş sahibi idarenin, ikmal ihalesi nedeniyle tazminat talep etmesinin mümkün olmadığını, ikmal ihalesine konu imalatların neler olduğunun belirlenmediğini, yaklaşık maliyet ve metraj hesaplarının dosyada bulunmadığını, bilirkişi kurulunca buna rağmen ikmal ihalesinden kaynaklı zarar hesabı yapıldığını,

c) İşin tasfiye edilmesi gerekirken, feshe gidilmesinin hukuka aykırı olduğunu, %80 üzerindeki imalat oranına göre işin geçici kabulünün yapılabileceğinin önceki raporlarda belirtildiğini, yine önceki raporlarda iş sahibinin idarenin, imalat oranının altında ödeme yapması nedeniyle sözleşmenin feshinde kusurlu olduğunun tespit edildiğini beyan etmektedir.

3. Asıl davada davacı temlik alan .... Dış Tic...Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde;

Mahkemece, önceki bilirkişi raporları ile çelişen, denetimden uzak bilirkişi raporuna göre hüküm verildiğini, bozma sonrası alınan ilk heyet raporunda, eksik kalan işe ilişkin ödeneğin yeni ihaleyi alan firma için tahsis edilmesi nedeniyle kamu zararı oluştuğuna dair bir kanaate varılamadığının, nesafet kesintisi ve ceza kesintisi yapılamayacağının bildirildiğini, öte yandan işin %80 üzerinde bitirilmesi nedeniyle geçici kabulün yapılarak işin tasfiye edilmesi gerektiğinin belirtildiğini, aynı hususun 16.08.2023 tarihli ikinci heyet raporunda da dile getirildiğini, hükme esas alınan son bilirkişi heyet raporunda, yapılan imalat oranı %86,3546 olmasına rağmen, önceki raporlardan farklı olarak yuvarlama yapılıp %86 üzerinden hesap yapıldığını, iş sahibi idarenin imalat oranını eksik tespit ederek müvekkiline iş süresince eksik ödeme yaptığının ortaya çıktığını, sözleşmenin feshinde iş sahibi idare kusurlu olduğundan teminatların iadesi gerektiğini, iş sahibi idare tasfiye komisyonu oluşturmuş iken bilirkişi heyetinin görevini aşarak işin tasfiye edilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirttiğini, önceki raporlar doğrultusunda tasfiyeye gidilmesi gerekirken fesih yoluna gidilmesinin doğru olmadığını, bozma kararının usule ilişkin olduğunu, esasa yönelik bir temyiz incelemesi yapılmadığını beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, asıl ve birleşen davada eser sözleşmesine dayalı tazminat ve alacak istemlerine ilişkindir.

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla, birleşen davada davacı ... vekilinin tüm, asıl davada davacı temlik eden-birleşen davada davalı .... Mim. İnş...Ltd. Şti. ile asıl davada davacı temlik alan .... Dış Tic... Ltd. Şti. vekilini aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Asıl davada davacı temlik eden-birleşen davada davalı .... Mim. İnş...Ltd. Şti. vekili ile asıl davada davacı temlik alan .... Dış Tic... Ltd. Şti. vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;

Asıl davada davacı yüklenici taraf, davalı idare tarafından sözleşmenin haksız nedenle feshedildiğini ileri sürerek, ödenmemiş hakediş alacağını, ödenmemiş hakedişlere ilişkin fiyat farkı alacağını, nakde çevrilen teminat mektubu bedellerini, fiyat farklarındaki teminat kesintilerini ve geçici kabul eksiklikleri için tutulan %3'lük tutarın tahsilini talep ve dava etmiştir.

Dairemizin yukarıda özetlenen 06.04.2022 tarihli bozma ilamında, davalı idarenin feshinin usulüne uygun olduğu ve haklı nedenlere dayandığı gözetilerek, asıl ve birleşen davadaki talepler hakkında inceleme ve araştırma yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Bozma sonrası, hükme esas alınan 07.08.2014 tarihli bilirkişi heyet raporunda, yüklenicinin fesih kesin hesap hakediş alacağı tespit edilmiş, bu tutardan yasal kesintiler, gecikme cezası ve nefaset bedelleri düşülmüş, bulunan bedele hakedişlerden kesilen %3'lük geçici kabul tutarı eklenmiş, daha sonra fesih haklı nedene dayandığından teminat mektubu bedelleri ile bunların güncel tutarları arasındaki farklar da düşülerek nihayet fesih kesin hesabı sonucu yüklenciye ödenmesi gereken tutar 838.074,56 TL olarak belirlenmiştir. Bozma ile feshin haklı nedene dayandığı hususu kesinleşmiş olup, asıl davada davacı yüklenici taraf bu durumda ancak ödenmemiş hakediş ve bunlara ilişkin fiyat farkı alacakları ile geçici kabul eksiklikleri için tutulan %3'lük tutarın tahsilini isteyebilir. Nakde çevrilen teminat mektubu bedellerini ve fiyat farklarındaki kesin teminat kesintilerini isteyemez. Diğer yandan her ne kadar bilirkişi kurulunca yapılan hesaplama yerinde ise de fesih kesin hesabı yapılırken yüklenicinin yaptığı imalat oranı hususunda yuvarlama yapılmıştır. Dosya kapsamında daha önce alınan raporlar da dikkate alındığında, yapılan imalatın oranı %86,3546 olup, yüklenici aleyhine olacak şekilde %86 üzerinden kesin hesap yapılması da doğru olmamıştır.

Yüklenici tarafın, birleşen davaya ilişkin temyiz itirazlarına gelince;

Birleşen davada davacı iş sahibi idare; davalıya yükleniciye verilen ihalenin toplam bedelinin 15.950.000,00 TL olduğunu, yüklenicinin fesih tarihi itibariyle işin 12.691.427,99 TL'lik kısmını yaptığını, dolayısıyla işin 3.258.572,01 TL'lik kısmının yapılmadığını, kalan iş için 24.04.2019 tarihinde ikmal ihalesine çıkıldığını ve 6.800.000,00 TL bedelle işin ... Ltd. Şti. isimli bir şirkete ihale edildiğini, bu şekilde artan maliyet nedeniyle 3.251.435,27 TL kamu zararı ortaya çıktığını, bu alacağının takibi için başlatılan icra takibine karşı yüklenicinin itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Birleşen davanın konusu zararın hesaplanmasında izlenecek yöntem; yüklenicinin yapmadığı kalan imalâtın ilk ihalede yükleniciden sonraki en düşük teklifi veren şirkete verilmiş olması halinde ödenmesi gereken bedelin (kaçırılan fırsat) hesaplattırılıp, fesih tarihinden itibaren dava dışı ikinci yükleniciye kalan işin verildiği ikinci ihalenin makul süre içerisinde yapılıp yapılmadığının, ikmâl inşaatının yaptırıldığı ikinci ihale ile birinci ihalenin aynı özellikleri taşıyıp taşımadığının, özellikle imalâtın konusu ve niteliklerinin farklı olup olmadığının, ilk ihaleye dahil olmayan bir imalâtın ikinci ihaleye ilave imalât olarak dahil edilip edilmediğinin belirlenmesi, ikinci ihalenin makul süre içinde ve ilk ihale ile aynı koşul ve özelliklerde yapılması halinde olması gereken bedelin hesaplattırılarak bulunacak rakam ile kaçırılan fırsat olarak ilk ihalede yükleniciden sonra en düşük fiyatı veren teklif sahibine iş verilmesi halinde kalan işlerin tamamlattırılması için o teklif sahibine ödenmesi gereken bedel arasındaki farkın menfi zarar olarak hesaplanmasından ibarettir. Yerleşmiş içtihatlara göre eğer, ikinci ihale makul süreden çok sonra yapılmış ve böylece zararın artmasına iş sahibi neden olmuşsa, sözleşmeden dönülmesini müteakip, en kısa zamanda bu işin hangi tarihte ikinci ihaleye çıkarılabileceği ve böyle bir işin kaça yaptırılabileceği tespit edilerek, bu tarihte iş sahibinin ödemek zorunda kalacağı ikinci ihale bedeli ile iş sahibinin kaçırdığı fırsat arasındaki fark da, olumsuz zararın bir başka hesap tarzıdır. Yapılacak hesaplamalarda endeks kullanılmak suretiyle güncelleme yapılmasına da gerek bulunmamaktadır.

Hükme esas alınan 07.08.2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda, birleşen dava yönünden, eksik kalan işlerin ikmal ihalesi üzerine başka bir firmaya 6.870.190,55 TL bedelle tamamlattırıldığı, ikmal ihale bedelini oluşturan imalat kalemlerinin neler olduğunun belirlenmesinin mükerrerliğe sebep olmamak açısından önem arz ettiği, yaklaşık maliyet ve metraj hesapları dosyada bulunmadığından sağlıklı bir değerlendirme yapılamadığı, konuya ilişkin birleşen Konya 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/203 Esas sayılı dosyasında yapılan hesaplamalara dayalı olarak, birleşen davada davacı idarenin 3.251.435,27 TL zararı bulunduğu sonuca varılmış ise de, bahsi geçen 2020/203 Esas sayılı dosyada bu konuda bir bilirkişi incelemesi yapılmadığı gibi raporda gerekli bilgi ve belgeler olmadan birleşen dosyada sağlıklı bir inceleme yapılmasının mümkün olmadığı belirtilmesine rağmen, bu açıklamalar ile çelişecek şekilde, davacı iş sahibi idarenin zararının miktarı hakkında kesin bir sonuca ulaşılması da doğru görülmemiştir.

Bu durumda, İlk Derece Mahkemesince, dosya kapsamında daha önce alınan raporlarda da belirlendiği üzere yuvarlama yapılmadan gerçekleşen imalat oranı %86,3546 olarak kabul edilerek, konusunda uzman yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak, açıklanan hususlardaki belirsizlikler giderilip, birleşen davada yukarıda açıklanan ilkere göre hesap yapılarak, asıl ve birleşen davada sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.

Diğer yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 166. maddesine göre, ayrı ayrı açılmış davaların aralarında bağlantı bulunmaları koşulu ile birleştirilerek görülebilmesi mümkündür. Ancak birleştirme kararı, taraflar arasındaki uyuşmazlığı esastan çözümleyen bir karar değildir. Bu karar, sadece birleştirilen davaların tahkikat safhalarının müşterek cereyan etmesi sonucunu doğurmaktadır. Diğer bir anlatımla, asıl ve birleşen davalar birbirinden bağımsız, müstakil davalardır. Bu nedenle, asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı karara bağlanması, yargılama giderleri ile vekalet ücretlerinin de ayrı ayrı tayin edilmesi gerekmektedir.

6100 sayılı Kanunun 297 ve devamı maddeleri gereğince; bir davada istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekli olup, davaların birleştirilmesi durumunda da asıl ve birleşen davaların birbirinden bağımsız, davalar olması nedeniyle, hüküm kısmında her bir dava hakkında o davaya ilişkin (vekalet ücretleri ve mahkeme masraflarıyla birlikte) ayrı ayrı hüküm kurulması zorunludur.

Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince; asıl dava ve birleşen davalar yönünden 6100 sayılı Kanunun 297 ve devamı maddelerinde belirtildiği şekilde ayrı ayrı hüküm kurulmamış olması, özellikle asıl davaya konu alacağın temlik edilmiş olduğu da gözetildiğinde, usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.

VII. KARAR Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, birleşen davada davacı vekilinin tüm, asıl davada davacı temlik eden-birleşen davada davalı ... Müh. Mim. İnş...Ltd. Şti. ile asıl davada davacı temlik alan ... Dış Tic...Ltd. Şti. vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

(2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, asıl davada davacı temlik eden-birleşen davada davalı ... Müh. Mim. İnş...Ltd. Şti. ile asıl davada davacı temlik alan ... Mim. Dış Tic... Ltd. Şti. vekilinin diğer temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, asıl ve birleşen davada adı geçenler yararına BOZULMASINA,

Takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin, asıl davada davalı-birleşen davada davacı ...'den alınarak, asıl davada davacı temlik eden-birleşen davada davalı ... Müh. Mim. İnş...Ltd. Şti. ile asıl davada davacı temlik alan ... Mim. Dış Tic...Ltd. Şti.'ye verilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harçlarının istek hâlinde temyiz eden asıl davada davacı temlik eden-birleşen davada davalı .... Mim. İnş...Ltd. Şti. ile asıl davada davacı temlik alan ... Mim. Dış Tic...Ltd. Şti.'ye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 09.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/1784, K. 2025/4235, T. 09.12.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2025-1784-e-2025-4235-k-624d741d8420