Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/1870 E. 2025/9 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1870
Karar No
2025/9
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/179 E., 2024/126 K. KARAR : Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Ereğli (Konya) 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/66 E., 2022/565 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı ile düzenleme şeklinde satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiklerini, aradan 3 sene geçmesine rağmen davalı yüklenicinin inşaat ile ilgili hiç bir işlem yapmadığını, yaptıkları araştırmada davalının daha fazla kazanç elde etmek için müvekkillerinin taşınmazlarını bitişik parsellerle birleştirmek ve inşaatı bu taşınmazlar üzerine yapmak için uğraştığını, bu sebeple de inşaata başlamadıklarını öğrendiğini, bu durumdan haberdar olan davalının müvekkillerine gözdağı vermek için ivedi bir şekilde ihtar çekerek sözleşmenin 5. maddesi uyarınca sözleşmeye konu taşınmazların tapularını devredilmesine ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmesini istediğini, müvekkillerinin sözleşme yapılırken böyle bir iradelerinin bulunmadığını, sözleşmedeki bu maddeyi sonradan gördüklerini, sözleşmede 3 blokta toplam 52 adet daire ile 2 iş yeri inşa edileceğinin ve müvekkillerine arka tarafa bakan B Bloktan 15 daire isabet edeceğinin, ana yola cepheli bloktaki daireler ile dükkanların davalıya verileceğinin belirtildiğini, edimler arasında açık oransızlık bulunduğunu, müvekkillerinin yaşlı, bilgisiz ve tecrübesiz kişiler olduğunu, sözleşmenin 5. maddesindeki hükmün 3. ve 4. maddesindeki hükümlerle çeliştiğini, sözleşmenin ifasının imkansız olduğunu ileri sürerek düzenleme şeklinde satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin gabin ve ifa imkansızlığı sebebiyle feshini ve tapudaki şerhin terkinini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dört parsele inşaat yapılmasının imar durumu olarak mümkün olmadığından ve davacılar tarafından da bu durum bilindiğinden, sözleşme yapıldıktan sonra davacılar tarafından davalı şirket yetkilisine taşınmazların birbirleriyle ve anlaşma sağlanan komşu parsellerle imar planında belediye başkanlığı nezdinde birleştirme işlemleri yapılmak üzere vekaletname verildiğini, sözleşme ve vekaletnameye istinaden tevhid işlemlerinin başlatıldığını ve yaklaşık iki buçuk yıl süren süreçte tüm masraflar müvekkili tarafından yapılarak taşınmazların 1870 ada 8 parsel olarak birleştirildiğini ve inşaat yapılabilir bir hale geldiğini, ancak davacıların sözleşmenin 5. maddesinde düzenlenen taşınmazlardaki hisselerinin devir yükümlülüğünü ihtara rağmen yerine getirmediklerini, bu nedenle de inşaat ruhsatının alınamadığını ve inşaata başlanamadığını, davanın TBK 28. maddesindeki 1 yıllık hak düşürücü sürede açılmadığını, gabinin şartlarının oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların taraflar arasındaki sözleşmeye göre dava tarihi itibariyle 5.994.191,06 Türk Lirası değerindeki arsalarına karşılık 8.475.000,00 Türk Lirası değerinde daire almaları gerektiği, sözleşmede davacılar aleyhine gabin oluşmadığı kanaatine varıldığı, ancak davalının sözleşme gereği yapıları yapmadığı, hatta inşaata başlamadığı, davalının sözleşmeden doğan edimini yerine getirmediği, davacıların sözleşmeden cayma şartlarının oluştuğu gerekçesiyle taraflar arasındaki sözleşmenin feshine, tapu kaydında taşınmaz üzerinde şerh olmadığı için şerhin kaldırılması talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince HMK'nun 26. maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesine açıkça aykırı bir şekilde, davacıların iddia etmediği (ıslah ya da karşı tarafın açık onayı ileri sürmediği) davalının sözleşmede kararlaştırılan sürede inşaatı tamamlamadığı ve temerrüte düştüğü gerekçesiyle sözleşmenin feshine karar verilmiş olduğu, talep dışına çıkılarak davanın kabulüne ilişkin verilen karar hatalı olduğu, gabin durumunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına ve dava reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde: a. TMK 2. maddesine aykırılık halinde taleple bağlı kalınamayacağına dair bir çok Yargıtay kararı olduğu, yakın tarihli Yargıtay Hukuk Genel Kurul kararı bulunduğu, b. Çokun içinde azın varlığının kabulü gerektiği, gabin iddiasının içinde aslında davalının üzerine düşen hiçbir yükümlülüğünü yerine getirmediği iddiasının da bulunduğu, ancak bu hususların Bölge Adliye Mahkemesince dikkate alınmadığını beyan etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin gabin ve ifa imkansızlığı nedeniyle feshi ve tapu siciline işlenen şerhin terkini istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371.maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Taleple bağlılık ilkesi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26. maddesinde açıkça düzenlenmiştir. Buna göre hâkim tarafların talepleri ile bağlı olup, kanunlarda gösterilen sınırlı sayıdaki istisnalar bir kenara bırakılacak olursa, talepten fazlasına veya talepten başka bir şeye karar veremez. Taleple bağlılık ilkesi" emredici nitelikte olduğundan kendiliğinden göz önünde tutulur. Taleple bağlılık ilkesinin taşıdığı ilk anlam; tarafın talep etmediği husus hakkında mahkemenin karar veremeyecek olmasıdır. Buna göre tarafın neyi talep edip etmediği ve hâkimin ne hakkında karar verip veremeyeceği dava dilekçesine bakılarak tespit edilir. Bu tespitin konusunu ise istenilen hukukî sonuç oluşturur. Bu itibarla hâkimin karar verme sınırı dava dilekçesi ile belirlenmiş olur. Dava dilekçesinde talep sonucunun yeteri kadar açık olmadığı hâllerde hâkim, davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde davacıya talep sonucunu açıklattırması gerekir. Somut olayda; davacı tarafça, taraflar arasında imzalanan satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin gabin ve ifa imkansızlığı sebebiyle feshi ve tapudaki şerhin terkini talep ve dava edilmiş olup iddia ispatlanamadığından taleple bağlı kalınarak Bölge Adliye Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgilisine yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine kararın bir örneğinin Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 13.01.2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/1870, K. 2025/9, T. 13.01.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2024-1870-e-2025-9-k-fdccaf0caa2c