Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2023/4497 E. 2024/3698 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/4497
- Karar No
- 2024/3698
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2015/723 E., 2023/397 K. HÜKÜM/KARAR : Ret Davacı vekili, müvekkili ile mermer üreticisi davalı arasında 31.08.2005 tarihli danışmanlık sözleşmesi imzalandığını, her ne kadar sözleşmenin 3. maddesine göre ücret olarak üretilecek mermer metrajından belirli bir yüzdenin aynen ifa şeklinde ve aydan aya ödenmesi kararlaştırılmışsa da, davalının 2007-2008-2009 yıllarında mermer üretimi yapmaması nedeniyle ödemeyi yapacağı mermer olmadığından ve mevcut şartlar, aynen ifanın her iki taraf için de güçlükler içerdiğinden mermer üretimi gerçekleştirilmese dahi o aya ait ücretin davacı şirkete ödenmesinin gerektiğini, dolayısıyla sözleşmenin ifa şeklinin uygulamada mutakabatla aynen ifanın nakden ifaya dönüştürüldüğünü, davalı şirketin sözleşmeden kaynaklanan Ağustos 2005’ten, 2006, 2007, 2008, 2009 yılları ve 31.12.2010 fesih tarihine kadar olan 5 yıl 4 aylık 1.019.000 USD olan borçtan nakit olarak 148.901 USD’sinin davacı şirkete, 70.181 USD’sinin davanın ihbar edildiği davacı ortaklarından ...'e, 65.405 USD’sinin de ...'e ödendiğini, bakiye alacağın 734.613 USD olduğunu, bunun tahsili için gönderilen ihtarnameye davalının verdiği cevapta sözleşmeyi feshederek borcun 1.690 m³ mermer bloğu karşılığı olduğunu bildirdiğini, davacı şirket ortakları ... ve ... hesaplarına gönderdiği meblağların sanki borç olarak gönderildiğini iddia ettiğini, ileri sürerek, 734.613 USD alacaklarının şimdilik 30.000 USD’lik kısmının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, taraflar arasındaki sözleşmenin 3. maddesi gereğince verilen hizmetin bedelinin davacıya mermer olarak ödeneceğinin öngörüldüğünü, davacıya yapılan nakit ödemlerin avans olarak gönderildiğini, söz konusu sözleşme maddesinin değişmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemenin 13.06.2013 tarihli, 2011/345 Esas, 2013/149 Karar sayılı, taraflar arasındaki sözleşmede davalının davacıya ödeyeceği ücretin mermer olarak ödeneceğinin açıkça belirtildiği, taraflar arasında davalının davacıya yaptığı ödeme miktarları konusunda ihtilaf bulunmadığı, ocakta hiç üretim yoksa ya da az üretim varsa asgari ücret miktarı tayininde hangi cins ve özellikte mermerin değerinin belirlenmesi yetkisinin davalıya tanındığı yıllara göre çıkan mermerin miktarı ve değeri, asgari orandan az ise mermerin asgari değerinin tespit edilebileceği ancak davacının ikinci defa verilen bilirkişi ve keşif ücretini süre içerisinde ödemediği, ısrarla keşif yapılmamasını talep ettiği, davacıya ikinci kez verilen sürenin kanunen kesin süre niteliğinde olduğu, davalının davacıya dava tarihinden önce yaptığı ücret ödemelerinin para olarak yapıldığı ancak bu durumun sözleşmedeki üçüncü maddenin değiştiği ve ücretin mermer olarak değil para olarak ödeneceğinin taraflarca kabul edildiği anlamına gelmeyeceği, davacının ücreti mermer olarak ödenmesini kabul etmediği, buna karşı olduğunu beyan edip, açılan dava terditli olarak da açılmadığından, 3. maddesindeki mermerin keşif yolu ile incelenememesi ve davacının talebi olan dosya üzerinde hesap bilirkişi incelemesi yapılmasının davanın esasına katkısı bulunmayacağı gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen kararının davacı vekilince temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin 05.05.2014 tarihli, 2014/409 E., 2014/3469 K. sayılı ilamı ile tarafların sözleşmenin kurulduğu tarihten itibaren dava tarihine kadar olan dönemi kapsayan ticari defter ve kayıtları incelenerek, her iki tarafın defterlerinde davacı tarafça verilen hizmet karşılığının fatura edilişinin mermer bedeli karşılığı mı yoksa doğrudan hizmet bedeli karşılığı mı olduğu ve defterlere hangi surette işlendiği, davalının da bu ödemeleri defter ve kayıtlarına nasıl işlediği tek tek belirlenerek hizmet bedelinin nakit olarak ödendiğinin belirlenmesi ve bu durumun da süreklilik arz ettiğinin tespiti durumunda, taraflarca sözleşmenin 3. maddesinde belirtilen hizmet karşılığının mermer olarak değil, nakit olarak ödenmesi hususunda teamül oluştuğunun kabulü gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu, davalının, davacıya belli dönemlerde üretim ve bunun karşılığındaki davacı payının satışına göre nakit şekilde kısmi ödeme yaptığı, taraflar arasındaki ifa şeklinin değişmediği, davacı rızası ile ona düşen pay miktarındaki mermerin satılıp kendisine nakit olarak ödendiği, hizmet bedelinin nakit olarak ödeneceğine ilişkin herhangi bir teamülün oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemenin ikinci kararına karşı davacı vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: 1- 6100 sayılı HMK'nın 33. maddesi gereğince hakim Türk Hukuku'nu re'sen uygulayacağından maddi vakıaları ileri sürüp kanıtlamak taraflara, hukuki nitelendirme hakime aittir. Mahkemece, bozma ilamına uyulmuş, alınan bilirkişi raporlarında davacıya yapılan tüm ödemelerin nakdi olarak Türk Lirası üzerinden ödendiği tespit edilmiştir. Mahkemece, 24.09.2018 tarihli ek raporda belirtildiği üzere, sözleşmeye göre, ifa şeklinin üretimden belli oranda aynen ifa şeklinde belirlendiği, tarafların mali kayıtları, mail yazışmaları incelendiğinde, davacının danışmanlık ücretinin üretilen mermerden davacı payının satışı sonucu satış bedelinin verilmesi şeklinde gerçekleştiği, davalının, üretim miktarı, düşen pay ve satış tutarlarını davacı danışmana bildirerek ondan sözleşmede belirlenen miktar oranında ücret için fatura kesmesini istediği, satış tutarına göre ortalama %14 oranında ücret ödemesi aldığının anlaşıldığı, bütün bu yazışma ve mali işlem kayıtları incelendiğinde, davacı danışmanın ücret tutarının ve niteliğinin değiştirilmediği, üretime göre düşen pay miktarı şeklindeki ücretin satış bedelinin para olarak kısmen ödendiği, taraflar arasında nakdi ödeme konusunda teamül oluşmadığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmeye göre davacıya ödenecek danışmanlık ücreti üretilecek mermerin kademeli olarak belli yüzdesini oluşturmaktadır. Süreç içinde danışmanlık ücreti, mermer olarak değil, hakedilen mermerin bedeli olarak ödendiğine göre taraflar arasında bu yönde teamül oluşmuştur. 2- Bu durumda mahkemece; davacıya yapılan ödemelerin nakdi olarak yapıldığı göz önüne alındığında, taraflar arasındaki sözleşmenin üçüncü maddesinde düzenlenen ayni ödeme hükmünün değiştirildiği, bu nedenle davacının talep edebileceği danışmanlık ücretine ilişkin bedelin, taraflar arasındaki sözleşmedeki hükümlere göre tespit edilerek, alacak miktarının TL üzerinden tahsiline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine, 23.10.2024 gününde oy birliğiyle karar verildi.