Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2023/2834 E. 2024/1505 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/2834
- Karar No
- 2024/1505
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/552 E., 2023/162 K. HÜKÜM : Davanın Kısmen Kabulü Taraflar arasındaki İlk Derece Mahkemesinde görülen ve İstinaf incelemesinden geçen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, müvekkilinin ihale ile davalı Belediyenin özel güvenlik hizmetini üstlendiğini, davalı ... tarafından Sayıştay denetimi iddiasıyla 2016 yılı ilk altı ayı içinde çalışılmayan günlerde personele fazladan yol-yemek ücreti ödeme yapıldığı gerekçesiyle müvekkili şirketten 107.124,50 TL kesildiğini, söz konusu kesinti nedeniyle çalıştırılan personelin maaşlarından yol- yemek ücreti kesintileri yapılmak zorunda kalındığını, bu kesintiler nedeniyle şirketin şikayet edildiği ve iş müfettişleri tarafından incelendiği, tutanak tutulduğunu, bunun üzerine müvekkili şirket tarafından işçilere 107.124,50 TL ödeme yapıldığını, yine aynı rapor uyarınca toplu iş sözleşmesine göre işçilere ödenmesi gereken hastalık yardım, genel tatil ve gece çalışması ödemeleri olan toplam 85.990,87 TL daha ödemede yapıldığını, yapılan ödemelerden davalı ...’nin sorumlu olduğunu ileri sürerek toplam 193.115,37 TL alacağın avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; Anayasada açıkça Sayıştayın kesin hükümlerine karşı yargı yoluna başvurulamayacağının düzenlendiğini, kesintinin hukuka uygun olduğunu, davacı şirketin 85.990,87 TL tutardaki ödemesi ile ilgili sorumluluklarının bulunmadığını, bu tutarların tamamının TİS'den kaynaklanmadığını, TİS kaynaklı olmayan tutarlarla ilgili fiyat farkı adı altında ödeme yapılmasının mümkün olmadığını, ücretlerin TİS hükümlerine uygun olarak çalışanlara ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 09.05.2019 tarih ve 2018/294 Esas, 2019/216 Karar sayılı kararı ile, davacı şirketin hak edişlerinden kesilen 107.124,50 TL yemek ve yol bedellerinden ve işçilerin hastalık yardımı, genel tatil ve gece çalışma ücretleri olan 85.990,87 TL'den davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin 09.05.2019 tarih ve 2018/294 Esas, 2019/216 Karar sayılı kararı kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 02.04.2021 tarih ve 2019/2895 Esas, 2021/551 Karar sayılı kararı ile, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 23.11.2022 tarih, 2021/4360 Esas, 2022/5438 Karar sayılı ilamı ile, davacı yüklenicinin sözleşme imzalanırken işçilere toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre ödeme yapacağından haberdar olduğunu, davacı yüklenici tarafından toplu sözleşme kapsamında işçilere ödenen dava konusu ücretlerin hizmet sözleşmesi kapsamında olduğu, bu nedenle mahkemece 85.990,87 TL ödemeden davalı belediyenin sorumlu olduğu gerekçesiyle yanılgılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı yüklenici tarafından işçilere ödenen, SGK geçici iş göremezlik ödeneğinden kaynaklanan ücret farkı, 7,5 saati geçen gece çalışmasında % 60 zamlı ücret ödemesi ve bayram çalışmalarında her gün için 3 yevmiye ücret ödemesi farkı olan 85.990,87 TL’nin hizmet sözleşmesi kapsamında olduğu, bu nedenle bu miktardan davalı ... sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; Sayıştay ilamına uygun olarak yapılan kesintinin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğunu, kararın hatalı olduğunu temyiz sebepleri olarak ileri sürmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369/1. ile 370 ve 371. maddeleri 3. Değerlendirme 3.1. Mahkemece karar verildikten sonra temyiz aşamasında, davacı şirketin, 6102 sayılı TTK'nın 547. maddesine göre 16.11.2020 tarihinde terkin edildiği ve ihya kararının da bulunmadığı anlaşılmıştır. Ticaret sicilinden silinmek suretiyle hukuk alemindeki varlığı sona eren (münfesih) şirketin, yargılamada taraf ehliyeti bulunmamaktadır. Davadan önce veya dava devam ederken tüzel kişiliğin son bulması halinde, davaya devam edilmesine imkan yoktur. Taraf ehliyeti kamu düzeni ile ilgili olup, hakimin bu hususu resen de göz önünde bulundurması zorunludur. Ticaret Sicilinden terkinin, tüzel kişinin bizatihi kendisi hakkında sonuç doğurabilmesi için Ticaret Sicili Gazetesinde ayrıca ilanına da gerek bulunmamaktadır. Zira kural olarak yasada öngörülen istisnalar haricinde Ticaret Sicili Gazetesinde ilan kurucu değil, bildirici bir etkiye sahip olup, üçüncü kişilere karşı değişikliğin hüküm ifade ettiği tarih, ilan tarihine göre belirlenir ise de, tüzel kişinin kendisi yönünden değişikliğin hüküm ifade etmesi ilan şartına bağlanamaz. Ticaret sicilinden silinmekle tüzel kişiliği sona ermiş ve hukuk aleminden silinmiş olan şirketin, haklara sahip olması, borçlu kılınması ve temsilinin hukuken olanaklı olmadığı, bunun sonucu olarak, münfesih şirket adına tüzel kişiliğin sonra ermesinden önceki dönemlerle ilgili olsa dahi, hukuki işlem tesis edilemeyeceği, tesis edilen işlemlerin hukuki sonuç doğurmayacağı, hukuki sonuç doğurmayan, diğer bir ifadeyle hukuk düzeninde varlık kazanmayan işlemlerin, herhangi bir kişinin menfaatini ihlal etmesinin de söz konusu olamayacağı hususları dikkate alındığında, tüzel kişiliği sonra eren şirketin medeni haklardan yararlanma ve bu hakları kullanabilme ehliyeti son bulacağından, yargı mercileri nezdinde temsil edilmesi ve yargılamaya taraf olmasının da mümkün olamayacağı açıktır. Bu durumda mahkemece; davacı şirketin aktif dava ehliyeti bulunmadığının resen gözetilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle resen bozulması gerekmiştir. 3.2. Bozma nedenine göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle 1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının re'sen BOZULMASINA, 2. Bozma nedenine göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.