Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2022/4309 E. 2024/1403 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/4309
- Karar No
- 2024/1403
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1296 E., 2022/1124 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/848 E., 2019/317 K. KARAR 1-İlk derece mahkemesince, menfi tespit davasında tanık beyanlarında aldatma iddiasını ispatlayacak nitelikte bilgi bulunmadığı, davacının teklif ettiği yeminin davalı tarafından yerine getirildiği, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. 2-İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. 3-Bu karara karşı süresinde davacı vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Kamu düzenine aykırılık hallerinin re'sen gözetildiği, istinaf nedenleriyle sınırlı ve usulüne uygun olarak istinaf inceleme ve denetiminin yapıldığı; dosya içeriği, kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, yine; hileye dayalı olarak kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığının tespiti isteminde ispat yükü üzerinde olan davacının hileyi ispatlayamadığı anlaşıldığından davacı vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi kararına ilişkin davacı vekilinin tüm temyiz sebeplerinin reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 09.05.2024 tarihinde kesin olarak oy çokluğu ile karar verildi. KARŞI OY YAZISI 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre; Borçlu hamile yazılı bir senetten doğan alacağa karşı, ancak senedin geçersizliğine ilişkin veya senedin metninden anlaşılan def’ilerle, alacaklı her kim ise ona karşı şahsen sahip olduğu def’ileri ileri sürebilir (TTK 659/1). Borçlu ile önceki hamillerden biri arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ilerin ileri sürülmesi, ancak senedi iktisap ederken hamilin bilerek borçlunun zararına hareket etmiş olması hâlinde geçerlidir (TTK 659/2). Poliçe yanında genel hüküm olarak çek ve bono için de uygulanması mümkün olan bu hüküm nedeniyle maddedeki koşullar çerçevesinde şahsi def'ilerin ileri sürülmesi mümkün olduğu için kambiyo senedinin bedelsiz olduğunun ileri sürülebilmesi ve bu kapsamda menfi tespit davası açılabilmesi mümkündür. Senedin bedelsizliğinin ileri sürülebileceği 12.04.1933 gün 30/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da kabul edilmiştir. Bu karara göre, borç ikrarını içeren senet aleyhine delil ikamesi mümkün olup ikrarda borcun sebebi belli ise sebebin gerçekleşmediğini, eğer borcun sebebi belirlenmemiş ise önce bu senedin muayyen bir sebebi olduğunu, sonra da bu sebebin gerçekleşmediğini ispatlayabilir. Bu iddiasını yazılı delille kanıtlayamayan senet borçlusunun karşı tarafa bir yemin teklif etmeye hakkı vardır. Bu kararda yazılı delil ve yemin ile ispattan söz edilmiş ise de bedelsizliğin diğer kesin delillerle de ispatı mümkün olduğu için ticari defter ve ikrar deliliyle de bedelsizlik ispatlanabilecektir. Somut olayda taraflar arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi bulunmaktadır. Bu sözleşme gereğince davacıya bir bağımsız bölüm verilecek ise de sözleşmeye konu taşınmazın tapu kaydında davacının borçları nedeniyle takyidatlar bulunduğu için bunların yüklenici tarafından ödenerek takyidatların kaldırılması ve sonrasında bu bedellerin davacı tarafından ödenmesi amacıyla senetler alındığı da tarafların kabulündedir. Davacı kendisinin hile ile kandırılarak fazla senet alındığını iddia etmiş ve bu kapsamda mahkemece hilenin ispatlanıp ispatlanmadığı üzerinde durularak davanın reddine karar verilmiş ise de davacının dayandığı vakıalar aynı zamanda senedin bedelsizliği iddiasını da içermektedir. Bu durumda hilenin varlığı ispatlanmamış olsa bile verilen senedin bedelsiz olduğu iddiasının da mahkemece incelenmesi gerekir. Zira 6100 sayılı HMK'nın 33. maddesine göre hakim Türk hukukunu resen uygular. Bu nedenle mahkemece tarafların gösterdiği hukuki sebep ile bağlı olmaksızın somut uyuşmazlığa uygun olan hukuki müessese ve ilgili kanun hükümleri belirlenerek uyuşmazlığın doğru hükümlere göre çözümlenmesi gerekir. Bu açık düzenleme karşısında tarafların, iddia ve savunmalarının dayanağı olarak farklı bir yasa kuralına dayanmış olmaları veya uyuşmazlığın hukuki sebebini oluşturan yasa kuralına dayanmamış olmaları tarafların lehine veya aleyhine sonuç doğurmaz ve bu konuda usuli kazanılmış hak doğduğundan da söz edilmez. Genrek ilk derece mahkemesi kararı gerekse bölge adliye mahkemesi kararında davalının savunmaları; "Davalı vekili cevabında, davacının borcun temel ilişkisine dair iddia ve beyanlarda bulunduğunu, bu dava ile itiraz edilen senede takip sırasında itiraz edilmediğini, takibin kıymet taktirinin ve satış kararının kesinleştiğini, takip dayanağı senede ''senede karşı senetle ispat kuralı gereğince'' borçlu olmadığının yazılı delille kanıtlanması gerektiğini, davacının taşınmazının üzerinde bulunan takyidatlara ödeme yaptığını ve takip konusu senetleri de onun için aldığını, davacının da dairesi üzerinde bulunan takyidatların parasının davalı tarafından ödendiğini kabul ettiğini, bu hususta davacı ile davalı arasında herhangi bir ihtilaf bulunmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir." şeklinde özetlenmiştir. Bu beyanlarda davalı senedin alınma sebebini taşınmazdaki takyidatlar nedeniyle yapılan ödemeler olarak açıklamıştır. Davacının senedin bedelsizliği konusunda yazılı delili yok ise de cevaba cevap dilekçesinde davalının icra hukuk mahkemesi dosyasında ikrar niteliğini taşıyan beyanları olduğunu bildirmiştir. Davalı taraf da ikinci cevap dilekçesinde buna karşı beyanlarını bildirmiştir. Davalı taraf bu beyanlarında 300.000 TL bedelli senet dışındaki senetlerin taşınmazda takyidat konusu olan davacının borçları nedeniyle alındığını, 300.000 TL bedelli senedin ise bu borçlara yapılacak ödemeler nedeniyle davacıya bankadan çekilerek verilen 373.000 TL nakit para nedeniyle alındığı belirtmiş ancak ödeme için oğlunu da gönderdiğini belirtmek suretiyle kendi kontrolünde ödemelerin yapıldığını da ortaya koymuştur. Bu beyanlar ile senetlerin alınma nedeninin taşınmazdaki takyidata konu borçların ödenmesi olduğu ikrar edilmiş durumdadır. Bu durumda takyidata konu ödemelerin miktarı tüm senetlerin toplam miktarını aşmıyor ise aşmayan miktar ölçüsünde senetlerin bedelsiz olduğunun ispatlanmış olduğu kabul edilerek menfi tespit talebinin kabulü gerekecektir Mahkemece verilen karar ise bu kapsamda bir incelemeyi içermemektedir. Bu durumda davalının ikrar niteliğini taşıyan beyanları gözetilerek taşınmazdaki takyidata konu olan borçların kapsamı belirlenip ödenmiş olanların miktarı esas alınarak senetlerin toplam bedelinden düşülmek suretiyle bunu aşan kısım için 300.000 TL'lik senet yönünden bedelsizlik iddiasının ispatlanmış sayılacağı gözetilerek işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru olmamıştır.. Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan onama yönünde oluşan değerli çoğunluk görüşüne katılamıyorum