Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2021/6247 E. 2022/4855 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/6247
- Karar No
- 2022/4855
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi İLK DRC. MHK. : ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı olan bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen kararın temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili; müvekkili şirketin ... Kültür Merkezi Yeşil Alan Düzenlemesi ve Yeraltı Otopark Yapılması İşini ihale ile kazandığını, yer tesliminin yapıldığını, ancak davalının eylemleri nedeniyle güvenli çalışma koşullarının müvekkili şirketçe sağlanamadığını, işin büyüklüğü, yapım süresi ve yer altı otoparkı için 17 metrelere varan derin kazı yapılacak olması nedeniyle şantiye alanına hiç kimsenin izinsiz girmemesi gerektiğini ileri sürerek, iş sahasına ve şantiye alanına davalının yaptığı müdahalenin önlenmesine, bu kapsamda şantiye alanına koyduğu inşaat demirlerinin kaldırılmasına, müvekkili şirkete ait sorumluluk alanı sınırlarına konulan koruma korkuluk ve demir panolarına vaki müdahalenin men’ine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin şantiyesinde gerekli çalışma koşullarını sağlayabilmek için şantiye sahası ve şantiye önündeki yolun dar olması sebebiyle ... Büyükşehir Belediyesinden şantiye genişliği ile sınırlı olmak üzere yolu kullanma izni aldığını, karşılığında 23.01.2017 tarihinde 10.000,00 TL teminat yatırdığını, davacı tarafça müvekkili şantiye personeline şifahi olarak şantiye alanı ile ilgili uyarı yapıldıktan sonra müvekkiline ait tüm araçların ve malzemelerin davacının şantiye alanı olduğunu iddia ettiği bölgeden çıkarıldığını, davacının şantiye alanından işçi geçişinin de yapılmadığını, şu an müvekkilinin uyuşmazlık konusu şantiye çalışmasını bitirdiğini, davanın konusuz kaldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince, dava konusu alanda davalı tarafça yapıldığı ileri sürülen müdahalenin keşif sırasında sona erdirilmiş olduğunun belirlendiği, davalı şirketin, davacının çalışma alanı içerisine araç, makine ve demir koyma yetki ve izninin bulunmadığı, davalının aldığı iznin sadece kendi parseli için kazı ve hafriyat taşıma izni olduğunu, dava konusu alana malzeme koyma ve alanın kullanılmasına dair izin belgesinin dosyaya sunulmadığı, davalı tarafça dava karara bağlandıktan sonra 15/06/2021 havale tarihli dilekçesi ekinde sunulan kazı ruhsatı belgesi yasal süre içerisinde sunulmuş bir belge olmadığı gibi dava konusu alanın kullanılmasına ilişkin bir izni de içermediği, davanın açılmasına davalı tarafın sebebiyet verdiği anlaşıldığından konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davanın açılmasına sebebiyet veren davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, bölge adliye mahkemesince davalı vekilinin müdahalenin en geç cevabi ihtarname tarihinde sona erdirildiğine dair beyanı da dikkate alındığında davanın açıldığı tarih itibarıyla davacının dava açmakta haklı olduğu ve davanın açılmasına davalının sebebiyet verdiği gerekçesiyle istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve HMK 355. maddedeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş ve verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiş olmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 2-İlk derece mahkemesince, taraf vekillerinin beyan ve kabullerine göre dava konusu inşaata davalı tarafça yapıldığı ileri sürülen el atmanın sona erdirilmesi nedeniyle dava konusuz kaldığından, davanın açılmasına hangi tarafın sebebiyet verdiğini belirlemek amacıyla yargılamaya devam edilmiş, bilirkişi raporunda belirlenen dava konusu taşınmaz değeri üzerinden eksik harç tamamlatılmış ve konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, dava konusu el atmanın ön inceleme tutanağının imzalanmasından önce sona erdirilmiş olması nedeniyle karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 6/1 maddesine göre takdir ve tayin edilen 31.025,00 TL (62.050,00 TL'nin yarısı) vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Mahkemece dava dilekçesinde gösterilen dava değeri üzerinden davanın sonuçlandırılıp, davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin de buna göre hesaplanması gerekirken, harcı tamamlatılan miktar üzerinden belirlenen vekalet ücretinin yarısının davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru olmamıştır. Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13. maddesinde “Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin İkinci Kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (yedinci maddenin ikinci fıkrası, dokuzuncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile onuncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir” düzenlemesine yer verilmiştir. Buna göre dava dilekçesinde gösterilen dava değeri 10.000,00 TL üzerinden AAÜT gereğince hesaplanan nispi vekalet ücreti 1.500,00 TL’nin ½’si olan 750,00 TL nispi vekalet ücreti, 4.080,00 TL maktu vekalet ücretinin altında kaldığından mahkemece maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, 31.025,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi yerinde olmamış, kararın belirtilen gerekçe ile bozulması uygun görülmüş ise de, yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 370/2 maddesi uyarınca düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hüküm kısmının 6 nolu bendinin hüküm fıkrasından çıkartılmasına, yerine 6. bent olarak “Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre takdir ve tayin edilen 4.080,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine” cümlesinin eklenmesine, hüküm fıkrasının bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 19.10.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.