Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2023/1393 E. 2024/12128 K. – Nitelikli Yağma
Konu: Nitelikli Yağma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/1393
- Karar No
- 2024/12128
- Karar Tarihi
- Konu
- Nitelikli Yağma
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/469 E., 2022/1923 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294. maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301. maddesinin "Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, temyiz dilekçelerinde gösterilen hususlar ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun'un 288. ve 289. maddeleri kapsamında olduğu belirlenerek anılan sebebe yönelik yapılan incelemede;
Oluş ve dosya içeriğine göre; 2007 yılında alındığından bahsedilen senetler nedeniyle şikayetin 2018 yılında yapıldığı, sanıkların savunmalarında olay tarihinde katılanın abisi ... ile ortak iş yaptıklarını, katılanın da abisine kefil olduğunu, suça konu senetlerin kefalet amacıyla verildiğini savundukları, ...'nin şikâyet tarihinden önce öldüğü bu nedenle olaya ilişkin beyanının bulunmadığı, katılanın şikâyet beyanında senetleri sanıklara vermeden önce o tarihte yurt dışında olan abisi ile telefonla görüştüğünü ve abisinin "sen senetleri imzala, ben dönünce halledeceğim" dediğini beyan ettiği, hususları ile YCG 2017/6-1147 Esas, 2018/519 Karar sayılı ilamında yer alan "... Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate ya da herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir..." şeklindeki açıklamalar bir arada değerlendirildiğinde, savunmalarının aksini gösterir kuşkudan uzak, somut ve inandırıcı kanıt bulunmayan sanıklar hakkında yazılı şekilde mahkûmiyet hükmü kurulmuş olması;
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun'un 7165 sayılı Kanun ile değişik 304. maddesi gereğince, yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere dosyanın Söke 1. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na iadesine, 19.11.2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.