Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2012/15915 E. 2013/2667 K.

Konu: Yağma, Suç Eşyasının Kabul Edilmesi

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2012/15915
Karar No
2013/2667
Karar Tarihi
Konu
Yağma, Suç Eşyasının Kabul Edilmesi

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Yağma, Suç eşyasının kabul edilmesi HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: I-Sanık ... hakkında yağma suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde; Yağma suçunun silahla, birden fazla kişiyle birlikte işlendiğinin anlaşılması karşısında; TCK'nın 149. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin yanı sıra (c) bendi ile de uygulama yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Yasa koyucu, suç işlememiş olmasına karşın hakkında çeşitli nedenlerle ceza soruşturması yapılan ve bu süreçte kendisini yeterince savunamayacağı varsayılan bazı kişilerin yargılanmalarının adil yapılabilmesinin sağlanması ve bu durumda olan kişilerin ceza almamalarındaki toplumsal yararı gözeterek, istemleri olmasa dahi zorunlu olarak müdafii atanmasını düzenlemiştir. Bu duruma 5271 sayılı Yasanın 74/2 ve 150. maddeleri örnek olarak gösterilebilir. 5320 sayılı Yasanın 13/1. maddesinde, Ceza Muhakemeleri Kanunu gereğince soruşturma ve kovuşturma makamlarının istemi üzerine baro tarafından görevlendirilen müdafii ve vekile ücret ödeneceği, bu ücretin yargılama giderlerinden sayılacağı, 5271 sayılı CMK.nın 324. maddesinde yargılama giderlerinin neleri kapsayacağı ve aynı Yasanın 325. maddesinde de, bütün yargılama giderlerinin cezaya ya da güvenlik tedbirine mahkum edilen sanığa yükleneceğinin düzenlenmiş olmasına karşın, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6/3-c maddesinde, her sanığın kendini savunmaktan başka, kendisinin seçeceği ya da mali olanaklardan yoksun bulunuyor ve adaletin selameti gerektiriyorsa, mahkemece görevlendirilecek bir avukatın para ödemeksizin yardımından, yararlanma hakkına da sahip olduğu belirtilmiş ve TC.Anayasa'sının 90.maddesinin son fıkrasında usulüne uygun olarak yürürlüğe konulmuş uluslararası sözleşmelerin yasa gücünde olduğu, Anayasaya aykırılıklarının ileri sürülemeyeceği ve temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası sözleşmelerle yasaların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda uluslararası sözleşme hükümlerinin esas alınacağı belirtilmiştir. Anılan maddeye göre, hakim uyuşmazlıklarda, temel hak ve özgürlükleri düzenleyen ulusal yasalarla, uluslararası sözleşmelerin çelişmesi durumunda şüphesiz ki uluslararası sözleşme hükümlerine göre hareket etme durumundadır. Bu açıklamalar ışığında; Mahkemece 5271 sayılı Yasanın 150/3. maddesi uyarınca, sanığın savunmasını yapmak üzere zorunlu savunmanın görevlendirilmesi nedeniyle, savunmana ödenen avukatlık ücretinin, sanığa, yargılama gideri olarak yükletilmesine karar verilmesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6/3-c maddesindeki düzenlemeye açıkça aykırı olduğunun gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla CMUK'nun 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından “sanıklar için soruşturma ve kovuşturma aşamasında görevlendirilen müdafiler için öngörülen toplam 659 TL müdafilik ücretinin toplam yargılama gideri olan 1.378 TL den çıkarılarak yargılama gideri 1.378 TL yerine “720 TL” yazılmak suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, II-Sanık ... hakkında suç eşyasının kabul edilmesi suçundan kurulan hükmün incelenmesinde; Oluş ve dosya kapsamına göre, sanık ...'ün diğer sanık ...'la fikir ve eylem birliği içerisinde hareket edip yakınanları, yüzleştireceğinden bahisle 15-20 metre mesafede bulunan diğer sanık ...'ın yanına götürdüğü, sanık ...'ın cebindeki bıçağı çıkarıp yakınanlara göstererek cep telefonlarını aldıktan sonra sanık ...'e "para eder mi bunlar" diye sorması üzerine sanık ...'ün "bilmiyorum bakarız" dediği ve sanıkların suça konu cep telefonlarını birlikte satarak parasını da paylaştıklarının anlaşılması karşısında; sanığın eyleminin yağma suçlarını oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında ve kanıtların takdirinde yanılgıya düşülerek, yazılı biçimde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, sanık hakkında 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesinin gözetilmesine, 18.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2012/15915, K. 2013/2667, T. 18.02.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2012-15915-e-2013-2667-k-361e7e18ef5b