Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2011/20380 E. 2012/17395 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2011/20380
- Karar No
- 2012/17395
- Karar Tarihi
Hırsızlığa tam teşebbüs suçundan sanık ...'nin, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 491/3, 62, 522, 59, 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 4. maddeleri uyarınca 7.270.000 Türk lirası ağır para cezası ile cezalandırılmasına, 647 sayılı Kanun'un 6. maddesi gereğince cezasının ertelenmesine dair Akhisar Sulh Ceza Mahkemesinin 21/03/2003 tarihli ve 2002/1107 esas, 2003/248 sayılı kararının infazını müteakip, adı geçen hükümlünün talebi üzerine söz konusu hükümle ilgili arşiv kaydının silinmesine ilişkin Akhisar 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 19/04/2010 tarihli ve 2010/231 değişik iş sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 22/09/2011 gün ve 2011/11714/48020 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18/10/2011 gün ve KYB/2011/291290 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 02/11/2011 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi: Anılan Yazıda; (5352 sayılı Adlî Sicil Kanunu'nun geçici 2. maddesi 1. fıkrasında "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce toplanmış olsun veya olmasın, suç tarihi itibarı ile bu Kanunun yürürlük tarihinden önceki kayıtlar hakkında, 3682 sayılı Kanuna göre silinme yönünden koşulları oluşanlar silinir; diğer durumlar için bu Kanun hükümlerine göre işlem yapılır. Anayasanın 76. maddesi ile özel kanun hükümleri saklıdır." şeklindeki ve 2. fıkrasında "Birinci fıkra gereğince işlem yapılarak arşive alınan kayıtlar hakkında, 3682 sayılı Kanun'un 8' inci maddesinde öngörülen sürelerin dolduğu veya ertelenmiş olan hükmün esasen vaki olmamış sayıldığı hallerde bu tarih esas alınarak, Anayasanın 76. maddesi ve özel kanunlarda sayılan suç ve mahkûmiyetler dışındaki kayıtlar için ilgilinin, Cumhuriyet Başsavcılığının veya Adlî Sicil ve istatistik Genel Müdürlüğünün talebi üzerine hükmü veren mahkemece veya talep edenin bulunduğu yer asliye ceza mahkemesince arşiv kaydının silinmesine karar verilir." şeklindeki düzenleme nazara alındığında, sanığın mahkumiyetinin hırsızlık suçuna ilişkin olduğu anlaşıldığından, 5352 sayılı Kanunun geçici 2. maddesinin 2. fıkrası uyarınca mahkûmiyet hükmünün arşiv kaydından çıkarılmasının mümkün olmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması) Dairemizden istenilmiştir. TÜ R K M İ L L E T İ A D I N A Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, Dairemizce de benimsenen, 10.10.2006 günlü, 2006/186-209 sayılı kararında açıklandığı üzere; 5352 sayılı Adli Sicil Yasasının 4. maddesinde, adli sicile kaydedilecek bilgiler gösterilmiş, 9. maddesinde ise, adli sicil bilgilerinin silinmesi ve bunların arşiv kaydına alınması düzenlenmiştir. Buna göre, adli sicil bilgileri; cezanın veya güvenlik tedbirinin infazının tamamlanması, ceza mahkûmiyetini bütün sonuçlarıyla ortadan kaldıran şikâyetten vazgeçme veya etkin pişmanlık, ceza zamanaşımının gerçekleşmesi ya da genel af halinde Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce silinerek arşiv kaydına alınacaktır. Görüleceği üzere, adli sicil kaydının silinip, bilgilerin arşive alınması için infazın tamamlanması yeterli kabul edilmiştir. 5352 sayılı Adli Sicil Kanunun geçici 2.maddesine göre; suç tarihi itibariyle bu Kanunun yürürlük tarihinden önceki kayıtlar hakkında 3682 sayılı kanuna göre süre yönünden silinme koşulları olanlar silinir.” denilerek bu kanuna atıf yapılmıştır. Somut olaya gelince; 3682 sayılı yasanın 8.maddesinin b-fıkrasına göre, “hırsızlık suçlarında 10 yıl içinde evvelki ceza cinsinden veya daha ağır bir cezaya mahkum olunmaması durumunda adli sicil kaydının çıkartılabileceğinin düzenlendiği, aynı madde de ertelenmiş hükümlerde bu sürenin vaki olmamış sayıldığı halde başlayacağının belirtilmesi karşısında; sanık hakkında Akhisar Sulh Ceza Mahkemesince verilen 2002/1107 Esas, 2003/248 sayılı erteli Kararın 21.03.2003 tarihinde verildiği ve 22.04.2003 tarihinde kesinleştiği, bu durumda adli sicil kaydın çıkartılması için öngörülen sürenin karar tarihinden itibaren başlayacağı, göz önüne alındığında, belirtilen 10 yıllık yasal süre geçmediği halde, buna rağmen hükümlünün adli sicil kaydının “adli sicil kayıtlarından çıkarılmasına” karar verilmesinde yasal olanak bulunmamaktadır. Ayrıca 5271 sayılı CMK’nın 223. maddesine göre hüküm çeşitlerinden sayılmakla birlikte, esası çözmeyen adlî yargı dışındaki bir yargı merciine yönelik görevsizlik kararları ile hüküm niteliğinde olmayan yargılamanın durmasına dair kararlar ve diğer hâkim veya mahkeme kararları CMK'nın 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca yasa yararına bozulduğunda, kararı veren hakim veya mahkemece gerekli inceleme ve araştırma yapılacak, bu kabil kararların yasa yararına bozulmasının ilgililer aleyhine sonuç doğurmayacağı yolunda bir kurala Yasada yer verilmemesi nedeniyle, bu hususa bakılmaksızın yeni bir karar verilecektir. Yerel Mahkemenin istem sahibi ... hakkındaki mahkûmiyet bilgilerinin adlî sicil kaydından çıkartılmasına ilişkin kararı, 5271 sayılı CYY'nın 223. maddesinde yazılı hüküm türlerine dahil bulunmamakta, niteliği ve hasıl ettiği etki ve neticeleri itibariyle de infaz hukukuyla ilişkili bir mahiyet taşımaktadır. Bu itibarla yasanın 309/4-a maddesi kapsamında değerlendirilemeyecek böyle bir kararın yasa yararına bozulmasının ilgili aleyhine sonuç doğurması mümkündür. Ayrıca kararı veren mahkemece bozma doğrultusunda yeniden bir karar verilmesi de zorunludur. Bu değerlendirmeler ışığında; hırsızlık suçuna ilişkin mahkumiyet bilgilerinin adli sicil arşiv kaydından silinmesi isteğinin reddi yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet bulunmadığından, Akhisar 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 19.04.2010 tarih ve 2010/231 Değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi gereğince BOZULMASINA, Akhisar 1. Sulh Ceza Mahkemesince yeniden yargılama yapılarak bozma doğrultusunda karar verilmesi için dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.