Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2010/8008 E. 2012/5120 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2010/8008
Karar No
2012/5120
Karar Tarihi

Hükümlü ... hakkındaki İzmir 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 20/02/2007 tarihli ve 2003/888 esas, 2007/95 sayılı ilâmına konu 4 yıl hapis cezası ile İZMİR 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 04/12/2006 tarihli ve 2006/130-405 sayılı ilâmına konu 10 yıl hapis cezasının toplanması talebinin, her iki cezanın, suç tarihleri itibarıyla farklı kanunlara göre infaz edilmeleri gerektiğinden bahisle reddine dair İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 16/03/2009 tarihli ve 2009/252 değişik iş sayılı kararına karşı Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan itirazın kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına, hükümlünün cezalarının 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 99. maddesi gereğince toplanarak neticeten 14 yıl hapis cezası olarak infaz edilmesine, İZMİR 18. Asliye Ceza Mahkemesinin ilâmının infazında 647 sayılı Kanun hükümlerinin gözönünde bulundurulmasına ilişkin İZMİR 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 22/05/2009 tarihli ve 2009/395 değişik iş sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 02/02/2010 gün ve 2010/785/5561 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10/03/2010 gün ve 2010/25390 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 12/03/2010 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi: Anılan Yazıda; (Dosya kapsamına göre, Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 01/12/2008 tarihli ve 2008/7467-7631 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, farklı infaz hükümlerine bağlı cezaların içtimasının olanaklı olmadığı gözetilmeden itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması) Dairemizden istenilmiştir. TÜ R K M İ L L E T İ A D I N A Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısı ve incelenen dosya içeriğine göre; Hükümlü ... hakkında; İzmir 18.Asliye Ceza Mahkemesinin 2003/88 esas, 2007/95 sayılı kararı ile 21.02.2007 tarihinde işlemiş olduğu hırsızlık suçundan 4 yıl hapis cezası, İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/130 esas, 2006/405 sayılı kararı ile 09.10.2005 tarihinde işlemiş olduğu yağma suçundan 10 yıl hapis cezası verildiği, tüm kararların kesinleştiği, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı infaz Bürosunca 10.03.2009 tarihli yazı ile 5275 sayılı yasanın 99. ve 107. maddeleri gereğince, İzmir 9.Ağır Ceza Mahkemesinden içtima talebinde bulunulduğu, İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesince de 16.03.2009 tarihli 2009/252 Değişik iş kararı ile “Her iki hükme göre infaz edilecek ceza süreleri birbirinden faklı olması nedeniyle hapis cezalarının toplanmasının mümkün olmadığı, bu nedenle talebin reddine” karar verildiği karara karşı Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığınca 07.04.2009 gün ve 2009/5-271, 194 ilamat nolu yazı ile yapılan itiraz üzerine İzmir 11.Ağır Ceza Mahkemesinin 22.05.2009 tarihli 2009/395 değişik iş sayılı kararı ile vaki itirazın " 5275 Sayılı CGTİK'nın 99. maddesinde bir kişi hakkında hükmolunan her bir cezanın diğerinden bağımsız olup, varlıklarını ayrı ayrı koruyacağının ancak bir kişi hakkında başka kesinleşmiş hükümler bulunur ise 107. maddenin uygulanabilmesi yönünden mahkemeden bir toplama kararı isteneceğinin belirtildiği, bu hükmün emredici ve bağlayıcı nitelikte olduğu, 107. maddenin şartla tahliye yükümlülüklerini düzenlediği, dolayısıyla kanun koyucunun içtima ile ilgili düzenlemeyi 107. maddeden yani şartla tahliye düzenlemesinden önce 99. maddede yaptığı, dolayısıyla 99. maddedeki düzenlemeyi yaparken 107. maddede farklı infaz rejimine daha doğrusu farklı infaz sürelerine tabi cezaların mevcut olabileceğini öngörerek 99. maddedeki düzenlemeyi bilerek yaptığı, 99. maddede farklı infaz sürelerine tabi cezaların içtima edilemeyeceğine dair bir istisnaya yer verilmediği, dolayısıyla infaz süreleri farklı olan ilamların esasen farklı infaz rejimine tabi olduğundan söz edilemeyeceği, kaldı ki esasen ilamların içtimasının zorunlu olduğu zira ilamların içtima edilmemesi halinde ikinci olarak infaz edilecek ilamdaki yatılması gereken sürenin ilk infaz edilen ilamın bihakkın tahliye süresi içerisinde kalacağı ve yasanın amacına uygun düşmeyeceği gibi infaz hukukunun temel prensiplerine de aykırı olacağı, ilk suçun deneme süresinin ikinci suçun infaz süresinde kalacağı ve bunun da yasaya aykırı olacağı, yine bunun yanında Cumhuriyet Savcılığınca müddetname yapılırken içtimaya konu ilamlardaki cezaların 99. maddede belirtildiği üzere "her bir ilam varlıklarını ayrı ayrı koruyacaklarından müddetnamede yatması gereken sürelerin 1/4 veya 2/3 olarak ayrı ayrı hesaplanıp gösterilebileceği ve bu durumda herhangi bir karışıklığa yol açılmayacağı anlaşılmış, bu gerekçelerle ilamların içtima edilmesine ve itiraza konu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararının kaldırılmasına ve CMK'nın 271/2. maddesinin verdiği yetkiye-dayanarak ilamların İçtimasına” kesin olarak karar verildiğinin anlaşılması karşısında; Hükümlü hakkında tayin olunan hürriyeti bağlayıcı cezaların şartla tahliye süreleri ve infaz rejimlerinin farklı olması anılan yasa maddesinin uygulanmasına engel değildir. Cezaların infazındaki bu farklılık, şartla ve bihakkın tahliye tarihlerinin de farklı olmasını gerektirmeyecek, hükümlünün farklı süre ve rejimlere tabi her bir cezası açısından cezaevinde geçireceği sürelerin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından müddetnamede gösterilmesi yeterli olacak ancak yine toplam ceza süresi üzerinden tahliye tarihleri hesaplanacaktır. Bu itibarla, kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısı, incelenen dosya içeriğine göre, İZMİR 11. Ağır Ceza Mahkemesince verilip, kesinleşen 22.05.2009 tarih ve 2009/395 değişik sayılı kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, yerinde görülmeyen kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 21.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2010/8008, K. 2012/5120, T. 21.03.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2010-8008-e-2012-5120-k-a294247ece36