Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2010/5290 E. 2013/3611 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/5290
- Karar No
- 2013/3611
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Hırsızlık suçunu işlemek için müştekiye ait iş yerine kapı kilidini kırıp, içeriye giren sanıklar hakkında iş yeri dokunulmazlığını bozmak ve mala zarar vermek suçlarından zamanaşımı içerisinde yerinde işlem yapmak olanaklı kabul edilmiş, Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre, suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1) Sanık Abdullah Aygün hakkında kurulan hükümde, 5237 sayılı TCK'nın 35.maddesi ile 3/4 oranında indirim yapılırken 8 ay yerine 10 ay 20 gün hapis cezasına hükmedilerek fazla ceza tayini, 2) Daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması ve suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması durumunda uygulanabilecek olan 5237 sayılı TCK’nun 51. maddesi ile sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması ve suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, koşullarının varlığı halinde uygulanabilecek olan ÇKK’nun 23. maddesinin koşulları ve sonuçlarının aynı olmadığı; hükmolunan cezanın 3 yıl veya daha az süreli hapis olması veya adli para cezası olması halinde öncelikle yasal bir zorunluluk olarak 5395 sayılı Yasanın 23.maddesinde düzenlenmiş bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılma koşullarının bulunup bulunmadığı resen değerlendirilecek, olumsuz sonuca ulaşıldığı takdirde cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin 5237 sayılı Yasanın 50 ve 51.maddeleri yönünden değerlendirme yapılabilecektir. Hal böyle olunca; Anılan yasa maddeleri belli bir sıra içinde değerlendirilirken denetime olanak verecek bir biçimde yasal ve yeterli gerekçelerinin ayrı ayrı karar yerinde gösterilmesi gerektiği bir yasa normu olduğu dikkate alındığında; adli sicil kaydında sabıkası olmayan sanık Abdullah Aygün hakkında yasanın öngördüğü objektif ve subjektif koşulların değerlendirilmesi ile sonuca ulaşılması gerektiği gözetilmeden "Hükmedilen hapis cezasının ertelenmesine karar verildiği ve bu nedenle ÇKK.nın 23. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına" biçiminde yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile yazılı biçimde hüküm kurulması, 3) Sanık Abdullah Aygün hakkında kurulan hükümde,5237 sayılı TCK.'nun 50/3 fıkrası uyarınca 18 yaşından küçüklere verilen 1 yıldan az süreli hürriyeti bağlayıcı cezanın seçenek yaptırıma çevrilmesinin zorunlu olduğunun gözetilmemesi, 4) 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 11/1.maddesi gereğince,aynı Yasanın 5. maddesinde öngörülen koruyucu ve destekleyici tedbirlerin suça sürüklenen ve ceza sorumluluğu olmayan çocuklar bakımından uygulanabileceği gözetilmeden; somut olayda ceza sorumluluğu olan ve haklarında mahkumiyet kararı kurulan sanıklar Abdullah Aygün ve ... hakkında anılan Yasanın 5/1-a maddesinde yazılı tedbire hükmedilmesi, 4)Suç tarihinde 18 yaşından küçük olan sanıklar Abdullah Aygün ve ... hakkında, 5395 sayılı Yasa'nın 35/1. maddesi uyarınca sosyal inceleme raporunun aldırılmaması ve aynı Yasa'nın 3. fıkrası uyarınca sosyal inceleme raporu aldırılmama nedeninin gerekçeli kararda gösterilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar Abdullah Aygün ve ... savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 28.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.