Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2010/4030 E. 2013/930 K. – Yağma, Hürriyeti
Konu: Yağma, Hürriyeti Kısıtlama
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/4030
- Karar No
- 2013/930
- Karar Tarihi
- Konu
- Yağma, Hürriyeti Kısıtlama
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Yağma, hürriyeti kısıtlama HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: 16.10.2001 ve 26.10.2001 olan suç tarihlerinin gerekçeli karar başlığında eksik yazılması ve hüküm fıkrasının 2. maddesinde yakınanın isminin Veli Salah olarak olarak gösterilmesi, maddi hata kabul edilip yerinde düzeltilmesi olanaklı görülmüştür. I-Sanık hakkında hürriyeti kısıtlama suçundan kurulan hükmün incelenmesinde; Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, uyulan bozmaya, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 5237 sayılı Yasanın 53/3. maddesi göz ardı edilerek, 53/1-c bendinde belirtilen haklardan, sanığın mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmiş olması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla, CMUK’nın 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından, 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısım çıkarılarak, yerine “Sanığın, TCK’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına” cümlesi yazılmak suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, II-Sanık hakkında yağma suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesine gelince; Sanığın, kimliği tespit edilemeyen bir kişiyle birlikte yakınanı yağmalamaya karar verdiği, 16.10.2001 tarihinde beraberce yakınanı takip ederek otomobilini park ettiği sırada yanına geldikleri, silah çekerek araca binip sürmesini söyledikleri, yolda bu işi para için yaptıklarını beyan etmeleri üzerine, yakınanın sanık ve yanındaki kişiden kurtulmak amacıyla kasten bir araca çarptığı ve sanıkların yakalanma korkusuyla olay yerinden kaçtıkları, daha sonra 25.10.2001 ve 26.10.2001 tarihlerinde de mağduru birkaç kez telefonla arayarak tehdit edip 50 milyar para istedikleri olayda; sanığın yakınanı bir kez yağmalamak için kastını özgülediği, 50 milyar parayı almak amacıyla yanındaki kişiyle birlikte, değişik tarihlerde yakınana karşı tehdit kullandığının anlaşılması karşısında; Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 04.05.2010 tarih 2010/6-63 sayılı kararı ışığında suçun işleniş biçimi, olayın özelliği ve sanığın özgülenen kastı da gözetilmek suretiyle her iki eylemin bir bütün halinde tek bir yağma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı biçimde iki ayrı yağma suçundan hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 22.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.