Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2010/31869 E. 2013/20120 K. – Yağma
Konu: Yağma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/31869
- Karar No
- 2013/20120
- Karar Tarihi
- Konu
- Yağma
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Yağma HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: I-) Sanık ... hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesinde; Yasal şartları oluşmadığı halde, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 38/3. maddesinin uygulanması suretiyle eksik ceza tayini, karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Kasten işlemiş olduğu suç için hapis cezasıyla mahkûmiyetin yasal sonucu olarak sanığın, 5237 sayılı TCK’nın 53/1.maddesinin (a), (b), (c), (d), (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkûm olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından “53. maddenin uygulanmasına ” ilişkin bölüm çıkartılarak, yerine “Kasten işlemiş olduğu suç için hapis cezasıyla mahkûmiyetin yasal sonucu olarak sanığın, 5237 sayılı TCK’nın 53/1.maddesinin (a), (b), (c), (d), (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkûm olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına” cümlesi yazılmak suretiyle, eleştiri dışında, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, II-) Sanık ... hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince; Bir suçun birden fazla kişi tarafından işlenmesi halinde ceza sorumluluğu TCK'nın 37, 38, 39, 40 ve 41. maddeleriyle düzenlenmiştir. Mevcut normlar çerçevesinde bakıldığında iştirak halinden söz edilebilmesi için; birden fazla failin hedeflenen suç açısından belirli rolleri edinmiş olmaları gerekir, ancak edinilen bu rolün her fail için icrai olması da gerekmez, her bir hareket arasında nedensellik bağı bulunması yeterlidir, bir başka ifadeyle her bir suç ortağının hareketiyle netice arasında bir illiyet bağı bulunmalı ve bir şerik diğer şerikle aynı eylemi işlemeye yöneldiğini bilerek bu yönde bir irade ortaya koymalıdır. Bu irade ise yapılan fikir birliği uyarınca bir suçun icrasına başlandıktan sonra ortaya çıkacak tüm suç teşkil eden neticeleri de kapsayacak şekilde ve tüm suç ortakları için aynı olmalıdır. Zira TCK 37/1. maddesi uyarınca;“suçun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri, fail olarak sorumlu olur” hükmü gereğincedir ki, kanuni tanımda yer alan aynı fiilin gerçekleştirilmiş olması gerekmektedir. Failin işlediği eylem neyse, kural olarak, diğer şerikler, onunla bağlı, o eylemden sorumludur. Bu belirtilen hususların aksine, fikir birliği edilen ve bir suçun işlenmesi için zorunlu olan bir başka suç ya da hareketler dışındaki, yeni bir kastla işlenen ve irade dışındaki suçlardan fail dışındaki şerikler cezalandırılamayacaktır. Zira iştirak, bir kişi tarafından işlenebilen bir suçun, birden fazla kişinin aralarındaki anlaşma ve işbirliği yapmaları sonucunda gerçekleştirilmesi olarak tanımlanmaktadır. Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; Oluşa, kabule ve tüm dosya kapsamına göre; sanık ... ile yakınanın bir dönem birlikte yaşadıktan sonra bir nedenle ayrıldıkları, bir süre sonra sanık ...'ın tekrar birlikte yaşamak için yakınanı ikna etmeye çalıştığı, ancak yakınanın birlikte yaşamak teklifini geri çevirdiği, bunun üzerine sanığın yakınanın kendisine dönüşünü sağlamak için arkadaşı olan diğer sanık ...'dan yardım isteyerek yakınanın eve dönüşü sırasında saldırıp yaralamasını istediği, bu anlaşma gereği sanık ...'nın olay günü yakınan ...'nın evinin bulunduğu yerde beklemeye geçtiği, saat 03.15 sularında yakınanın olay yerine geldiği, evinin kapısını açmaya çalışırken sanık ...'nın yakınanın arkasından yaklaşıp saldırarak bacak bölgesine bıçak darbeleri vurduğu, yaşanan arbede sırasında yakınanın cep telefonunun yere düştüğü, sanığın cep telefonunu alıp giderken yakınanla boğuşmaya devam ettiği, ancak sanığın bir şekilde olay yerinden kaçtığı şeklinde somut olayın gelişip neticenlendiğinin anlaşılması karşısında; Sanıklar arasında yakınanı yaralamaktan ibaret olan suç işleme hususundaki fikir ve eylem birliği dışında, sanık ...'nin sonradan değişen kastla yakınanı yağmalamasına sanık ...'ın iştirak ettiğine dair bir delil bulunmadığı ve sanığın eyleminin yaralama suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde yağma suçundan hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 08.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.