Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2010/27956 E. 2013/18254 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/27956
- Karar No
- 2013/18254
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Oluş ve dosya içeriğine göre; suç tarihinde gündüz saat 14:00 sıralarında sol elinde cep telefonu ile konuşan yakınıcıya sanık ...'ın arkadan yaklaşarak elinden cep telefonunu almak istediği, yakınıcının bırakmaması üzerine, yaşı küçük sanık ...'in sağ tarafından çarparak dengesinin bozulmasına ve elinin gevşetmesini sağladığı ve bu durumdan yararlanan sanık ...'ın cep telefonunu alarak kaçtığının anlaşılması karşısında; sübutu halinde sanığın eyleminin yağma suçunu oluşturup oluşturmadığına ilişkin kanıtları takdir ve tartışma görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken duruşmaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ...'un temyiz itirazları yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle istem gibi BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesinin gözetilmesine, 24.09.2013 tarihinde Üye ...'un muhalefetine karşın oyçokluğuyla karar verildi. (Muhalif Üye) KARŞI OY: Mağdur soruşturma aşamasında, “Yolda yürürken cep telefonu ile görüştüğü sırada arkasından gelen bir şahsın telefonuna el attığını, telefonunu tutunca başka bir şahsın sağ tarafından kendisine çarptığını, dengesini kaybedince solunda bulunan diğer şahsın telefonu alıp ikisinin birlikte kaçtıklarını, arkalarından kovaladığını, yakalayamadığını”; kovuşturma aşamasında da önceki ifadesini tekrarlayarak, “Telefonunun alınması sırasında düşmediğini, sanıkların kendisine vurmadığını, yaralanmadığını, aralarında çekiştirme ve itişme olmadığını, kovalama sırasında başka çocuklara takılarak düştüğünü” söylemiştir. Sanık ..., 18 yaşından küçük olması nedeniyle evrakı tefrik edilen ve hakkında Çocuk Mahkemesine dava açılan diğer sanık ...’la birlikte atılı suçu işlemiş olup; kendilerini tanıyan asayiş ekiplerince tanındıklarından ve takip edildiklerinden bilahare yakalanmıştır. Sanığın eylemi sübuta ermiştir. Çoğunlukla aramızdaki uyuşmazlık suçun vasfındadır. Sanığı tanıyan ve tutanak tutan polis memurları gerek tuttukları tutanakta, gerekse tanık olarak alınan ifadelerinde, mağdura yönelik herhangi bir cebir, şiddet ve tehdit fiilinden söz etmemişlerdir. Mevcut deliller kapsamında somut olay değerlendirildiğinde, suça konu telefonun alınması sırasında mağdura karşı yağma suçunda olması gereken zor unsurunun gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. Sanığın amacı, mağdurun elindeki telefonu almaktır. Telefonun alınması sırasında, hakkındaki evrak ayrılan ve Çocuk Mahkemesine dava açılan diğer sanık tarafından mağdura hafifçe çarpılması, eylemi yağma boyutlarına götürmez. Sanığın eylemi, 5237 sayılı TCK’nın 142/2-b maddesine uyan nitelikle hırsızlık suçunu oluşturduğundan; çoğunluğun, yağma suçunun oluşup oluşmadığına ilişkin delillerin değerlendirilmesi için görevsizlik kararı verilmesi görüşüne katılmıyorum.