Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2010/26329 E. 2010/16384 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/26329
- Karar No
- 2010/16384
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Eskişehir 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 05.12.2007 gün 2005/524-2007/808 sayılı kararında, hükmün son kısmında yer alan yasa yolu açıklamasında, “temyiz süresinin” tefhimde hazır bulunan sanıklar savunmanı açısından “tefhim veya tebliğden” itibaren başlayacağı şeklinde bir yanlış anlamaya neden olacak ifadelere yer verilmek suretiyle, yasa yolu süresinin ne zaman başlayacağı konusunda sanıklar savunmanının yanıltılmış olduğu görülmektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 07.10.2008 gün 2008/1-192 esas ve 2008/214 sayılı ve benzer kararları ışığında; yanıltıcı tarzdaki yasa yolu açıklaması düzeltilmedikçe ve düzeltilmiş şekliyle ilgiliye tebliğ edilmedikçe hüküm kesinleşemeyeceğinden, 5271 sayılı CMK’nın 35. maddesi kapsamında geçerli bir bildirimde bulunulmadığı anlaşılan somut olayda kesinleşmiş bir hükümden bahsedilemez. Şu halde; tefhim tarihi 05.12.2007 olan gerekçeli kararın sanıklar savunmanına tebliğ edilmediği anlaşıldığından, sanıklar savunmanının 13.12.2007 tarihinde mahkemeye sunduğu temyiz isteminin süresinde olduğunun kabulü gerekmektedir. Yasaya uygun olmayan bu tefhim işlemi ile temyiz süresi işlemeye başlamayacağından, temyiz isteminin süresinde yapıldığı kabul edilerek, Eskişehir 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 14.12.2007 gün 2005/524-2007/808 sayılı temyiz isteminin reddi kararı kaldırılarak yapılan incelemede; A- Sanıklar ... ve ... hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesinde; Sanıkların eylemine uyan 765 sayılı TCY’nın 491/3-son. maddesinde tanımlanan hırsızlık suçunun 765 sayılı TCK’nun 102/4.maddesinde belirtilen 5 yıllık zamanaşımına tabi oluşu ve suçun işlendiği 29.12.2002 tarihinden incelemenin yapıldığı tarihe kadar aynı Yasanın 104/2.maddesinde belirtilen 7 yıl 6 aylık sürenin geçmiş bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... savunmanının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK'nun 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle, DÜŞMESİNE, haklarında verilen hüküm kesinleştirilerek infaza verildiğinden, sanıklar ... ve ...’in anılan hüküm nedeniyle cezalarının infazına başlanmışsa ve başka suçtan hükümlü veya tutuklu değillerse tahliyelerine, gereğinin yapılması için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına, B- Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik temyize gelince; Katılan ...’un aşamalardaki anlatımına göre, “… cep telefonumun olmadığını fark edince hemen dışarı çıkıp baktığımda bu gelen üç şahsın birlikte koşarak kaçtıklarını görünce bende geçit istikametine doğru koşmaya başladım… sokak içerisinde ... isimli şahsı arkasından montundan tutarak yakaladım… birden bana doğru yönelerek el hareketi ile seni delerim beni bırak dedi…” şeklindeki anlatımı karşısında; sübutu halinde eyleminin 765 sayılı TCY’nın 495/2. maddesi yollamasıyla aynı Yasanın 495/1. maddesindeki yağma suçunu oluşturup oluşturmayacağına dair kanıtları takdir ve tartışmanın üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olacağı gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, duruşmaya devamla yazılı biçimde karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazı ile tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, 25.10.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.