Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2010/15008 E. 2013/5395 K. – Hırsızlık, Mala
Konu: Hırsızlık, Mala Zarar Verme
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/15008
- Karar No
- 2013/5395
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık, Mala Zarar Verme
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık, mala zarar verme HÜKÜM : Kısmen Mahkumiyet, Kısmen şikayetten vazgeçme nedeniyle Düşme Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre, suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1- Kolluk görevlileri tarafından düzenlenen 29.08.2009 tarihli tutanak içeriğine ve olayı görüp alarmın çalması üzerine gelen polisleri bilgilendirdiğini söyleyen tanık ...’in soruşturma aşamasında alınan ifadesi dikkate alındığında; sanık ve suç arkadaşının işyerinden çıkıp polisleri gördükleri ve çaldıkları eşyayı yere attıkları aşamada, kesintisiz takip olup olmadığı araştırılıp, sonucuna göre kesintisiz takip olduğunun anlaşılması halinde hırsızlık suçunun kalkışma aşamasında kaldığı ve bu nedenle hakkında 5237 sayılı TCK’nın 35/2. maddesinin uygulanması gerektiği düşünülmeden, eksik inceleme ile yazılı biçimde hüküm kurulması, 2- Hükmün açıklandığı 26.10.2009 tarihli son oturumda; mağdurun, “Diğer sanık ...’in babası zararımı karşılayacağını söylemişti, verirse alırım, vermezse de önemi yok, camın bedeli ödenmezse de olur, şikayetçi değilim” biçiminde beyanda bulunduğunun anlaşılması karşısında; mala zarar verme suçu yönünden, “Kırılan camın bedeli ödenmese de olur” demek suretiyle etkin pişmanlık hükmünün uygulanmasına yönelik olumlu irade beyanında bulunduğu, bu açıklama üzerine zararın tazmin edilmesine gerek olmadığını belirttiği için tazmin olanağının da ortadan kalktığı; oturumda hazır bulunan sanık ...’ın da bu açıklamaya karşı duruşunun bulunmadığı ve özür dilemek suretiyle pişmanlık iradesi sergilediği dikkate alındığında; sanık için mala zarar verme suçu yönünden 5237 sayılı TCK’nın 168/2. maddesi ile uygulama yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ...’ın temyiz itirazları ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 18.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.