Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2010/1446 E. 2013/22681 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/1446
- Karar No
- 2013/22681
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Kasıtlı suçtan hükümlülüğü bulunan hükümlü hakkında, 5271 sayılı CMK’nın 231.maddesinin uygulama olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede: Balıkesir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.3.2002 gün, 1999/1681 Esas ve 2002/176 Karar sayılı hükümlülük kararının hükümlü ... yönünden temyiz edilmeksizin kesinleştiği, anılan kararın aynı dosyada sanık olan ..., ... ve ... savunmanının yasal süresi içerisindeki temyizi üzerine Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 11.10.2005 günlü kararı ile diğer bozma nedenlerinin yanı sıra 5237 sayılı Yasa hükümleri uyarınca değerlendirme yapılması için,“diğer yönleri incelenmeyen hükmün bozulmasına, bozmadan hükmü temyiz etmeyen sanık ...'ın da yararlanmasına” denilerek bozulmasına karar verildiği ve Mahkemece yeniden yargılama yapılarak bozmaya uyulup, bozma ilamından hükmü temyiz etmeyen diğer sanık ... da yararlandırılarak 13.2.2007 günlü kararın verildiği anlaşılmışsa da; 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nın 325. maddesinin düzenleniş amacı, aynı hükümle cezalandırılan sanıklar hakkında birbiriyle çelişen hükümlerin verilmesinin engellenmesi ve temyiz yoluna başvurmayanlar aleyhine doğabilecek adaletsizlikleri önlemektir. Anılan maddenin uygulanabilmesi için; aynı mahkemece aynı kararla birden çok sanığın hükümlendirilmesi, sanıkların fiilinde bağlantı bulunması, hükmün Cumhuriyet savcısı, katılan veya sanıklardan bir veya birkaçı tarafından ve sanıkların tümünü kapsamayacak şekilde temyiz edilmiş olması, hükmün cezanın belirlenmesinde hukuka aykırılık nedeniyle sanık yararına bozulması ve bu bozmanın hükmü temyiz etmeyen veya kendileriyle ilgili temyiz bulunmayan sanıklara da uygulanma olanağına sahip olması gerekecektir. Suç unsurlarının oluşmaması, fiilin suç olmaması, cezanın azaltılması veya ortadan kaldırılmasını gerektiren nedenler de cezanın belirlenmesinde hukuka aykırılık olarak değerlendirilebilecektir. Bu nedenle hükmün diğer yönleri incelenmeden bozulmasından, hükmü temyiz etmeyen sanıkların yararlanma olanağı bulunmadığı gibi somut olayda 1412 sayılı CMUK’nın 325. maddesinin uygulama koşullarının da bulunmadığı, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 günlü, 2007/125-186 sayılı ve benzer kararlarında açıklandığı üzere; adı geçen hükümlü hakkında temyiz edilmeksizin kesinleşen ilk hüküm, ancak suç tarihinden sonra yürürlüğe giren yasalar yönünden talep üzerine yada resen uyarlama yargılamasının konusu olabilir ve genel yargı ile uyarlama yargısı birlikte yürütülemez. Yukarıdaki açıklanan nedenlerle, bozma ilamı sonrasındaki yargılamanın, temyiz olunmaksızın kesinleşmesi nedeniyle lehe Yasanın belirlenmesine ilişkin olduğu kabul edilen hükümlü ... hakkındaki uyarlama yargılaması ile genel hükümlere göre hakkındaki yargılama süren sanıklar ...,... ve ... hakkındaki davanın, farklı hükümlere bağlı olması ve birlikte görülemeyeceği gözetilip, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesi uyarınca adı geçen hükümlü hakkındaki davanın ayrılmasına karar verildikten sonra uyarlama yapılması zorunluluğunun gözetilmemesi, sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-Hükümlünün eylemlerinin,5237 sayılı TCY'nın 142.maddesinin 1.fıkrasının hangi bendini ihlal ettiğinin hükümde gösterilmemesi, 2-5237 sayılı TCY’nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCY’nın 492/1-son maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu,hırsızlık suçunun,gece vakti birden fazla kişi tarafından birlikte mağdurlar ... ve ...'e ait iş yerlerine girilmek suretiyle işlenmiş olması nedeniyle; eylemin 5237 sayılı Yasanın 142/1-b maddesinde belirtilen hırsızlık suçunun yanı sıra anılan Yasanın 116/2-4,119/1-c maddelerinde düzenlenen iş yeri dokunulmazlığını bozma suçlarını da oluşturduğu gözetilmeden bu konuda değerlendirme yapılmaması, 3- Hükümlünün suçu işlemeye önceden karar vererek el ve işbirliği içinde eyleme katıldığının anlaşılması karşısında; mağdur ...'e yönelik eylemi nedeniyle 5237 sayılı TCY'nın 37/1.maddesi yerine 39.maddesi ile uygulama yapılması, 4- 5237 sayılı TCY'nın 145. maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının, 765 sayılı TCY’nın 522. maddesindeki “hafif “ veya “pek hafif” ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığının” 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi, olayın özelliği ve sanığın kastı da gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak da gerekiyorsa ceza vermekten vazgeçebileceği ölçüdeki düşük değerler esas alınmak, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanmak koşuluyla uygulanabileceği düşünülmeden, bu maddeye düzenleniş amacının dışında yorumlar getirilerek hükmolunan cezalardan indirim yapılması, 5-Hükümlünün, TCY’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen hükümlü hakkında uygulanmamasına karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması, 6- 18.3.2002 tarihli ilk hükümde cezaların ertelenmesine karar verildiği halde,uyarlama kararında erteleme yapılmaması suretiyle hükümlünün kazanılmış hakkının ihlali, 7-5252 sayılı Yasanın 9/3.maddesi uyarınca, hükümlü yararına olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, dosya içeriğine göre hükümlünün mağdur ...'e yönelik eylemine uyan 765 sayılı TCY’nın 492/1-son, 522 (pek hafif), 647 sayılı Yasanın 6.maddeleriyle 5237 sayılı Yasanın 142/1-b, 143, 51, 53; 116/2-4, 119/1-c, 53.maddeleri uyarınca; mağdur ...'e yönelik eylemine uyan 765 sayılı TCY’nın 492/1-son, 522 (pek hafif), 65/3, 647 sayılı Yasanın 6.maddeleriyle 5237 sayılı Yasanın 142/1-b, 143, 51, 53; 116/2-4, 119/1-c, 53.maddeleri uyarınca uygulama yapılıp her iki Yasaya göre denetime olanak sağlayacak şekilde uygulanan Yasa maddeleriyle verilmesi gereken cezalar ayrı ayrı tespit edilip sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan yasa belirlenerek uygulama yapılması gerekirken, yazılı şekilde uygulama yapılması, Bozmayı gerektirmiş, hükümlü ... savunmanının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle istem gibi BOZULMASINA, infaz aşamasında verilen uyarlama kararlarının kazanılmış hak oluşturmayacağının gözetilmesine,11.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.