Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2010/1046 E. 2013/25319 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2010/1046
Karar No
2013/25319
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Kısmen Mahkumiyet, Kısmen Beraat Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: I-Sanıklar ... ve ... hakkında kurulan hükmün incelenmesinde; Sanıklar ... ve ...'nun atılı suçtan beraatlerine ilişkin Elazığ 1.Sulh Ceza Mahkemesinin 30.10.2002 tarih, 2000/1127 Esas ve 2002/1321 Karar sayılı önceki hükmünün temyiz edilmeksizin kesinleştiği, aynı dosyada sanık olan ...'a ilişkin ilk hükmün, anılan sanık tarafından temyiz edilmesi ve Yargıtay 7.Ceza Dairesinin 13.7.2005 günlü kararı ile 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’ya göre lehe yasanın yeniden saptanması zorunluluğundan bozulması üzerine, hakkında hüküm kesinleşmiş olan ... ve ...'nun tekrar yargılanma sürecine dahil edilerek, 2. hükmün kurulduğu anlaşılmaktadır. Kurulan bu ikinci hüküm, hukukî değerden yoksun ve yok hükmünde olduğundan, hukuken varlık kazanmayan bir kararın temyiz davasına konu edilmesi de mümkün değildir. Bu nedenlerle; ... ve ... hakkında yeniden kurulan 2. hükme yönelik, konusu bulunmayan temyiz itirazının 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi yollaması ile CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE; II-Hükümlü ... hakkında kurulan hükmün incelenmesine gelince; Elazığ 1.Sulh Ceza Mahkemesinin 30.10.2002 tarih, 2000/1127 Esas ve 2002/1321 Karar sayılı hükümlülük kararının sanık ... yönünden temyiz edilmeksizin kesinleştiği, anılan kararın sanık ... tarafından yasal süresi içerisinde temyizi üzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 13.7.2005 günlü kararı ile, 5237 sayılı Yasa hükümleri uyarınca değerlendirme yapılması için, “diğer yönleri incelenmeyen hükmün bozulmasına, bozmanın hükmü temyiz etmeyen sanık ...'a da sirayet ettirilmesine” denilerek bozulmasına karar verildiği ve Mahkemece yeniden yargılama yapılıp bozmaya uyulup, bozma ilamından hükmü temyiz etmeyen diğer sanık ...'da yararlandırılarak 8.3.2007 günlü kararın verildiği anlaşılmışsa da; 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nın 325. maddesinin düzenleniş amacının, aynı hükümle cezalandırılan sanıklar hakkında birbiriyle çelişen hükümlerin verilmesinin engellenmesi ve temyiz yoluna başvurmayanlar aleyhine doğabilecek adaletsizlikleri önlemektir. Anılan maddenin uygulanabilmesi için; aynı mahkemece aynı kararla birden çok sanığın hükümlendirilmesi, sanıkların fiilinde bağlantı bulunması, hükmün Cumhuriyet savcısı, katılan veya sanıklardan bir veya birkaçı tarafından ve sanıkların tümünü kapsamayacak şekilde temyiz edilmiş olması, hükmün cezanın belirlenmesinde hukuka aykırılık nedeniyle sanık yararına bozulması ve bu bozmanın hükmü temyiz etmeyen veya kendileriyle ilgili temyiz bulunmayan sanıklara da uygulanma olanağına sahip olması gerekecektir. Suç unsurlarının oluşmaması, fiilin suç olmaması, cezanın azaltılması veya ortadan kaldırılmasını gerektiren nedenler de cezanın belirlenmesinde hukuka aykırılık olarak değerlendirilebilecektir. Bu nedenle hükmün diğer yönleri incelenmeden bozulmasından, hükmü temyiz etmeyen sanıkların yararlanma olanağı bulunmadığı gibi, somut olayda da 1412 sayılı CMUK’nın 325. maddesinin uygulama koşullarının bulunmadığı, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 günlü, 2007/125-186 sayılı ve benzer kararlarında açıklandığı üzere; adı geçen hükümlü hakkında temyiz edilmeksizin kesinleşen ilk hüküm, ancak suç tarihinden sonra yürürlüğe giren yasalar yönünden talep üzerine yada resen uyarlama yargılamasının konusu olabilir ve genel yargı ile uyarlama yargısı birlikte yürütülemez. Yukarıdaki açıklanan nedenlerle, bozma ilamı sonrasındaki yargılamanın, temyiz olunmaksızın kesinleşmesi nedeniyle lehe Yasanın belirlenmesine ilişkin olduğu kabul edilen hükümlü ... hakkındaki uyarlama yargılaması ile genel hükümlere göre hakkındaki yargılama süren sanık ... hakkındaki davanın, farklı hükümlere bağlı olması ve birlikte görülemeyeceği gözetilip, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesi uyarınca adı geçen hükümlü hakkındaki davanın ayrılmasına karar verildikten sonra, uyarlama yapılması zorunluluğunun gözetilmemesi, sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak, 1-Hükümlünün, temyiz edilmeksizin kesinleşen Elazığ 1.Sulh Ceza Mahkemesinin 30.10.2002 tarih, 2000/1127 Esas ve 2002/1321 Karar sayılı ilamı ile 765 sayılı TCY'nın 491/5, 522, 59.maddeleri uyarınca iki kez 10 ay 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, içtima neticesinde bulunan 20 ay 50 gün hapis cezasının 647 sayılı Yasanın 6.maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği; uyarlama yargılamasının, kesinleşmiş mahkumiyet hükmünde sonradan yürürlüğe giren ve lehe hükümler içeren kanun uyarınca değişiklik yapılmasına yönelik yargılama faaliyeti olduğu; 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca, hükümlü yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı, sonradan yürürlüğe giren kanunun ilgili bütün hükümlerinin uygulanması sonucu ortaya çıkan sonucun, kesinleşmiş ilamdaki sonuçtan lehe olduğunun tespiti halinde sonradan yürürlüğe giren kanun uyarınca yeniden hüküm kurulacağı, aksi halde uyarlama isteminin reddine karar verileceği; temyiz edilmeksizin kesinleşen 30.10.2002 tarihli hükümde eylemin iki ayrı hırsızlık suçunu oluşturduğunun kabul edildiği, ancak gerçekte suçun tek olduğu, bu aykırılığın uyarlama yargılamasında giderilemeyeceği, ancak kanun yararına bozma konusu olabileceği gözetilmeden, kesinleşmiş önceki hükümde değişiklik yapacak şekilde yazılı biçimde karar verilmesi, 2- Suçun niteliği, cezanın türü ve süresine göre; hükümden sonra yürürlüğe giren vaki değişiklikler karşısında; 5271 sayılı CMK’nın 231.maddesi gereğince hükümlünün hukuki durumunun değerlendirilmesi zorunluluğu, Kabul ve uygulamaya göre de, 3- 30.10.2002 tarihli ilk hükümde 765 sayılı TCY'nın 59. ve 647 sayılı TCY'nın 6.maddesi uyarınca uygulama yapıldığı halde, uyarlama kararında anılan maddelerin uygulanmaması suretiyle hükümlünün kazanılmış hakkının ihlali, Bozmayı gerektirmiş, hükümlü ... savunmanının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle istem gibi BOZULMASINA, infaz aşamasında verilen uyarlama kararlarının kazanılmış hak oluşturmayacağının gözetilmesine, 9.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2010/1046, K. 2013/25319, T. 09.12.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2010-1046-e-2013-25319-k-c3fbf127e0d3