Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2009/5494 E. 2011/45320 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2009/5494
- Karar No
- 2011/45320
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1- Suç tamamlandıktan sonra failin pişman olması durumunda suç sonunda elde edilen eşyanın iade edilerek veya mağdurun zararının giderilmesi halinde etkin pişmanlıktan söz edilecektir.Anılan koşul yerine getirilirken duyulan pişmanlığın mutlaka sözle ifade edilmesi zorunluluğu bulunmayıp söz ve/veya davranışlar yoluyla ifade edilmesi olayın özelliğine göre olanaklı olabilecektir. İade veya tazmin hususunun gerçekleşmesi fail tarafından suçun kabul edildiği anlamına da gelmez, yeter ki failin iadeyi serbest iradesiyle gerçekleştirdiği ... olsun. Fail veya ortağı iade veya tazmini doğrudan mağdura yapacakları gibi mağdura ulaştırması muhtemel kişiler aracılığı ile de mağdura veya mağdura ulaştırması muhtemel kişilere de yapılmasının olanaklı olduğu, iadenin kabul edilmemesinin düşünülemeyeceği yasa normu gereği olduğu dikkate alınarak somut olaya gelince; Dosya kapsamındaki 9.8.1994 tarihli saat 01.50’de düzenlenen olay yakalama ve zaptetme tutanağına göre, hükümlü dışında suça katılan diğer sanıkların şüphe üzerine yakalandıklarında hükümlü ...’in ev adresini göstererek aynı gün saat 02.00 sıralarında evinde yakalanmasını sağladıkları, aynı tarihli yer gösterme tutanağına göre ise hükümlü ... ve diğer şahısların ayakkabıları çaldıkları yeri göstererek yakınana iadesini sağladıkları tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, suç ./.. -2- tamamladıktan sonra failin duyduğu pişmanlığı anılan davranışlar yoluyla ifade etmesinin, olayın özelliğine göre iade iradesi olarak değerlendirilmesi gerektiği dikkate alındığında, şahsi bir hal olan etkin pişmanlığın olayda şartlarının gerçekleştiğinin anlaşılması karşısında, koşulları oluştuğu halde, lehe yasanın tespiti sırasında 5237 sayılı TCK’nın 168/1. maddesiyle uygulama yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, 2- 5237 sayılı TCK.nun 7/2 ve 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddeleri uyarınca sanık yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkacak sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilip, anılan Yasanın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCY.nın 492/1-son, 81/2 maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu; sanığın eyleminin, 5237 sayılı TCK.nun 142/1-b, maddesine uyan hırsızlığın yanı sıra, aynı yasanın 116/4,119/1-c maddelerine uyan geceleyin birden fazla kişiyle konut dokunulmazlığını bozma suçunu da oluşturduğu, bu suç yönünden CMK.nın 253 ve 254. maddelerinde öngörülen uzlaşma hükümlerinin uygulanma olanağı değerlendirilip sonucuna göre, 765 sayılı TCY ile 5237 sayılı TCY’nın ilgili maddeleri uyarınca denetime olanak verecek şekilde ayrı ayrı uygulamalar yapılıp cezalar belirlenip, sonuç cezaların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe olan Yasanın belirlenmesi zorunluluğu, Bozmayı gerektirmiş, hükümlü ... savunmanının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 15.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. ...