Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2009/1951 E. 2010/342 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2009/1951
Karar No
2010/342
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Sanıklar ... ve ...’un önceden kasıtlı suçtan hükümlülüğü bulunması nedeniyle, hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562.maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nun 231.maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulama olanağı bulunmadığı anlaşılmış; 21/01/2002 olan suç tarihinin karar başlığında 02/01/2002 olarak yanlış yazılması, yerinde giderilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir. I- Sanık ... hakkında kurulan hükmün incelenmesinde: 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca, sanık yararına olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, 5237 sayılı Yasaya göre hırsızlık ve konut dokunulmazlığını bozma suçlarını oluşturan eylem nedeniyle uygulama yapılıp, her iki Yasaya göre denetime olanak sağlayacak şekilde uygulanan Yasa maddeleriyle, verilmesi gereken cezalar ayrı ayrı tespit edilip, sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan yasa belirlenip uygulama yapılması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, mahkemece yanlış niteleme ile 765 sayılı Yasaya göre kurulan hükmün sanık lehine olduğu anlaşılmakla sonuca etkili olmadığından; Kilitli kapı kırılarak para kasasının çalınması biçiminde gerçekleşen hırsızlık suçunun 765 sayılı TCK’nun 493/1. maddesine uyduğunun gözetilmemesi, para kasasının sanığın egemenlik alanına sokularak inşaata götürülmesi ile suçun tamamlanmış olmasına karşın, kalkışma hükümlerinin uygulanması, takdiri indirim sırasında hesap hatası yapılarak cezanın 1 yıl 4 ay 20 gün yerine eksik belirlenmesi, sanığın İzmir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 1997/1364-1998/684 sayılı ilamı ile tekerrüre esas hükümlülüğü bulunduğu halde hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmaması; karşı temyiz olmadığından, bozma nedeni yapılmamış, Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış; diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 5271 sayılı CMK’nun 326/2. maddesine göre iştirak halinde suç işleyen sanıkların neden oldukları yargılama giderlerinden ayrı ayrı sorumlu tutulmaları yerine müştereken ve müteselsilen tahsile karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından yargılama giderlerinin “müştereken ve müteselsilen” alınmasına ilişkin bölüm çıkartılarak yerine “sanıkların neden oldukları yargılama giderlerinden ayrı ayrı sorumlu tutulmalarına” kelimelerinin yazılması suretiyle eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, II-Sanık ... hakkında kurulan hükmün incelenmesinde: 1- Suça konu kasa üzerinden elde edildiği iddia edilen parmak izi ile buna ilişkin mukayese tablosu ve raporun dosya içinde olmadığı, sanığın suçlamayı kabul etmediği, sanık ...’nında atılı suçu tek başına işlediğini savunmuş olduğunun anlaşılması karşısında; olayın tek delili olan ve kasa üzerinden elde edildiği iddia edilen parmak izi ile mukayese tablosu ve raporunun dosya içerisine getirilerek, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi zorunluluğu, 2-Kabule göre de; a-5237 sayılı TCK.nun 7/2 ve 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddeleri uyarınca sanık yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkacak sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilmeyip, 5237 sayılı yasaya göre verilmesi gereken ceza belirlenmeden denetime olanak vermeyecek şekilde hüküm kurulması, b-Kilitli kapı kırılarak para kasasının çalınması biçiminde gerçekleşen hırsızlık suçunun 765 sayılı TCK’nun 493/1. maddesine uyduğunun gözetilmemesi, c-Para kasasının sanığın egemenlik alanına sokularak inşaata götürülmesi ile suçun tamamlanmış olmasına karşın, kalkışma hükümlerinin uygulanması, d-Sanığın eylemine uyan 765 sayılı TCY’nın 493/1, 522, 81/2.maddelerine göre, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY.nın aynı suça uyan 142/1-b, 143, 116/1-4, 119/1-c maddelerinde öngörülen özgürlüğü bağlayıcı cezanın alt ve üst sınırları bakımından, anılan Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3.maddeleri ışığında sanık hakkında konut dokunulmazlığını bozma suçuyla ilgili hüküm tarihinde yürürlükte olan 5271 sayılı CMK’nun 253 ve 254. maddelerinde öngörülen uzlaşma hükümlerinin uygulanması durumda; 5237 sayılı Yasa hükümleri; uzlaşma hükümlerinin uygulanamaması halinde, 765 sayılı Yasa hükümlerinin sanık yararına olduğunun gözetilmesi zorunluluğu, e- 765 sayılı TCK’nun 492/1, 62, 522. maddelerine göre belirlenen 1 yıl 8 ay hapis cezasından, anılan Yasanın 59. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim sonucu, cezanın 1 yıl 4 ay 20 gün yerine yazılı biçimde eksik tayini, f- Sanığın İzmir 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 1998/1097-1999/52 sayılı ilamı ile tekerrüre esas hükümlülüğü bulunduğu halde hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmaması, g- 5271 sayılı CMK’nun 326/2. maddesine göre iştirak halinde suç işleyen sanıkların neden oldukları yargılama giderlerinden ayrı ayrı sorumlu tutulmaları yerine müştereken ve müteselsilen tahsile karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK.nun 326/son maddesi gereğince ceza süresi bakımından kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 20/01/2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2009/1951, K. 2010/342, T. 20.01.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2009-1951-e-2010-342-k-4817675b3a20