Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2009/18514 E. 2010/17442 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2009/18514
Karar No
2010/17442
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Yağma, Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : Mahkumiyet, temyiz isteminin reddi Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Hüküm sanık ... savunmanının yüzüne karşı 29/01/2009 günü tefhim edilmesine rağmen, yasal süresinden sonra 10/02/2009 günü temyiz yoluna başvurduğu anlaşılmış ise de; Ceza Genel Kurulunun 23.12.2008 gün ve 2008/6-258-240 sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere; hüküm ve kararlarda, başvurulacak yasa yolu, süresi, başvuru yapılacak merci ile başvuru şeklinin açıkça belirtilmesi zorunlu olduğu, bunlardan birisinin veya birkaçının kararda gösterilmemiş olması ya da yanlış gösterilmesi; 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 40/2, 5271 sayılı CYY’nın 34/2, 231/3, 232/6 ve 40. maddelerine açıkça aykırılık oluşturacağından ve yapılan tefhim ve tebliği geçersiz kılacağı, yapılan yargılama sonucu verilen 29/01/2009 günlü kararda yasa yolları açıklanırken “... kararın tefhim/tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde...” Yargıtay'a başvurabileceklerinin belirtilmiş olmasına göre, başvuru süresinin başlama tarihi yanıltıcı şekilde gösterilmiş olması karşısında, tefhimin (tebliğin) geçersiz olduğu, bu nedenle Mahkemenin temyizin reddine ilişkin 23/02/2009 günlü ek karar hukuki değerden yoksun olduğu kabul edilerek adı geçen sanık yönünden de 29/01/2009 günlü hükmün yapılan incelemede; Sanıklar hakkında yağma suçundan hüküm kurulurken, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK.nun 326/son maddesi uyarınca kazanılmış haklarının korunması için; sanıklar hakkında yeniden hükmedilen sonuç cezaların, önceki hükümde belirlenen cezaların süresinden fazla olmayacağından, önceki ceza süresine indirilmek suretiyle kazanılmış haklarının korunması gerektiği gözetilmeden, temel ceza belirlenirken kazanılmış haktan bahisle indirim yapılmak suretiyle sonuçta ./.. -2- eksik cezaya hükmedilmesi ve 03.02.2002 günlü zaptetme tutanağı içeriğine göre, sanıkların suça konu hurda malları saklamış oldukları adresi göstermek suretiyle soruşturma aşamasında isteyerek kısmen iadeyi sağlamış olduklarının anlaşılması, bozma kararımız üzerine yakınan ...’in 25.12.2008 günlü oturumda alınan ifadesinde de, kısmi iade nedeniyle sanıkların etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmalarına rıza gösterdiğini ifade etmiş olması karşısında, öncelikle TCK.nun 168. maddenin 3 fıkrasının 1. cümlesi uyarınca 1/2 oranında indirim yapılması gerektiği gözetilmeden, aynı madde ve bendin 2. cümlesiyle 1/3 oranında indirim yapılarak fazla cezaya verilmiş ise de, sonuçta her iki yanlışlık nedeniyle 5 yıl 10 ay hapis cezası yerine 5 yıl 6 ay hapis cezasına hükmedilmiş olması karşısında, karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, uyulan bozmaya, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçların sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve eleştiri dışında nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1- 5237 sayılı TCK.nun 53/1. maddesinin (c) fıkrasındaki kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksunluğun koşullu salıverme tarihine kadar süreceğinin gözetilmemesi suretiyle aynı maddenin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması, 2- Yargılama giderlerinin her bir sanığın sebep olduğu tutar kadar ayrı ayrı yükletilmesi gerektiği gözetilmeden, CMK’nun 326/2. maddesine aykırı olarak “müştereken ve eşit olarak” alınmasına karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... ve savunmanı ile sanık ... savunmanının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasındaki 5237 sayılı Yasanın 53/1. maddesinin uygulanmasına ilişkin cümlenin sonuna “5237 sayılı TCK.nun 53/1-c maddesindeki, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksunluğun koşullu ./.. -3- salıverme tarihine kadar sürdürülmesine” cümlesinin eklenmesi ve yargılama giderlerinin sanıklardan tahsiline ilişkin cümleden “müştereken ve eşit olarak” kelimelerinin çıkartılmak suretiyle yerine, “sanıkların sarfına neden oldukları yargılama giderlerinin ayrı ayrı alınmasına” kelimelerinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 03/11/2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. ...

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2009/18514, K. 2010/17442, T. 25.12.2008, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2009-18514-e-2010-17442-k-cdb80bb19b41