Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2009/14957 E. 2012/22130 K. – Yağma

Konu: Yağma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2009/14957
Karar No
2012/22130
Karar Tarihi
Konu
Yağma

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Yağma HÜKÜM : Beraat Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Bir başkasının, kendisinin veya yakınanın hayatına vücut ve cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden, mal varlığı itibariyle büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak bir malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişinin eylemi yağma suçunu oluşturur. Cebir artı tehdit ile malın alınması veya teslime zorlanması söz konusudur. İcrai hareketle işlenebilen bir suçtur. Yağma suçunun maddi unsuru hareket kısmıdır. Bilindiği üzere subjektif sorumluluğun ilk şekli olan kast 5271 sayılı TCK'nın 21. maddesinde düzenlenmiştir. Kast; suçun maddi unsurlarının bilerek ve isteyerek gerçekleştirmesi olarak tanımlanmıştır. O halde bilme ve isteme kastın unsurlarıdır. Kast, kişi ile işlediği suçun maddi unsurları arasındaki psikolojik bağı da ifade etmektedir. Hareket ve kast birlikte olmalıdır. Failin iç dünyasını ilgilendiren kast, failin olay öncesindeki iç dünyası, olay öncesi, olay sırası ve olay sonrası davranışları ölçü alınarak belirlenmelidir. Sanığı harekete geçiren saik, psişik olgunun irade aşamasıdır. Sosyal ilişkilerin ve dışa vurmuş hareketlerin disiplini olan hukuk, ceza normunun ihlaline etki yapmadıkça, failin zihni ve ... durumu ile uğraşmaz. Suçun işlendiği zaman, failin öngörüsü ve irade ile hareket etmiş olması yeterlidir. Failin iç dünyasını ilgililendiren kastın, niteliğinin belirlenebilmesi için dış dünyaya yansıyan davranışlardan hareketle sonuç çıkarmak olanaklıdır. Bu bağlamda yapılan değerlendirmede; sanığın, yakınanın babası olup, olay öncesinde aynı evde oturdukları sırada birlikte taksitle beyaz eşya aldıkları, taksitlerin de sanığın üzerine yapıldığı, tarafların yakınanın beyaz eşya taksitine katkıda bulunacağı konusunda anlaştıkları, ancak yakınanın, babası olan sanıktan habersiz şekilde evden ayrılıp taksitlerin ödenmesi için para vermemesi üzerine, zor duruma düşen sanığın, olay tarihinde yakınanın çalıştığı iş yerine gelerek tanık ...'ın da bulunduğu ortamda sanıktan söz verdiği parayı vermesini istediği, yakınanın kabul etmemesi üzerine tokat atarak üzerinde bulunan cep telefonu ve kimlik kartını alıp ayın birinde 400 TL. para getirmezse öldüreceğini söyleyerek tehdit ettiği olayda; sanığın oğlu olan yakınana, sitemini ifrata kaçacak şekilde ifade etmesi şeklinde gerçekleşen eyleminde, sanığın yağma kastıyla hareket etmediği, eyleminin kasten yaralama ve tehdit suçlarını oluşturduğu ve 5237 sayılı TCY'nın 86/2, 86/3-a ve 106/1. (birinci cümle) maddeleri uyarınca cezalandırılması gerektiği gözetilmeden, kanıtların takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı biçimde karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, O yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazı ile tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle istem gibi BOZULMASINA, 20/11/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2009/14957, K. 2012/22130, T. 20.11.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2009-14957-e-2012-22130-k-9359315b0dec