Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2008/3097 E. 2010/6223 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2008/3097
- Karar No
- 2010/6223
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Hırsızlık-Dolandırıcılık- Şantaj HÜKÜM : Kısmen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, kısmen mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: I- Sanık ... hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz incelemesinde; 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 23/1. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın temyizi olanaklı bulunmayıp aynı maddenin 7. fıkrası uyarınca itirazı olanaklı kararlardan olduğ, 5271 sayılı CMK’nun 264/1. maddesi uyarınca sanık savunmanı yönünden yasa yoluna başvuruda ve mercide yanılmanın haklarını ortadan kaldırmayacağı ve savunmanının başvurusu üzerine Kütahya Ağır Ceza Mahkemesi’nce itirazın reddine karar verilmiş olduğunun anlaşılması karşısında; dosyanın incelenmeden İADESİNE, II- Sanıklar ... ve ... hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz incelemesine gelince; A-) Sanık ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde; Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-) Sanığın nüfus kaydına uygun adli sicil kaydı getirtilip duruşmada okunmadan, doğum tarihi yanlış adli sicil kaydı ile yetinilerek hüküm kurulması suretiyle 5271 sayılı CMK’nun 209. maddesine aykırı davranılması, 2-) Sanık ile uzun yıllara dayanan komşuluk ve arkadaşlık ilişkisi bulunan katılan ... aşamalardaki anlatımlarında; 4 aylık süre içerisinde belli aralıklarla ziynet eşyası, para ve telefonların kaybolduğunu, evde herhangi bir dağınıklığın olmadığını, sanığın hemen hemen her olay öncesi ve sonrasında evinde bulunduğu, üzüntüsünü paylaştığı ve “sakın ...’ya söyleme, sana kızar” şeklinde telkinde bulunduğunu, oğlu ...’in kredi kartıyla altın satınaldığına ilişkin görüntüleri izlettikten sonra da sanığın, yaptırdıkları anahtar ile eve girdiklerini itiraf ettiğini ifade etmesi, yargılama aşamasında dinlenmeyen tanık ...’ın, Cumhuriyet savcılığındaki 08.09.2004 tarihli anlatımında 07.08.2004 tarihinde katılanın evine uğrayıp sorduğunda kapıyı açan ve yüzünü kapatmaya çalışan sanığın, ...’nın evde olmadığını söylediğini ve daha sonra ... ile görüştüğünde o tarihte ailece düğünde olduklarını belirttiğini ifade etmesi karşısında; tanık ...’ın da mahkemece ayrıntılı beyanı alınıp, yakınandan anılan tarihlerde sanık veya başkasına evinin anahtarının teslim edilip edilmediği, kapının kilitli olup olmadığı sorulup, gereğinde sanığın, katılanın evinde bulunma nedeni araştırıldıktan sonra, sanık hakkında 765 sayılı TCK’nun 493/2. maddesinin tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi, 3-) Sanığın, önceden verdikleri karar doğrultusunda suça doğrudan katıldığı gözetilmeden, 765 sayılı TCY’nın 64/1. maddesi yerine 65/3. maddesi ile uygulama yapılması, 4-) Sanığın, çalınanların karşılığı olarak hesap yapıp kendilerine verdiğini belirterek katılanın mahkemeye sunduğu belge, yine ... tarafından sanığın verdiği iddia edilen 22 milyar TL tutarındaki senet araştırıldıktan, çalındığı iddia edilen ziynet eşyasının sayısı ve özelliklerine ilişkin fotoğraf, fatura v.b. belgeler temin edilip duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çalınanların miktarı belirlendikten sonra, 765 sayılı TCK’nun 522/1. maddesinin değerlendirilmesi gerektiğinin düşünülmemesi, 5-) Çalınanların değeri ile çalınanlara karşılık olmak üzere Akbank’tan çekilip ...’ya verilen para miktarı ve zararının tamamen giderilip giderilmediği duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmeden, 765 sayılı Yasanın 523. maddesi ile indirim yapılması, B-) Sanık ... hakkında şantaj suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde; ...’in iade ettiği miktar ve çalınanların toplam değeri duraksamaya yer bırakmayacak biçimde resen araştırılıp belirlendikten, sanığın istediği ileri sürülen miktar ile aşırı bir orantısızlık olup olmadığı kuşku oluşturmayacak bir şekilde saptandıktan sonra, kanıtların bir bütün halinde değerlendirilmesi, sonucuna göre, hukuki durumun takdiri gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı biçimde karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, katılan sanıklar ... ve ... savunmanları ile katılan ...’nın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 11.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.