Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2008/22760 E. 2010/9490 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2008/22760
- Karar No
- 2010/9490
- Karar Tarihi
Hırsızlık suçundan sanık ...'nın, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 493/1, 81/2, 523/1 ve 95/2. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay 5 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, anılan Kanun'un 95/2. maddesi uyarınca Gerze Asliye Ceza Mahkemesinin 1999/90 esas, 2001/143 sayılı kararı ile verilen 80.000.000 Türk lirası ağır para cezasının aynen infazına dair, GERZE Asliye Ceza Mahkemesinin 26/05/2004 tarihli ve 2004/61-37 sayılı kararının infazı sırasında, 01/06/2005 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, anılan Kanun'un 141 ve 58. maddeleri gereğince sanığın 1 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin, aynı Mahkemenin 18/07/2005 tarihli ve 2005/58 müteferrik sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 05/09/2008 gün ve 2008/11274-46617 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17/09/2008 gün ve KYB.2008/185877 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 13/11/2008 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi: Anılan Yazıda; 1)5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7/2, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9/3. maddesindeki "Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir." şeklindeki düzenleme ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27/12/2005 tarihli ve 2005/3-162-173 sayılı kararına nazaran, lehe yasanın saptanıp uygulanması, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, kanıt toplanmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa yada cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanması olanağı sonraki yasa ile doğmuşsa, hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılmasının zorunlu olduğu gözetilmeden evrak üzerinde karar verilmesinde, 2)Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 28/12/2005 tarihli ve 2005/11724-19669 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesinin 2. fıkrasında "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur." 3. fıkrasında ise "Hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç; infaz rejimine ilişkin hükümler, derhâl uygulanır." şeklinde infaz rejimi ile ilgili düzenlemelere yer verilmesi karşısında, suç tarihinde yürürlükte olmayan, infaz rejimi ile ilgili bulunan ve sanık aleyhine hüküm doğuracak surette, hakkında hükmedilen hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesinde, 3)İlk hükümde sanık hakkında 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 95/2. maddesi uyarınca erteli cezanın aynen infazına karar verildiği hâlde yeni hükümde bu konuya değinilmemesinde, 4) Kamu davasına konu hırsızlık suçunda eylemin geceleyin bina dahilinde hırsızlık suçunu oluşturduğu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/1-b ve 143. maddeleri kapsamında kaldığı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde,isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması Dairemizden istenilmiş ise de; TÜ R K M İ L L E T İ A D I N A Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısı, incelenen dosya içeriğine göre: Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 23.12.2008 gün ve 2008/6-258-240 sayılı kararında açıklandığı üzere, hükümlü hakkında yapılan yargılama neticesinde kurulan hükmün sonuna “sanığın yüzüne karşı, Cumhuriyet Savcısı’nın huzuru ile isteme uygun temyiz yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu usulen anlatıldı.” dendiği, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 40/2, 5271 sayılı CMK’nun 34/2, 40/2, 231/2 ve 232/6. maddelerine göre; mahkeme kararlarında ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını, sürelerini ve şeklini kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerektiğinin açık ve buyurucu şekilde belirtildiği, ancak Gerze Asliye Ceza Mahkemesinin 26.05.2004 tarih ve 2004/61-37 sayılı kararında, başvuru yöntemi ve süresinin ne şekilde başlayacağının usulüne uygun ve kuşku oluşturmayacak şekilde açıklanmadığı, hükümlünün iradesinin yanıltıldığı, ayrıca gerekçeli kararın bu açıklamaları içerir biçimde tebliğ edilmediği, bu nedenle kararın kesinleşmediği, kanun yararına bozmanın hakim ve mahkemelerce gerekli işlemler veya yargılama yapılarak verilen ve yasa yoluna başvurulmaksızın kesinleşen karar ve hükümlere karşı istenebileceği, yukarıdaki açıklamalar ışığında hükmün henüz kesinleşmediğinin anlaşılması karşısında ; 1- Gerze Asliye Ceza Mahkemesinin 26.05.2004 tarih ve 2004/61-37 sayılı kararı kesinleşmediğinden kanun yararına bozma istemin bu aşamada REDDİNE, 2-) Gerze Asliye Ceza Mahkemesinin 26.05.2004 tarih ve 2004/61-37 sayılı kararının yasa yollarına başvuru süresini, yöntemi ve şeklini gösterir biçimde açıklamalı olarak sanık ...’ya tebliğ edilip, buna ilişkin belge ile sunarsa temyiz dilekçesi de eklendikten ve esas hakkında görüş içeren tebliğname düzenlendikten sonra incelenmek üzere Dairemize gönderilmesinin sağlanması için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 16.06.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.