Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2008/16470 E. 2011/46227 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2008/16470
Karar No
2011/46227
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Olağan yasa yolu denetiminden olan temyiz incelemesinin yapılabilmesi için temyiz yasa yoluna başvuru hakkı olanların tamamının kararı tefhim veya tebliğ yoluyla öğrenmeleri yasal bir zorunluluk olup, bu husus 5271 sayılı CYY’nın “Kararların açıklanması ve tebliği” başlıklı 35. maddesinin 2. fıkrasında açıkça; “Koruma tedbirlerine ilişkin olanlar hariç, aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek hâkim veya mahkeme kararları, hazır bulunamayan ilgilisine tebliğ olunur.” şeklinde belirtilmiştir. CYY’nın 260/1. maddesinde ise yasa yollarına başvuru hakkı olanlar; “…Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar...” olarak sayılmıştır. İncelenen dosya içeriğine göre; Erzurum 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.03.2006 tarih ve 2005/750-2006/122 sayılı kararının sanık ...’a tebliğ edildiği halde, temyiz yasa yoluna başvurulmadığı, ancak kısa kararın son bölümünde hükme karşı başvurulacak kanun yolları açıklanırken “Yargıtay yolu açık olmak üzere talebe uygun olarak sanıkların ve sanıklar müdafiinin yokluklarında,…” denildiği, hükme karşı başvurulacak mercii, süresi ve bu sürenin ne zaman başlayacağı, şekli ve yöntemi açıkça belirtilmediği, Ceza Genel Kurulunun 29.05.2007 gün ve 114/113; 01.05.2007 gün ve 93/104; 20.02.2007 gün ve 46/39; 23.12.2008 gün ve 258/240 sayılı ve benzer kararlarında da ayrıntıları açıklandığı üzere, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 40/2, 5271 sayılı CMK.nun 34/2, 40/2, 231/2 ve 232/6. maddelerine göre; Hüküm ve kararlarda, başvurulacak yasa yolu, süresi, başvuru yapılacak merci ile başvuru şeklinin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunludur. ./.. -2- Bunlardan birisinin veya birkaçının kararda gösterilmemiş olması ya da yanlış gösterilmesi; 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 40/2, 5271 sayılı CYY’nın 34/2, 40/2, 231/2, 232/6. maddelerine açıkça aykırılık oluşturup yapılan tebliği de geçersiz kılacağından hükmün kesinleşmesini önler. Erzurum 2. Asliye Ceza Mahkemesinin anılan kararında kanun yolunun şekli, başvuru süresi ve ne zaman başlayacağının yöntemine uygun ve kuşku oluşturmayacak şekilde açıklanmadığı için sanık ...’ın iradesinin yanıltıldığı, gerekçeli kararın da bu açıklamaları içerir biçimde sanığa yeniden tebliğ edilmediği görüldüğünden, kararın kesinleşmediği anlaşılmıştır. Bu nedenle; Suçun işlendiği 16.12.2003 tarihi ile inceleme tarihi arasında sanıklar ...,... hakkında uygulanan 765 sayılı TCK’nun 492/1. maddesinde öngörülen cezanın tür ve süresine göre aynı Yasanın 102/4, 104/2.maddelerinde yazılı 7 yıl 6 aylık sürenin geçmiş bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle istem gibi BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nun 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık ... hakkındaki hükmün de kesinleşmemiş olması dikkate alındığında sanıklar hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 28.11.2011 günü oybirliğiyle karar verildi. ... ...

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2008/16470, K. 2011/46227, T. 28.11.2011, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2008-16470-e-2011-46227-k-98a3b741992a