Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2008/12101 E. 2010/2610 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2008/12101
Karar No
2010/2610
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: I. Sanık ... hakkındaki hükmün incelenmesinde; Suçun işlendiği 29.05.2002 tarihi ile inceleme tarihi arasında sanık hakkında uygulanan 765 sayılı TCK’nun 491/2. maddesinde öngörülen cezanın tür ve süresine göre aynı Yasanın 102/4, 104/2.maddelerinde yazılı 7 yıl 6 aylık sürenin geçmiş bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazları ve tebliğnamedeki düşünce bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nun 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, II. Sanık ... hakkındaki hükme yönelen temyiz incelemesinde ise; Gemlik Sulh Ceza Mahkemesinin 03.10.2002 günlü, 2002/402-692 sayılı hükümlülük kararının, sanık ... tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 7.Ceza Dairesinin 29.06.2005 günlü ilamında “01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7. maddesi uyarınca lehe olan Yasanın belirlenip sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması” nedeniyle bozulmasına ve bozmanın hükmü temyiz etmeyen sanık ...'e teşmiline” karar verilmesinden sonra, Gemlik Sulh Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararı vererek dosyayı her iki sanık yönünden Asliye Ceza mahkemesine gönderdiği ve bu Mahkemece yeniden yargılama yapılıp bozmaya uyularak, 21.02.2006 günlü kararın verildiği anlaşılmışsa da; 5252 Sayılı Yasanın 9. maddesinde Yasa koyucu sonradan yürürlüğe giren yasa hükümleri uyarınca yapılacak uyarlama yargılaması ve sonuçlarını özel olarak düzenlemiş bulunduğundan, somut olayda 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 325. maddesi hükmünün lehe yasa değerlendirmesi gerekçesiyle yapılan bozmalarda uygulama koşul ve uygulama olanağının bulunmadığı; sanık ... hakkında verilen 03.10.2002 gün, 2002/402-692 sayılı hükümlülük kararının anılan sanık yönünden temyiz edilmeksizin kesinleştiği, gerçeğinin yasa koyucunun iradesine aykırı yöntemle çözülemeyeceği, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 gün ve 2007/125-2007/186 sayılı kararında da açıklandığı üzere, bozma ilamı sonrasındaki yargılamanın, temyiz olunmaksızın kesinleşmesi nedeniyle lehe Yasanın belirlenmesine ilişkin olduğu kabul edilen hükümlü ... hakkındaki uyarlama yargılaması ile genel hükümlere göre hakkındaki yargılama süren sanık ... hakkındaki davanın, farklı hükümlere bağlı olması ve birlikte görülemeyeceği gözetilip, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesi uyarınca hükümlü ... hakkındaki davadan ayrılmasına karar verildikten sonra, uyarlama yapılması zorunluluğunun gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, hükümlü ... savunmanının temyiz itirazı ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, 16/03/2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2008/12101, K. 2010/2610, T. 16.03.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2008-12101-e-2010-2610-k-809a15aa92cd