Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2007/7583 E. 2010/1466 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2007/7583
Karar No
2010/1466
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Hırsızlık ve yalan beyanda bulunmak HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: I-“Kimliği hakkında yalan beyanda bulunma” suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Sanığın eylemine uyan 765 sayılı TCK.nun 343/2. maddesinde belirtilen suç için anılan Yasanın 102/4 ve 104/2. maddesinde öngörülen 7 yıl 6 aylık olağanüstü zamanaşımının, suç tarihi olan 09/11/1999 gününden inceleme tarihine kadar dolduğunun anlaşılması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkındaki açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, II-“Hırsızlık” suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Ertelenmesine karar verilmeyen kısa süreli hapis cezasına mahkum olan sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nun 53. maddesinde öngörülen hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verilmemiş ise de, bu maddede öngörülen hakları kullanmaktan yoksunluk, kasıtlı suçtan hapis cezasına hükümlülüğün doğal sonucu olup infaz aşamasında gözetilmesi olanaklı görüldüğünden, anılan Yasanın 145. maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının, 765 sayılı TCK’nun 522. maddesindeki “hafif” veya “pek hafif” ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığının” 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi, sanığın kastı ve olayın özelliği de gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak da gerekiyorsa ceza vermekten vazgeçilebileceği ölçüdeki düşük değerler esas alınmak, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanmak koşuluyla uygulanabileceği düşünülmeden, somut olayda koşulları bulunmadığı halde bu maddeye düzenleme amacının dışında yorumlar getirilerek hükmolunan cezadan indirim yapılması, karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçların sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.04.2007 günlü 2007/1-32-97 sayılı kararı ışığında; cezaların toplanmasına ilişkin düzenlemelerin infazla ilgili bir hüküm olduğu, 5275 sayılı Yasanın 99. maddesinde de kesinleşmiş hükümlülüklerin infaz aşamasında toplanmasının öngörüldüğü, anılan madde uyarınca bir kişi hakkında başka başka kesinleşmiş hükümlerin bulunması halinde, koşullu salıverme hükümlerinin uygulanabilmesi açısından mahkemeden bir toplama kararı isteneceği, hükmolunan her bir ceza diğerinden bağımsız olup varlıklarını ayrı ayrı koruduğu, 5237 sayılı Yasada cezaların toplanması kurumuna yer verilmediği gözetilmeden, yazılı biçimde uygulama yapılması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle istem gibi BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından “5275 sayılı Kanunun 99 ve 101. maddeleri gereğince sanığa verilen aynı neviden cezalar toplanarak neticeten 8 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına” ilişkin bölümün çıkarılması suretiyle eleştiriler dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 18.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2007/7583, K. 2010/1466, T. 18.02.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2007-7583-e-2010-1466-k-133dacce1ed7