Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2007/23996 E. 2011/2645 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2007/23996
- Karar No
- 2011/2645
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: 02.11.2005 tarihli ek kararın Cumhuriyet Savcılığına tebliğine ilişkin dosya içerisinde bilgi bulunmadığından, temyiz tarihi öğrenme tarihi olarak kabul edilmekle, Cumhuriyet Savcısının temyizinin süresinde olduğu kabul edilerek ve uyarlamaya ilişkin kararlar temyiz yasa yoluna tabi olduğundan, yapılan itiraza ilişkin İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.11.2005 tarih ve 2005/621 değişik iş sayılı karar kaldırılarak yapılan incelemede; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 tarih, 2005/3-162-173 ve 11.07.2006 tarih,2006/5-182/182 sayılı kararlarında; sonraki yasa ile suçun unsurlarının veya özel hallerinin değiştirilmesi, cezanın tayin ve takdiri ile artırım ve indirim oranlarının belirlenmesi, seçimlik cezalardan birinin tercihi ve seçenek yaptırımların ya da cezanın kişiselleştirilmesini gerektiren hallerde duruşma açılarak karar verilmesi gerekir. Somut olayın incelenmesine gelince: Sanık ...’in, 14.01.2003 günü, saat 23.30-01.40 sıralarında yakınana ait aracın kelebek camını kırarak oto teybini çaldığı ... görülerek İstanbul 8. Asliye Ceza Mahkemesinin temyiz edilmeden kesinleşen 24.12.2003 gün ve 2003/38-1340 sayılı kararıyla; 765 sayılı TCK’nun 493/1, 81/2. maddeleri gereğince belirlenen 3 yıl 6 ay hapis cezası ile hükümlendirildiği; hükümden sonra 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY’nın uyarlanması istendiğinde; eylemin aynı Yasanın 142/2-b, 145. maddelerine uyduğundan söz edilip, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda karar verildiği anlaşılmışsa da; 1. 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca sanık yararına olan hükmün önceki ve sonraki Kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilerek 5237 sayılı Yasaya göre hırsızlık suçunun yanı sıra mala zarar verme suçunu oluşturan eylem nedeniyle verilecek temel cezanın ne şekilde saptanacağının belirlenmesi, mala zarar verme suçunda uzlaşma hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi için duruşma açılarak hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, 2.Uygulama Yasa maddesinin 142/1-b yerine yazılı biçimde yanlış gösterilmesi, 3.Hırsızlık suçu gece vakti işlendiği halde 5237 sayılı TCK’nun 143. maddesinin uygulanmaması, 4. 5237 sayılı TCK.nun 145.maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının, 765 sayılı TCK.nun 522.maddesindeki “hafif” veya “pek hafif” ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığının” 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi ve olayın özelliği de gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak da gerekiyorsa ceza vermekten vazgeçilebileceği ölçüdeki düşük değerler esas alınmak, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanmak koşuluyla uygulanabileceği düşünülmeden, bu maddeye düzenleniş amacının dışında yorumlar getirilerek cezadan indirim yapılması, 5. Hükümlünün eylemine uyan 765 sayılı TCY.nın 493/1, 81/2. maddelerine göre, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY’nın aynı suça uyan 142/1-b, 143, 151/1. maddelerinin, mala zarar verme suçunda 5271 sayılı CMK’nun 253-254.maddelerinde düzenlenen uzlaşma hükümleri de dikkate alınarak, anılan Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3.maddeleri ışığında ayrı ayrı ve bir bütün olarak uygulanarak, yapılacak uygulamaya göre lehe Yasanın belirlenmesi zorunluluğu, Bozmayı gerektirmiş, O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, infaz aşamasında hükümlü lehine uygulamaların kazanılmış hak oluşturmayacağının gözetilmesine, 16/03/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.