Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2007/18709 E. 2010/693 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2007/18709
Karar No
2010/693
Karar Tarihi

Hırsızlık suçundan sanık ...'ın, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 493/1 (7 kez ), 522/1 (7 kez), 81/1 (7 kez), 523/1, 71, 77. maddeleri uyarınca 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına dair, Ankara 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 29/11/2001 tarihli ve 2001/745-1120 sayılı kararının infazı sırasında, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, sanığın anılan Kanun'un 142/1-b (7 kez), 143 (5 kez), 145. maddeleri uyarınca 18 yıl 28 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin, aynı Mahkemenin 16/06/2005 tarihli ve 2001/745-1120 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 18/06/2007 gün ve 31836 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay C.Başsavcılığının 23/07/2007 gün ve KYB.2007/143338 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 14/09/2007 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi: Anılan Yazıda; (Dosya kapsamında bulunan aynı suçtan diğer sanık ... hakkında verilen aynı Mahkemeye ait 30/06/2005 tarihli ve 2000/220 esas, 2001/2 sayılı ek kararın 07/07/2005 tarihli dilekçe ile sanık vekilince temyiz edilmiş olduğu anlaşılmakla, süresinde verilen temyiz dilekçesi sebebiyle ek kararın olağan yasa yoluyla incelenmesi gerektiği düşüncesiyle anılan karar kanun yararına bozma konusu yapılmamıştır. Sanık ... hakkında verilen ek karara yönelik itirazın reddine ilişkin Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 20/07/2005 tarihli ve 2005/372 müteferrik sayılı kararının hukuken yok hükmünde bulunduğu düşünülerek yapılan incelemede, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7/2. madde ile 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9/3. maddesindeki "Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir." şeklindeki düzenleme ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27/12/2005 tarihli ve 2005/3-162-173 sayılı kararma nazaran, lehe yasanın saptanıp uygulanması, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, kanıt toplanmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa yada cezanın kişiselieştirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanması olanağı sonraki yasa ile doğmuşsa, hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılmasının zorunlu olduğu gözetilmeden, evrak üzerinde ek karar verilmesinde, isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması) Dairemizden istenilmiş ise de; TÜ R K M İ L L E T İ A D I N A Hükümlü ... hakkındaki 16.6.2005 tarih ve 2001/745-2001/1120, hükümlü ... hakkındaki 30.6.2005 tarih ve 2000/220-2001/2 sayılı ek kararlara ilişkin olarak ,yasa yararına bozma başvurusunda: Hükümlü ... hakkındaki hükme yönelik süresinde temyiz dilekçesi verildiği, bu nedenle yasa yararına bozmaya sadece hükümlü ... hakkındaki kararın konu edildiği, diğer hükümlü ... hakkındaki ek kararın olağan yasa yoluyla incelenmesi gerektiğine dair açıklama kapsamı gözetilerek yapılan incelemede: 5271 sayılı CYY’nın 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiş bulunan ve olağan üstü bir yasa yolu olan, yasa yararına bozma kurumu hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılıkların giderilmesini sağlayan istisnai bir yasa yoludur. Bu olağanüstü yasa yoluna başvurulabilmesinin ilk koşulu verilen hüküm veya kararın temyiz veya istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş olmasıdır. Karar veya hükümlere karşı başvurulacak olağan yasa yolunun bulunması halinde bu yola başvurulamaz. Olağan yasa yolu denetiminden olan temyiz incelemesinin yapılabilmesi için ise, temyiz yasa yoluna başvuru hakkı olanların tamamının kararı tefhim veya tebliğ yoluyla öğrenmeleri yasal bir zorunluluk olup, bu husus 5271 sayılı CYY’nın “Kararların açıklanması ve tebliği” başlıklı 35. maddesinin 2. fıkrasında açıkça; “Koruma tedbirlerine ilişkin olanlar hariç, aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek hâkim veya mahkeme kararları, hazır bulunamayan ilgilisine tebliğ olunur.” şeklinde belirtilmiştir. CYY’nın 260/1. maddesinde ise yasa yollarına başvuru hakkı olanlar; “…Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar...” olarak sayılmıştır. İncelenen dosya içeriğine göre; Ankara 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.6.2005 tarih ve 2001/745-2001/1120 sayılı kararının dosya üzerinden verildiği,hükümlü ...'a 21.6.2005 günü tebliğ edildiği, hükümlü savunmanının 5.7.2005 tarihli dilekçesiyle anılan kararı temyiz ettiği, ancak Ankara 4.Ağır Ceza Mahkemesinin 20.7.2005 tarih ve 2005/372 sayılı kararıyla itirazın reddine karar verilmiş ise de, kısa kararın son bölümünde hükme karşı başvurulacak kanun yolları açıklanırken “ dosya üzerinden itirazı kabil olmak üzere 7 gün içinde kararı veren merciye verilecek bir dilekçe veya tutanağa geçirilmek şartıyla” dendiği,İlkeleri, Ceza Genel Kurulunun 30.01.2007 gün ve 9-18 sayılı kararında açıklandığı üzere; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 40/2, 5271 sayılı CMK.nun 34/2, 40/2, 231/2 ve 232/6. maddelerine göre; mahkeme kararlarında ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını, sürelerini ve şeklini kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerektiğinin açık ve buyurucu şekilde belirtildiği, ancak anılan uyarlama kararında hükme karşı başvurulacak kanun yolunun temyiz yerine, itiraz olarak gösterildiği gibi hükümlüye yapılan tebligatta bu açıklamaların yer almadığı, bu nedenle yapılan tebligatın geçersiz olduğu, uyarlama kararının kesinleşmediği, kanun yararına bozmanın hakim ve mahkemelerce gerekli işlemler veya yargılama yapılarak verilen ve Yargıtay’dan geçmeksizin kesinleşen karar ve hükümlere karşı istenebileceği, yukarıdaki açıklamalar ışığında uyarlama hükmünün henüz kesinleşmediğinin anlaşılması karşısında; 1-)Ankara 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.06.2005 gün ve 2001/745- 2001/1120 sayılı uyarlama kararı kesinleşmediğinden kanun yararına bozma isteminin bu aşamada REDDİNE, 2-)Hükümlü ... hakkındaki 16.6.2005 tarih ve 2001/745- 2001/1120, hükümlü ... hakkındaki 30.6.2005 tarih ve 2000/220-2001/2 sayılı ek kararlara yönelik hükümlüler savunmanının temyizine ilişkin esas hakkında görüş içeren tebliğname düzenlendikten sonra incelenmek üzere Dairemize gönderilmesinin sağlanması için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 28.1.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2007/18709, K. 2010/693, T. 28.01.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2007-18709-e-2010-693-k-7547ffcb137e