Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2007/18157 E. 2010/664 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2007/18157
- Karar No
- 2010/664
- Karar Tarihi
Gasp suçundan sanık ...'ın, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 495/1. maddesi gereğince 10 yıl ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına dair, KARTAL 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 30/12/2002 tarihli ve 2002/122-523 sayılı kararının infazı sırasında, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, sanığın anılan Kanun'un 149/1-c maddesi uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına dair, aynı Mahkemenin 07/06/2006 tarihli ve 2006/175-211 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 13/08/2007 gün ve 42219 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay C.Başsavcılığının 28/08/2007 gün ve KYB.2007/174288 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 13/09/2007 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi: Anılan Yazıda; (5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 306. maddesi gereğince diğer sanık yönünden yapılan bozmanın sanık ...'a da sirayet ettiğinin mahkemece kabul edilmesi ve bu sanık hakkında duruşma açılmak suretiyle uyarlama kararı verilmiş olması karşısında, anılan Kanun'un 307. maddesi uyarınca bozma kararına karşı diyeceklerinin sorulması için sanık veya müdafıine davetiye tebliğ olunması gerektiği gözetilmeden, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle sanığın yokluğunda karar verilmesinde isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması) Dairemizden istenilmiş ise de; TÜ R K M İ L L E T İ A D I N A 30.12.2002 günlü kararın sanık ... savunmanı ve sanık ... tarafından temyizi üzerine Dairemizce 29.11.2005 günlü kararla “yasal süre içinde temyiz başvurusunda bulunmayan sanık ...'ın bu konudaki isteğinin 5320 sayılı Yasanın 8.maddesi aracılığıyla CMUK'nun 317.maddesi uyarınca REDDİNE ”, diğer sanık ... hakkında ise 5237 sayılı TCY'nın 149/1-c maddesi uyarınca değerlendirme yapılması için bozulmasına karar verildiği, Mahkemece sanık ... yönünden 765 sayılı TCY ile 5237 sayılı TCY yönünden karşılaştırma yapılması gerektiğinden söz edilerek her iki sanık için esasa kaydı yapılarak, duruşma açılıp, 07.06.2006 günlü kararın verildiği, kararda yasa yoluna başvuru süresi, yöntemi, merciinin gösterilmediği, bu kararın sanık ...'a 17.06.2006 tarihinde tebliğ edildiği, sanığın 14.03.2007 tarihli dilekçeyle yasa yararına bozma yoluna başvurulmasını istediği anlaşılmışsa da; ilkeleri, Ceza Genel Kurulunun 30.01.2007 gün ve 9-18 sayılı kararında açıklandığı üzere; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 40/2, 5271 sayılı CMK.nun 34/2, 40/2, 231/2 ve 232/6. maddelerine göre; mahkeme kararlarında ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını, sürelerini ve şeklini kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerektiğinin açık ve buyurucu şekilde belirtildiği, ancak anılan kararda yasa yoluna başvuru süresi, yöntemi, merciinin gösterilmediği gibi hükümlüye yapılan tebligatta da bu açıklamaların yer almadığı, bu nedenle yapılan tebligatın geçersiz olduğu, uyarlama kararının kesinleşmediği anlaşılmaktadır. Kanun yararına bozma hakim ve mahkemelerce gerekli işlemler veya yargılama yapılarak verilen ve Yargıtay’dan geçmeksizin kesinleşen karar ve hükümlere karşı istenebilecektir. 5271 sayılı CMK.nun 264.maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuru olması koşuluyla Yasa yolunun veya merciin belirlenmesindeki yanılmanın başvuranın haklarını ortadan kaldırmayacağı açıktır. Bu nedenle hükümlünün 14.03.2007 günlü dilekçesinin yasal sürede temyiz başvurusu olarak kabulü gerekmektedir. Bu açıklamalar ışığında; 1-) Kartal 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 07.06.2006 gün ve 2006/175-211 sayılı kararı belirtilen nedenlerle henüz kesinleşmediğinden kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 2. Hükümlünün istemi nedeniyle kararın temyizen incelenebilmesi için dosyanın esası hakkında görüş bildiren tebliğname düzenlendikten sonra Dairemize gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 26.01.2010 günü oybirliğiyle karar verildi.