Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2007/16732 E. 2012/3503 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2007/16732
Karar No
2012/3503
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Gerekçeli karar başlığında suç yerinin yerinde yazılması olanaklı görülmüştür. Adli sicil kaydına göre kasıtlı suçtan hükümlülüğü bulunan sanık hakkında, hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562.maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231/5-14.maddesinin uygulama olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede: I-) Sanık hakkında yakınan ... ...'ya karşı hırsızlık eylemi nedeniyle yapılan incelemede; 5237 sayılı TCK.nun 145. maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının, 765 sayılı TCK.nun 522. maddesindeki “hafif” ve “pek hafif” ölçütleriyle, her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliği bulunmadığı, “değer azlığının” 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, bunun, daha çoğunu alabilme olanağı varken, yalnızca gereksinmesi kadar değer olarak da az olan şeyi alma durumunda, olayın özelliği ve sanığın kişiliği de değerlendirilerek, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanarak uygulanabileceği gözetilmeden ve öngördüğü koşullar gerçekleşmemesine karşın, sanık hakkında (teşebbüs aşamasında kalan eylemi nedeniyle) aynı Yasanın 145. maddesi uyarınca indirim yapılması, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1- Sanığın önceki hükümlülüklerinden en ağırı yerine iki ayrı hükümlülüğünün tekerrüre esas alınması ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 108. maddesi uyarınca denetim süresini belirleme ve gerektiğinde uzatma görevi, hükmü veren Mahkemeye değil, hükümlünün infaz aşamasındaki davranışlarını da değerlendirerek koşullu salıverme ile ilgili kararı verecek olan Mahkemeye ait olduğu düşünülmeden sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nun 58. maddesi gereğince “cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” karar verilmesiyle yetinilmesi gerekirken, 1 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi, 2- 5237 sayılı TCK.nun 53/1-c maddesinde belirtilen haklardan yoksunluğun, koşullu salıverilme tarihine kadar devam edeceğinin gözetilmemesi suretiyle, aynı maddenin 3. fıkrasına aykırı davranılması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... ... savunmanının temyiz itirazları ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 Sayılı CMUK’nın 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hükümden tekerrür ile ilgili bölüm çıkartılarak, yerine “5237 sayılı TCK’nın 58/6-7. maddesi gereğince, sanık hakkında hükmolunan cezanın, Bayramiçi Asliye Ceza Mahkemesi’nin 26.03.2002 gün ve 22/65 sayılı ilamı uyarınca ve bu ilamdaki hırsızlık suçuna ilişkin sonraki hükümlülüğü nedeni ile mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, infazdan sonra sanık hakkında denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” cümlesi yazılmak suretiyle ve hüküm fıkrasından “53.maddenin uygulanmasına” ilişkin bölüm çıkartılarak, yerine “Kasten işlemiş olduğu suçtan, hapis cezasıyla mahkûmiyetinin yasal sonucu olarak sanığın 5237 sayılı TCY’nın 53/1.maddesinin (a), (b), (d) ve (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar; (c) bendinde yazılı “kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri” açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına,” cümlesi yazılmak suretiyle eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, II-) Sanık hakkında yakınan ...'e karşı hırsızlık eylemi nedeniyle yapılan incelemede ise: Oluşa, keşif ve bilirkişi incelemesine, tanık ve yakınan beyanlarına, sanık savunmalarına, kolluk tutanaklarına ve tutanak tanıklarının beyanları ile tüm evrak kapsamına göre; yakınan ... ...'a ait ticari minibüsün, aracın şoförü olan tanık ... tarafından evinin yakınına park edildiği, gece sayılan zaman diliminde sanık ... ...'ın olay yerine geldiği, bu sırada tanık ...'ın komşusu tanık ...'in evinin balkonundan bu sanığı görüp takip etmeye başladığı, sanığın önce, aracın ön cam ve kapılarını kontrol ettiği, sonrasında aracın en arka koltuk tarafındaki, yakınanın keşifteki anlatımlarına göre kısmen açık bırakılan, sürgülü camını yine tanık ...'in keşifte alınan beyanına göre eliyle zorlanmadan açarak içeriye girdiği, vites kolunun yanında bulunan 3.50 TL tutarındaki bozuk paraları aldığı, aracın havalı sistemle çalışan kapısını (bilirkişi beyanına göre; kilitli olsa dahi içeriden kol çekilerek kapının açılabileceği) açarak çıkıp olay yerinden yürüyerek ayrıldığı, verilen eşkal bilgileri doğrultusunda sanığın polisler tarafından yakalandığı, şeklinde gelişen somut olayda; 1- Sanığın, yakınanın aracının (yakınanın keşifteki anlatımlarına göre kısmen açık bırakılan) açık olan camından girmek suretiyle gerçekleştirdiği eyleminin TCK.nun 141/1. maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suçun nitelendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı biçimde aynı yasanın 142/1-b maddesinden hüküm kurulması, 2- Eylem sırasında sanığı görmeyen ve haber merkezinden hırsızlık olduğu bildirilince olay yerine gelen polisler tarafından, tanıklar ... ve ...'in verdiği eşkal bilgileri ve sanığın gittiği yönü söylemeleri doğrultusunda yapılan araştırma ile kesintisiz takip olmadan sanığın yakalanıp böylece suçun tamamlandığı düşünülmeden, kalkışma aşamasında kaldığı kabul edilerek eksik cezaya hükmedilmesi, 3- Sanığın önceki hükümlülüklerinden en ağırı yerine iki ayrı hükümlülüğünün tekerrüre esas alınması ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 108. maddesi uyarınca denetim süresini belirleme ve gerektiğinde uzatma görevi, hükmü veren Mahkemeye değil, hükümlünün infaz aşamasındaki davranışlarını da değerlendirerek koşullu salıverme ile ilgili kararı verecek olan Mahkemeye ait olduğu düşünülmeden sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nun 58. maddesi gereğince “cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” karar verilmesiyle yetinilmesi gerekirken, 1 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi, 4- 5237 sayılı TCK.nun 53/1-c maddesinde belirtilen haklardan yoksunluğun, koşullu salıverilme tarihine kadar devam edeceğinin gözetilmemesi suretiyle, aynı maddenin 3. fıkrasına aykırı davranılması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... ... savunmanının temyiz itirazları ile tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’nun 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkın korunmasına, 28.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2007/16732, K. 2012/3503, T. 28.02.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2007-16732-e-2012-3503-k-5cd02f197953