Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/224 E. 2025/11726 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/224
- Karar No
- 2025/11726
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/96 Esas, 2024/1824 Karar KARAR : Esastan ret/Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Trabzon 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/153 Esas, 2022/349 Karar Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun ise kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare vekilince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili, .... ilçesi, ... 111 ada 52 parsel ( eski 111 ada 1 parsel ) sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkinini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, dava konusu taşınmazın gerçek değerinin tespitini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, tespit edilen bedelin davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın tapudan yol olarak terkinine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; seçilen emsalin uygun emsal olmadığını, dava konusu ve emsal taşınmazların farklı mahallerde ve özellikte, emsalin imar parseli, dava konusu taşınmazın kadastro parseli olduğunu, bu hususu üst mahkemelerin bozma kararlarında gerekçelendirdiğini, raporda imar ve yol durumu, yapılaşma şartları, konut veya ticari alanda bulunması gibi tüm özellikleri açısından karşılaştırma yapılmadığını, tek emsal kullanılarak yapılan değerlendirmenin sağlıklı olmadığını, emsal taşınmazın dava konusu taşınmazdan 4,15 kat değerli olduğunu tespitinin çelişkili olduğunu, davacı idare lehine vekâlet ücreti takdir edilmemesinin kanuna aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın son derece değerli, şehrin ticari, ekonomik ve kültürel bakımdan üstün merkezlerine çok yakın konumda bulunduğu gibi inşaat alanı olarak da kullanılmaya son derece elverişli, kıymetli bir taşınmaz olduğunu, bilirkişi raporunda takdir edilen bedelin taşınmazın gerçek değerini yansıtmadığını, dava konusu taşınmazın kamulaştırma ile beraber ifraz edildiğini, talep edilen 52 parsel haricinde ifraz öncesi taşınmazın da tapu kaydı ve kapsamlı krokisi celp edilip imar durumununda araştırılarak ifraz gördüğü taşınmazda değer düşüklüğünün yaşanıp yaşanmayacağının değerlendirilmesi gerektiğini, ifraz sonrası oluşan ve kamulaştırma dışı bırakılan 51 parselin çekme mesafesi içerisinde kalacağını, Yargıtay kararlarına göre arta kalan alanda değer düşüklüğü verilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arsa niteliğindeki taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi gereğince Pelitli Mahallesinde bulunan 177 ada 6 parsel sayılı taşınmazın 18.09.2013 tarihli satışının üstün ve eksik yanları gösterilerek, taşınmazın üzerindeki fındık ağaçlarına ise kaim yönteme göre değer biçilmesinde, taşınmazın kamulaştırmadan arta bölümünün şekli ve büyüklüğü itibariyle arta kalan bölüm için değer azalışı oluşmayacağının kabul edilmesinde ve davanın niteliği gereğince davacı idare lehine vekâlet ücreti hükmedilmemesinde isabetsizlik bulunmadığından, davacı idare vekili ile davalı vekilinin bu yönlere ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmediği belirtilerek 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 2942 sayılı Kanun'un değişik 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrasındaki “Kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içinde sonuçlandırılamaması halinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden itibaren kanuni faiz işletilir” hükmünün Anayasa'ya aykırı görülerek iptaline karar verildiği, kamulaştırma bedelinin belirlenmesine ilişkin yerel mahkeme tarafından verilen hüküm henüz kesinleşmediğinden ve kanun koyucu tarafından bu konuda bir yasal düzenleme yapılmadığından, belirlenen kamulaştırma bedeline dava tarihinden karar tarihine kadar geçen süre için Anayasa'nın kamulaştırma işlemlerini düzenleyen 46 ncı maddesinde belirtildiği şekilde, kamu alacakları için öngörülen en yüksek oranda faiz uygulaması gerektiğinden davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile hüküm faiz yönünden kaldırılarak, düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş, ayrıca Bölge Adliye Mahkemesince hükmedilen faiz hükmünün hatalı olduğunu, Yargıtay 5. Hukuk Dairesi kararlarının da bu yönde olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu maliki arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihaî kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesi yerindedir. 3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılama hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 4. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında, tespit edilen kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere karar tarihine kadar yasal faiz işletilmesi gerekirken, faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olarak gösterilip kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizin işletilmesine karar verilmesi bozmayı gerektirir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı idare vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (3) nolu bendinde yazılı ''dava tarihinden '' kelimelerinin çıkarılması, yerine "dava tarihinden dört ay sonrası olan 25.10.2020 tarihinden" ibaresinin yazılması, yine aynı bentte yer alan "kamu alacakları için öngörülen en yüksek oranda" kelimelerinin çıkarılması, yerine "yasal" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.