Yargıtay · 5. Ceza Dairesi

Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2020/6686 E. 2023/12723 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Ceza Dairesi
Esas No
2020/6686
Karar No
2023/12723
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2013/468 Esas, 2016/244 Karar SUÇLAR : Rüşvet alma, rüşvet verme ile bu suça aracılık etme, nitelikli dolandırıcılık HÜKÜMLER : Beraat, mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, düzeltilerek onama, bozma Konya 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.06.2016 tarihli ve 2013/468 Esas, 2016/244 sayılı Kararının, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... müdafileri ile katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede: Sanıklar ... ve ... müdafiinin, sanık asillere 17.08.2016 ve 18.08.2016 tarihlerinde tebliğ edilen hükümleri 28.03.2017 havale tarihli dilekçesiyle 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında öngörülen bir haftalık yasal süreden sonra vekalet ücreti yönünden temyiz etmiş olduğu, yine sanıklar ..., ..., ... ve ... müdafii olan Av. ...'nın 24.06.2016 tarihinde tefhim edilen hükümleri aynı tarihli süre tutum dilekçesiyle mahkumiyet hükümleri yönünden temyiz ettiği, akabinde bir haftalık yasal temyiz süresinden sonra verdiği 03.08.2016 havale tarihli gerekçeli temyiz dilekçesi ile bu kez sanıklar ... ve ... hakkında verilen beraat kararlarına karşı da vekalet ücretine hasren temyiz isteminde bulunduğu ayrıca Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli ve 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında rüşvet verme ve bu suça aracılık etme suçlarından açılan kamu davalarına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen Gelir İdaresi Başkanlığının katılma hakkı olmadığı gibi mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararının da hükümleri temyiz hakkı vermeyeceği anlaşılmıştır. Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... müdafiilerinin adı geçen sanıklar hakkında verilen mahkumiyet, sanık ... müdafiinin bu sanık hakkında verilen beraat ve mahkumiyet, katılan vekilinin ise rüşvet alma suçundan verilen beraat hükümlerini temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince yukarıda belirtilen hususlar dışında temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Konya Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.05.2014 tarihli ve 2012/23771 Soruşturma, 2013/18903 Esas, 2013/1196 numaralı İddianamesiyle sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında ... yönünden 4 kez, ... yönünden 3 kez, ... yönünden ise 13 kez olmak üzere rüşvet alma ve nitelikli dolandırıcılık, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında ise rüşvet verme ile bu suça aracılık etme ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açılmıştır. 2. Konya 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.06.2016 tarihli ve 2013/468 Esas, 2016/244 sayılı Kararı ile sanıklar ... (iddianamede olay 1-3 ve 4 olarak anlatılan isnatlara ilişkin) ve ... hakkında zincirleme şekilde rüşvet alma, ... hakkında rüşvet alma, ..., ..., ... ve ... hakkında rüşvet verme suçlarından mahkumiyet, sanıklar ... (iddianamede olay 5 olarak anlatılan isnada ilişkin), ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında ise rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarından beraat kararları verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Katılan vekilinin temyiz isteği; eksik araştırma ile beraat kararları verildiğine, bu kapsamda kararların dosya ile çelişkili olup usul ve yasaya aykırı olduğuna, rüşvet suçunun yasal unsurlarının oluştuğuna, temyiz aşamasında nazara alınacak sair nedenlere, 2.Sanıklar ..., ..., ... ve ... müdafiinin temyiz isteği; sanıklar hakkında beraat kararı verilmiş olmasına karşın ... ve ... ... yönünden vekalet ücretine hükmedilmediğine, ... ve ... yönünden ise ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken hükümde maddi hata yapıldığına, 3.Sanık ... müdafiinin temyiz isteği; rüşvet suçunun yasal unsurlarının oluşmadığına, ortada rüşvet anlaşması bulunmadığına, aleyhe beyanı hükme esas alınan ...'nın sanık ile husumetli olduğuna, delillerin değerlendirilmesinde hataya düşüldüğüne, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin ihlal edildiğine, sanık hakkında iddianamede olay 5 olarak anlatılan isnada ilişkin beraat kararı verildiği halde lehine vekalet ücretine hükmedilmediğine, temyiz aşamasında nazara alınacak sair nedenlere, 4.Sanık ... müdafiinin temyiz isteği; sanık hakkındaki görüşme kayıtlarının yürütülen disiplin soruşturmasına ilişkin olup suç unsuru içermediğine, rüşvet aldığı iddia edilen şahıslarla hiçbir görüşmesi olmadığı gibi dosyada bu yönde tespit içerir bir delil de bulunmadığına, varsayıma dayalı olarak mahkumiyet kararı verilemeyeceğine, kurumun işleyişi gereği basitçe ortaya çıkarılma imkanı olan ve mesleki tecrübesi dikkate alındığında sanıkça da bilinen bu hususa rağmen isnat edilen eylemlerin gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığına, temyiz aşamasında nazara alınacak sair nedenlere, 5.Sanık ... müdafiinin temyiz isteği; sanığa atılı suçun oluşması için rüşvet anlaşmasının varlığının ortaya koyulması gerektiğine, bu hususa ilişkin dosyada savunmanın aksini gösterir delil bulunmadığına, kabul anlamına gelmemekle birlikte eylemin sübutu halinde görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağına, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin ihlal edildiğine, sabıkası da bulunmayan sanık lehine yanlış değerlendirme ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve hapis cezasının ertelenmesi hükümlerinin uygulanmadığına, temyiz aşamasında nazara alınacak sair nedenlere, 6.Sanık ... müdafiinin temyiz isteği; sanığın sadece aleyhine ceza tutanağı düzenlenen firmanın yetkilisi olup iddia konusu paraların kaynı tarafından yatırıldığı sabit olduğu halde isnat edilen eylem sebebiyle cezalandırılmasının hukuka aykırı olduğuna, rüşvet suçunun unsurlarının oluşmadığı gibi sanığın fiillerden haberi dahi bulunmadığına, mahkumiyet kararının hiçbir somut delile dayanmadığına, sanık lehine olan beyanların mahkemece değerlendirilmediğine, temyiz aşamasında nazara alınacak sair nedenlere, 7.Sanıklar ... ve ... müdafiinin temyiz isteği; sanıkların savunmalarında üzerlerine atılı suçu işlemediklerini bildirdikleri halde mahkemece savunmaya itibar edilmeyerek hiçbir somut delile dayanmayan ve varsayımdan ibaret biçimde mahkumiyet kararları verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğuna, temyiz aşamasında nazara alınacak sair nedenlere, 8.Sanık ... müdafiinin temyiz isteği ise; hükme esas alınan ...'nın beyanlarının çelişkili olduğuna, sanık tarafından yatırılması gereken ceza bedelinin İsmail'e tam olarak verildiği halde bu şahıs tarafından eksik olarak yatırıldığına ve bu nedenle sanığın herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığına, rüşvet aldığı iddia edilen kişiler ile sanık arasında somut hiçbir birliktelik olmadığına, mahkumiyet kararının kesin delillere dayanması gerekirken lehe deliller göz ardı edilip varsayım üzerinden mahkumiyet hükmü kurulmasının şüpheden sanık yararlanır ilkesi ile bağdaşmadığına, temyiz aşamasında nazara alınacak sair nedenlere, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Konya ilinde yük taşımacılığında kullanılan araçlara belirlenen sınırın üzerinde yük taşınması sebebiyle düzenlenen idari para cezası tutanaklarının, vergi dairesinde çalışan şahıslar tarafından tutanakta yer alan bedelin çok aşağısında tahakkuk ettirilip düşük miktarlar üzerinden tahsilinin sağlanarak kamu zararına sebebiyet verildiği yönündeki ihbar ve bilgiler üzerine adli soruşturma işlemlerine başlanıldığı, bu kapsamda ..., ..., ... ve ... firmalarına ait araçlar adına düzenlenen cezaların vergi dairesine başvuru sonrası tutanaklarda belirtilen miktarların çok altında bir bedelle tahakkuk ettirildiği, bu düşük miktarlar üzerinden de erken ödeme indirimi gerçekleştirilerek tahsilatların yapıldığı, bunun yanında yine bir kısım firma ve şahıslar adına kayıtlı olan araçlara ilişkin düzenlenen ceza tutanaklarının ilgili kurumlar tarafından vergi dairesine teslim edildiği halde asıllarının bulunmadığı ve teslim alan görevliler tarafından ceza uygulanan şahıslar veya firmalar yararına bilerek tahakkuk işlemlerinin gerçekleştirilmediği, tüm bu usulsüzlüklerin menfaat temin edilmeden gerçekleştirilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu iddialarıyla ilgili olarak işlemlerin yapıldığı Alaaddin Vergi Dairesi Müdürlüğünde görevli kişiler, cezai işlem uygulanan şahıslar ve firma yetkilileri ile eylemlere iştiraki olduğu değerlendirilenler hakkında rüşvet alma, rüşvet verme ve bu suça aracılık etme, nitelikli dolandırıcılık suçlarından açılan kamu davalarının yapılan yargılaması sonucunda, Mahkemece; İddianamede olay 1-2-3 ve 4 başlıkları altında anlatılan ..., ..., ... ve ... firmalarına ait araçlar adına düzenlenen cezaların tutanaklarda belirtilen miktarların çok altında bir bedelle tahakkuk ettirildiği, bu düşük miktarlar üzerinden de erken ödeme indirimi gerçekleştirildiği isnatlarının sübuta erdiği ve bu eylemlerin vergi dairesi müdürlüğünde görevli sanıklar tarafından menfaat karşılığında yapıldığı, fiillerin kül halinde rüşvet suçunu oluşturduğu kabulüyle sanıklar ... ve ... hakkında zincirleme şekilde rüşvet alma, ... hakkında rüşvet alma, ..., ..., ... ve ... hakkında ise rüşvet verme suçlarından mahkumiyet kararları verildiği, İddianamede olay 5 ilâ 19 başlıkları altında anlatılan bir kısım firma ve şahıslar adına kayıtlı olan araçlara ilişkin düzenlenen ceza tutanaklarının ilgili kurumlar tarafından vergi dairesine teslim edildiği halde asıllarının bulunmadığı ve teslim alan görevliler tarafından ceza uygulanan şahıslar veya firmalar yararına bilerek tahakkuk işlemlerinin gerçekleştirilmediği isnatları yönünden sanıkların atılı suçlardan mahkumiyetlerine yeterli delil elde edilemediği, vergi dairesi müdürlüğünde görevli sanıkların eylemlerinin görevi ihmal suçunu oluşturabileceği ancak suç kastıyla hareket ettiklerine dair kesin delil bulunmadığı kabulüyle sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında rüşvet alma ve rüşvet verme ile rüşvete aracılık etme suçlarından beraat kararları verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A. Kısa kararda sanıklardan ...'nın soyadının ..., ...'ın adının ... olarak yazılması, sanıklar ... ve ... hakkında rüşvet alma, ..., ..., ..., ... ve ... hakkında rüşvet vermeye aracılık suçlarından kamu davası açıldığı halde adı geçenler yönünden beraat kararları verilirken suç isminin rüşvet verme olarak gösterilmesi ayrıca kararın gerekçe kısmında sübutu kabul edilen fiiller de nazara alındığında sanık ... hakkında iddianamede olay 1-2 ve 3 başlığı altında belirtilen isnatlar yönünden kamu davası açıldığı ve mahkemece bu hususta değerlendirme yapıldığı halde olay 1-3 ve 4 şeklinde belirtilmesi mahallinde düzeltilebilir yazım hataları olarak kabul edilmiştir. B. Mahkemece haklarında beraat kararları verilen sanıklara ilişkin gerekçede rüşvet suçu yanında "kamu kurumu aleyhine dolandırıcılık" ve "müsnet suçlar" şeklinde ibareler kullanılarak nitelikli dolandırıcılık sevki ile açılan davalar yönünden de değerlendirmede bulunulmuş keza temyiz dışı sanık ...'ya ilişkin ölüm sebebiyle kamu davasının düşürülmesine karar verildiği belirtilmiş ise de; hükmün özünü oluşturan kısa kararda sanıklar ... (iddianamede olay 5 olarak anlatılan isnada ilişkin), ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında nitelikli dolandırıcılık sevki ile açılan kamu davaları yönünden herhangi bir hüküm verilmediği anlaşıldığından bu hususta adı geçen sanıklara ilişkin belirtilen suçtan zamanaşımı süresi içerisinde karar verilmesi mümkün görülmüştür. C. Rüşvet alma suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz incelemesinde; Sanık ... hakkında iddianamede olay 1-3 ve 4 başlığı altında anlatılan isnatlara ilişkin zincirleme şekilde rüşvet alma suçundan mahkumiyet kararı verildiği, böylece yüklenen tüm suçlardan beraat etmediği ve avukatlık hizmetinin bölünemeyeceği hususları nazara alınarak, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Genel Hükümlerinin 14 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca lehine vekalet ücreti takdiri mümkün görülmemiş, yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, sanık ... müdafii ile katılan vekilinin sanıklar ..., ... ve ... hakkında rüşvet alma suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. D. Rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz incelemesinde ise; Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında mahkumiyet kararları verilmiş ise de; suç tarihindeki mevcut düzenleme de dikkate alındığında rüşvet suçu bakımından kamu görevlisinin, görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlaması, bu kapsamda suçun oluşabilmesi için bir rüşvet anlaşmasının bulunması, anlaşmanın da işin yapılmasından önce veya en geç yapılması anında olması gerektiği, bu suç bir karşılaşma suçu olduğundan, çok failli suçlardan olup, bir tarafta rüşvet verenin, diğer tarafta ise rüşvet alan kamu görevlisinin yer aldığı ve suçun asli faillerinin bu kişiler olduğu, asli failler yönünden rüşvet anlaşmasının varlığının ortaya koyulamadığı durumlarda şerikliğin de mümkün olamayacağı, Farklı aşamalarda çelişkili beyanlarda bulunan temyiz dışı sanık ...'in ifadelerinde, rüşvet suçuna konu sübutu kabul edilen bir kısım eylemler yönünden görüşmeyi ... ile yaptığını ve başkaca vergi dairesi görevlisi ile muhatap olmadığını bildirdiği, iddianamenin olay 1-2 ve 3 başlığı altında anlatılan ve mahkumiyete esas alınan ceza tutanaklarında yer alan yazılı miktarlardan daha düşük bedelle gerçekleştirilen tahakkuk işlemlerinin ise sanıklar ... ve ... tarafından gerçekleştirildiği, olay 4 başlığı altında anlatılan ceza tutanağına dair işlem ... tarafından gerçekleştirilmiş ise de İsmail'in bu hususta bir beyanı olmadığı gibi olaya dair isnatta bulunulan sanıkların da suçlamayı reddettikleri, bu haliyle İsmail'in ifadesinde isimlerine yer verdiği kişilerce de doğrulanmayan anlatımları dışında inkara yönelik savunmaların aksine sanıkların atılı suçları işlediklerine dair mahkumiyetlerine yeterli, her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, kaldı ki olay 1-2 ve 3 başlığı altında anlatılan isnatlar yönünden görevleri kapsamında tahakkuk işlemini gerçekleştiren ve asli fail konumunda olan ... ve ...'ın rüşvet veren taraf ile anlaşmaya vardığının da ispatlanamadığı, temel amacı maddi gerçeğin ortaya çıkarılması olan ceza yargılamasının en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri "şüpheden sanık yararlanır ilkesi" olup, bu kapsamda sanıkların bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesi için suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilmesi ve sanıkların mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin mutlaka sanıklar yararına değerlendirilmesi gerektiği, mahkumiyet kararları verilirken isnat edilen eylemlerin "menfaat karşılığı olmaksızın yapılmasının hayatın olağan akışına uygun olmayacağı" biçimindeki gerekçenin varsayımdan ibaret olduğu ve buna dayanılarak mahkumiyet hükmü kurulamayacağı nazara alındığında, sanıkların yüklenen suçlardan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatleri yerine yanılgılı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde mahkumiyetlerine hükmedilmesi, Kabule göre de; Sanıklar hakkında mahkum oldukları ve ertelenmeyen hapis cezalarının yasal sonucu olan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 53 üncü maddesinin birinci fıkrasında sayılan haklardan aynı maddenin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca yoksun bırakılmalarına karar verilmesi gerekirken hapis cezalarının ertelendiği belirtilerek aynı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendindeki hak yoksunluğunun uygulanmaması, diğer bentler yönünden ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar hak yoksunluğuna hükmedilmesi yerine koşullu salıverilmeye kadar yoksun bırakılmalarına karar verilmesi, Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanıklar ..., ... ve ... hakkında aynı Kanun'un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince hak yoksunluğuna karar verilmemesi, Hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR 1. Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenlerle sanıklar ..., ..., ... ve ... müdafiilerinin vekalet ücretine yönelik temyiz istemleri ile katılan vekilinin sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında rüşvet verme ve bu suça aracılık etme suçlarından verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz isteminin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, 2. Gerekçe bölümünün (C) bendinde açıklanan nedenlerle Konya 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.06.2016 tarihli ve 2013/468 Esas, 2016/244 sayılı Kararında sanık ... müdafii ile katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık ... müdafii ile katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle sanıklar ..., ... ve ... hakkında verilen beraat hükümlerinin, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, 3. Gerekçe bölümünün (D) bendinde açıklanan nedenlerle Konya 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.06.2016 tarihli ve 2013/468 Esas, 2016/244 sayılı Kararına yönelik sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... müdafiilerinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden ve dikkate alınan sair hususlar yönünden mahkumiyet hükümlerinin, sanıkların kazanılmış hakları saklı kalmak üzere 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, tedbirlerin veriliş tarihi, hükmedilen cezaların miktarı, adli kontrol altında geçen süreler nazara alındığında orantılılık ilkesi gözetilerek sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkındaki adli kontrol kararlarının KALDIRILMASINA, gereğinin ifası için ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına, karardan bir suretin ilgililerine tebliğine, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.12.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2020/6686, K. 2023/12723, T. 28.12.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-ceza-dairesi-2020-6686-e-2023-12723-k-b3bcf3cdf536