Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2026/548 E. 2026/3999 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/548
Karar No
2026/3999
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1463 Esas, 2025/1270 Karar

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı dava dilekçesinde; davacıya ait davalı nezdinde sigortalı konutta 08.08.2015-09.03.2016 ... ili ... ilçesinde yaşanan terör operasyonları sırasında hasar meydana geldiğini açıklayıp davacının müstakil binasında meydana gelen zararın 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında olup olmadığının ve davalı ... şirketinin ödeme yükümlülüğü bulunup bulunmadığının, yükümlülük bulunduğu takdirde davalının ödemesi gereken tazminat tutarının belirsiz alacak davası kapsamında tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın yetkili ve görevli mahkemede açılmadığını, zamanaşımının dolduğunu, taleplerin teminat dışında kaldığını, davadan önce komisyona başvurulması gerektiğini ileri sürülerek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; "Davacı tarafından açılan konut sigortasından kaynaklanan tazminat davasının tüketici işleminden kaynaklandığı ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73. maddesi kapsamında Tüketici Mahkemesinin görevli olduğu açıktır. Anılan yasa değişikliği ve yasa hükmüne göre, belirtilen istisnalar dışında Tüketici Mahkemelerinde görülen tüm davalar zorunlu arabuluculuk dava şartına tabidir. Davacı tarafça dosyaya ibraz edilen arabulucuk tutanağının tarihinin 15.11.2024 olduğu, davacı tarafça dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmadığı, sonradan yargılama aşamasında başvurulduğu, dosya kapsamında davacı tarafından dava açılmadan önce sunulan herhangi bir arabuluculuk görüşme son tutanağı bulunmadığı, işbu davada davacı tarafından dava açılmadan önce arabuluculuk yoluna başvurulmasının zorunlu dava şartı olduğu" gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince, re'sen gözetilmesi gereken ve sonradan tamamlanabilir nitelikte olmayan dava şartına ilişkin 6502 sayılı TKHK m. 73/A ve 6325 sayılı HUAK m. 18/A(2) hükümleri gözetilerek karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; zorunlu arabuluculuk sürecinin yargılama sürecinde tamamlandığını, mahkemece önce genel mahkeme sıfatıyla davaya bakıldığını ancak davanın 6502 sayılı TKHK kapsamında olduğunu tespit edilmesi üzerine davacı tarafın bu esnada arabulucuya başvuru koşulunu yerine getirdiğini, emsal içtihatlarda da vurgulandığı üzere görevsiz mahkemede dava devam ederken dosyanın görevli mahkemeye intikal edeceği esnada dava şartı eksikliğinin giderilebileceğini, zamanaşımının dolmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; konut sigorta sözleşmesine dayalı tazminat talebine yöneliktir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre karar usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Yukarıda açıklanan sebeplerle; davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 6502 Sayılı Tüketici'nin Korunması Hakkında Kanun'un 73/2.maddesi gereğince davalı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2026/548, K. 2026/3999, T. 09.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2026-548-e-2026-3999-k-e1378d695f6d