Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/9517 E. 2025/10195 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/9517
- Karar No
- 2025/10195
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/411 E., 2024/202 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 11.03.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte gelen davacı vekili Avukat ... davalılar ... ve ... vekili Avukat ... geldiler. Diğer davalılardan gelen olmadı. Taraflar vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 30.06.2025 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ...'tan olan alacağı için 6183 sayılı Yasa uyarınca yaptığı icra takibi sırasında alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile kendisine ait taşınmazları diğer davalılara sattığını öne sürerek yapılan tasarrufların iptalini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin ... Bank A.Ş.'deki görevinden 25.02.1999 tarihinde istifa ettiğini, ihbar süresinin bitimi olan 11.03.1999 tarihinde istifasının kabul edilmesi sonucu ayrıldığını, ... Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş.'de 24.04.1997-28.01.1999 tarihleri arasında grubu temsilen ücretsiz olarak çalıştığını, Müflis ... Yatırım ve Menkul Değerler A.Ş.'de ise herhangi bir görevi bulunmadığını, bu şirketlerden sadece ... Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş.'de bir dönem yönetim kurulu üyeliği görevinde bulunmuş olmasının sorumluluğunu gerektirmediğini, dolayısıyla da herhangi bir borcu bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. 2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; yetki itirazında bulunmuş, yetkili mahkemenin müvekkilinin ikametgahı Kadıköy Mahkemesi olduğunu belirtmiş, esastan da davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. 3.Diğer davalılar ..., ..., ... cevap dilekçesinde; müvekkillerinin davalı ...'ın içinde bulunduğu hukuki durumu bilebilecek durumda olmadığını, bu bakımdan bir kasıtlı davaranışlarından söz edilemeyeceğini, ...'un daha sonra taşınmazı nasıl değerlendireceğini bilemediğinden diğer davalı ...'ya sattığını, belediyenin emlak satış değerlerinin dikkate alınarak resmi rakam olarak daha düşük bir bedelin yansıtılmış olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 27.02.2019 tarihli ve 2014/290 Esas, 2019/167 Karar sayılı kararı ile; davalı ...'ın eşi ...'a ilgili taşınmazın devrinde, davalı ...'un borçlu ...'ın “ maksadını bilen ya da bilmesi lazım kimseler” den olduğu, davalılardan ... ve ...'e yapılan tasarruf yönünden, Babaeski ilçesi ... köyü 1023 parselin tamamının değil 3/16 hissesinin 14.10.2005 tarihinde davalı ... tarafından bu davalılara devredildiği, devir bedelinin 2.000,00 TL olup rayicin 4.210,00 TL olduğunun mahallinde yapılan inceleme sonucu belirlendiği ilgili 28. madde gereğince bağışlama hükmünde olduğu gerekçesiyle 6183 sayılı Kanun'un 27. maddesi gereğince hükümsüzlüğü gündeme gelebilecek ise de, ödeme müddetinin 16.10.2007 tarihi olarak esas alındığında tasarrufun, geriye doğru 2 yıllık zaman dilimi içinde kalmadığı, bu nedenle ilgili 27. maddenin uygulanamayacağı, davalılardan ...'ya yapılan 22.06.2004 tarihli tasarruf ile Babaeski ... Mahallesi 646 ada 4 parselin 1/2 hissesi yönünden ise devir bedelinin 13.500,00 TL olup devir tarihi itibariyle rayicin 15.000,00 TL olduğu, 6183 Sayılı Kanunun 28/b.2 maddesinin uygulama alanı bulmayacağı, bu davalının da borçlu davalı ...'ın maksadını bildiği veya bilmesi gereken kişilerden olduğu yönünde açık bir emarenin dosyaya yansımadığı, davalılardan ...'a yapılan 08.02.2007 tarihli, Babaeski İlçesi ... Mahallesi 645 ada 11-12-13 ve 16 parsel sayılı taşınmazların devri yönünden devir bedelinin 19.800,00 TL olup belirlenen rayiç değerinin 91.000,00 TL olması karşısında tasarrufun 6183 sayılı Kanun'un 28/b.2 maddesi kapsamında değerlendirilebileceği, ancak bu devri finanse etmek için kredi çekildiğinin delili olarak sunulan 90.000,00 TL tutarlı dekont karşısında, kayden görünen ivazlar arasındaki fahiş farkın gerçekte olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davaya konu İstanbul ili Kadıköy ilçesi ... Mahallesi 107 pafta, 435 ada, 54 parsel A Blok 1.Kat (9) nolu dairenin davalı ... tarafından davalı ...'a devrine ilişkin 04.04.2003 tarihli tasarrufun iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 15.12.2020 tarihli ve 2019/3311 Esas, 2020/8412 Karar sayılı ilamı ile; "...Davacı alacaklı, davalı borçlu ... hakkındaki takibinin dayanağını ...'ye devredilen ... Bank A.Ş.'nin grup şirketlerinden olan ... Gayrımenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. ve Müflis ... Yatırım Menkul Değerler A.Ş.'nin kanuni temsilcisi olması nedeni 6183 sayılı Yasa’nın mükerrer 35. maddesine dayalı olarak takip yapmıştır.Yani asıl borçlu, bu takip bazında ... Gayrımenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. ve Müflis ... Yatırım Menkul Değerler A.Ş. olup davalı ... bu şirketlerde kanuni temsilci olması nedeni ile hakkında belirtilen Yasanın 35. maddesi gereğince sorumlu tutularak ödeme emri tebliğ edilmiştir. Davacı alacağının dayanağını teşkil eden 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesine eklenen beşinci fıkra, Anayasa Mahkemesinin 19.3.2015 tarihli ve E.2014/144, K.2015/29 sayılı kararı ile iptal edilmiştir. İlk bozma ilamından sonra gelişen bu durum karşısında, yargılaması devam eden somut uyuşmazlığın bu iptal kararından sonraki duruma göre davalı borçlu ...’nin borçlu durumunun değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle, davalı borçlunun dava dayanağını teşkil eden, ... Gayrımenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. ve Müflis ... Yatırım Menkul Değerler A.Ş.'de kanuni temsilci olduğu dönemlerdeki sorumluluğunun, Anayasa Mahkemesinin 19.3.2015 tarihli ve E.2014/144, K.2015/29 sayılı kararı ve borçlu hakkında çıkartılan ödeme emirlerindeki borcun miktarı, dayanağı hakkında gerektiğinde uzman bilirkişiden rapor alınarak değerlendirilmesi gerekirken, mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. " gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; düzenlemelerde netice itibariyle, dava ve karar tarihine nazaran bir değişiklik olmadığı, amme alacağının tüzel kişiden, kısmen veya tamamen tahsil edilemiyor olmasının, bu alacağın tüzel kişinin kanuni temsilcisinden tahsili için kafi olduğu, davalı ... tarafından davalı ...'a yapılan devir yönünden tasarrufun iptali koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davaya konu İstanbul ili Kadıköy ilçesi ... Mahallesi 107 pafta, 435 ada, 54 parsel A Blok 1.Kat (9) nolu dairenin davalı ... tarafından davalı ...'a devrine ilişkin 04/04/2003 tarihli tasarrufun iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; ödemeye çağrı mektubunun 24.04.2007 tarihi olup, mahkemece ödeme müddeti olarak 16.10.2007 tarihli ödeme emri tarihinin esas alınması ve iki yıllık sürenin bu tarihten hesaplanmasının yasaya aykırı olduğunu, ...'a yapılan satış işleminde mal kaçırma kastının açıkça kabul edildiğini, ...'ya yapılan satış işleminde satış bedeli ile gerçek değer arasında misli fark bulunduğunun tespit edildiğini, yasal düzenleme gereği tüzel kişilerin malvarlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının kanuni temsilcilerin şahsi malvarlıklarından yine 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği hususunun açıkça düzenlenmiş olup, amme borçlusu-...'ın da kanuni temsilcisi olduğu borçlu şirketin amme borçlarının ödenmemesinden dolayı sorumlu olduğunu, amme alacağının idari yargı kararları ile kesinleştiğini belirterek yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemenin bilirkişiler tarafından davalının görev yaptığı dönemlerle ilgili davacının bir alacağının bulunmadığı tespiti üzerine davayı reddetmesi gerekirken, Anayasa Mahkemesinin 19.3.2015 tarihli ve E.2014/144, K.2015/29 sayılı kararı ile iptal edilen 6183 sayılı Kanun mükerrer 35. maddesi hükümlerinin, davanın açılmasından sonra yürürlüğe girdiği ve mahkemenin 27.02.2019 tarihli kararından önce iptal edildiği, bu ihdas ve iptal kararları neticesinde 6183 sayılı Kanun mükerrer 35. maddesi hükümlerinin, dava tarihindeki halinden başka bir durumda olmadığı' gerekçeleriyle 27.02.2019 tarihli kararını yineleyerek davalı ... tarafından davalı ...'a yapılan devir yönünden davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Yargıtay'ın bozma kararına uyulmasından sonra, bozma kararının gereği bilirkişi incelemesi yaptırıldığını ve 23.06.2023 tarihli bilirkişi raporunda davalı müvekkilin görev yaptığı dönemle ilgili ödenmemiş herhangi bir (6183 sK çerçevesinde) alacağın varlığının tespit edilemediğini, bu durumda Mahkeme'nin davayı reddetmesi gerektiğini, Mahkeme'nin, kendi yaptırdığı bilirkişi incelemesinde borcun olmadığını tespit etmesine karşılık, bu konu üzerinde hiç durmadığını belirterek yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6183 sayılı Yasa’nın 24 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 24 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 2.6183 Sayılı AATUHK’nun 4108 sayılı Yasanın 11. maddesiyle değişen mükerrer 35 maddesinde “tüzel kişilerle, küçüklerin ve kısıtlıların mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının kanuni temsilcinin şahsi malvarlıklarından tahsil edileceği”, 213 sayılı Vergi Usul Kanunun 3505 sayılı Yasanın 2.maddesiyle değişik 10/2 maddesinde de “tüzel kişiler ile küçüklerin vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, bu ödevlerini yerine getirmemeleri halinde tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların kanuni ödemeleri yerine getirmeyenlerin malvarlıklarından alınacağı” hükmüne yer verilmiştir. Hükmüne uyulan bozma ilamında ise; davalı borçlunun dava dayanağını teşkil eden, ... Gayrımenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. ve Müflis ... Yatırım Menkul Değerler A.Ş.'de kanuni temsilci olduğu dönemlerdeki sorumluluğunun, Anayasa Mahkemesinin 19.03.2015 tarihli ve E.2014/144, K.2015/29 sayılı kararı ve borçlu hakkında çıkartılan ödeme emirlerindeki borcun miktarı, dayanağı hakkında gerektiğinde uzman bilirkişiden rapor alınarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş olup, mahkemece bozmadan sonra alınan 23.06.2023 tarihli bilirkişi raporunda; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla birlikte oluşan yeni durumda hukukun genel kuralları gereği, her yönetim kurulu üyesinin yalnızca kendi dönemindeki ödenmemiş borçlardan sorumlu olacağı, davalı ...'ın yalnızca kendi dönemindeki ödenmemiş borçlardan sorumlu tutulabileceği, dosya mevcudundan, davalı ...'ın ... Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş.'de 24.09.1997 ila 28.01.1999; ... Yatırım Menkul Değerler A.Ş.'de ise 01.01.1997 ila 24.11.1998 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığının anlaşıldığı, mevcut verilere göre, 6183 sayılı Kanun'un 24. maddesi kapsamında iptal isteminde bulunulabilmesi için en temel şart olan alacağın varlığı şartının davalı ... yönünden sağlanamadığı, davalı ...'ın görev yaptığı dönemde doğup da tasarruf tarihi itibariyle ödenmemiş olan herhangi bir alacağın tespit edilemediği belirtilmiş olup, bu durumda mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı ... ve ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalılar ... ve ...'a iadesine, 32.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalılar ... ve ...'a verilmesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 30.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.