Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/5290 E. 2024/12969 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/5290
- Karar No
- 2024/12969
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/535 Esas -2023/127 Karar Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz ve karar düzeltme incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili, davalı ... vekili ile davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların işleteni ve sürücüsü olduğu, kaza tarihinde geçerli trafik sigortası bulunmayan aracın tek taraflı kazasında araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını ve malul kaldığını, iş göremezlik zararı ve tedavi masraflarının bulunduğunu açıklayıp belirsiz alacak davası olarak açtıkları davada 1.000,00 TL maddi tazminat ile 200.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 10.03.2015 tarihli dilekçeyle maddi tazminat talebini 119.175,35 TL'ye yükseltmiş, 28.09.2021 tarihli dilekçeyle 789.947,78 TL maddi tazminatın tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar kusura ve tazminata itiraz ederek davanın reddini savunmuşlardır. III.YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin 09.04.2015 tarihli kararıyla; davanın kısmen kabulü ile 119.175,35 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili, davalı ... vekili ile davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 17.05.2018 tarih, 2015/10566 Esas-2018/5192 Karar sayılı ilamı ile "...mahkemece alınan bilirkişi raporunda davacının demir ayaklığın üzerinde yolculuk yapmasına göre %65 kusurlu görülmüştür... öncelikle davacının trafik akışına ilişkin olarak kusursuz olduğu kabul edilerek daha sonra davacının uygun olmayan şekilde traktörün demir ayaklığın üzerinde yolculuk yaptığı hakim tarafından değerlendirilerek, uygun oranda müterafik kusur indirimi yapılması...hükme esas alınan raporda pasif dönem hesabında asgari geçim indiriminin indirilip indirilmediği denetlememekte olup, pasif dönem hesabında AGİ eklenmiş asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmış ise Asgari Geçim İndirimsiz asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması..." gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüyle 119.175,35 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığından ıslah dilekçesindeki tazminat miktarının kabulüne karar verilmesi gerektiğini, asgari ücretteki artışların dikkate alınmasını, manevi tazminat miktarının oldukça düşük olduğunu belirterek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davaya konu kazanın karayollarında meydana gelmemesi nedeniyle zarardan sorumlu olmadıklarını, hesaplamanın hatalı olduğunu, geçici iş göremezlik zararından sorumlu olmadıklarını, hesaplanan tazminattan hatır taşıması nedeniyle indirim yapılması gerektiğini, reddedilen kısım yönünden vekalet ücreti takdir edilmediğini belirterek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; maluliyet raporunun karar vermeye elverişli olmadığını, manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, reddedilen kısım yönünden vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Gerekçe 1.Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olmasına, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamasına, bozma ilamı ile kesinleşen yönlere ilişkin yeniden temyiz incelemesinin yapılamayacak olmasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre davalı ... vekilinin ve davalılar ... ve ... vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2.Uyuşmazlık; trafik kazası nedeniyle bedensel zarara dayalı maddi, manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili, davacının meydana gelen kazada yaralanıp malul kaldığını açıklayıp tazminat talebinde bulunmuş, belirsiz alacak olarak 1.000,00 TL maddi tazminatın tahsilini talep etmiştir. Davacının zararının tespiti amacıyla alınan 05.12.2014 havale tarihli raporda; davacının sürekli iş görmezlikten (maluliyet) doğan net zararının kusur indirimi düşüldükten sonra 119.175,35 TL olduğu belirlenmiş, davacı vekili 10.03.2015 tarihli dilekçeyle maddi tazminat taleplerini 119.175,35 TL'ye yükseltmiş, mahkemece 09.04.2015 tarihli hüküm ile davanın kabulüyle 119.175,35 TL'nin tahsiline karar verilmiş, hükmün temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan ) 17. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen ilamıyla tazminata esas alınan kusur ve hesap yöntemi konusunda hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamından sonra alınan 12.08.2021 havale tarihli bilirkişi raporunda davacının maluliyetten kaynaklı toplam zararının 987.434,73 TL olduğu belirtilmiş, davacı vekilince 28.09.2021 tarihli dilekçeyle 789.947,78 TL maddi tazminatın tahsili talep edilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "...12.08.2021 tarihli aktüer raporunda yapılan değerlendirme ve hesaplamaların denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu değerlendirilmekle hükme esas alındığı, hesaplanan tazminat tutarından davacının müterafik kusuru (%20) indirim yapıldığında 789.947,78 TL maddi zararı bulunduğu, davacı taraf maddi tazminata ilişkin talebini harç da yatırmak suretiyle 10.03.2015 tarihinde belirlediği, akabinde 28.09.2021 tarihinde ikinci bir talep artırım dilekçesi sunduğu, davacının verdiği ikinci talep artırım dilekçesi, iddianın genişletilmesi yasağı kapsamında kalmakta olup buna değer verilmesi mümkün olmamakla dava dilekçesi ve ilk sunulan talep artırım dilekçesi talep sonuçlarına bağlı kalınarak maddi tazminat talebinin kabulüne karar verilmiştir. " gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiştir. Varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Belirsiz alacak davası, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) ile Hukukumuza kazandırılmıştır. 6100 sayılı HMK'nin 107/I inci maddesi “Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir” hükmünü içermektedir. Somut olayda dava dilekçesinin incelenmesinde; davacı vekili bedensel zarar nedeniyle maddi tazminata ilişkin davayı belirsiz miktarlı olarak açmış, harca esas değer başlığı altında taleplerinin HMK'nin 107 inci maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olduğunu belirtmiştir. Bozma ilamından önce alınan aktüerya raporundan sonra davacı vekilince 10.03.2015 tarihli dilekçeyle, maddi tazminat talebi artırılmış, Yargıtay bozma ilamından sonra alınan bilirkişi ek raporunda davacının zararının daha yüksek belirlenmesi üzerine davacı vekilince 28.09.2021 tarihli dilekçeyle dava değeri yükseltilmiştir. Cana gelen zararlarla ilgili tazminat davalarında zararı ve kapsamını “öğrenme” olgusu güç ve çetin bir iştir. Örneğin, ceza mahkemesinde belirlenen kusur oranları, hukuk mahkemesinde yeniden yapılacak inceleme sonucu değişebildiğine göre (BK m.53), bu hususta dahi kesin bilme ve öğrenmeden sözetmek olanaksızdır. Bunun gibi, beden gücü kayıplarında da, kişi bir uzman hekim dahi olsa, kendi beden zararını kesin bilemeyecek; bunun için sağlık kurullarının raporlarına gereksinim duyulacaktır. Ayrıca bedensel zararlarda zamanla gelişen ve değişen durumlar varsa, bunlar yargılamanın ilerleyen aşamalarında, giderek ilk dava sonuçlandıktan sonra bile ortaya çıkabilecek; bu gibi durumlarda sağlık kurullarından yeni raporlar alınması ve yeni bir zararın hesaplanması gerekecektir. İşte, tazminat davalarındaki başlangıçtaki belirsizlik ve bilinemezlik nedeniyle, davaya belirsiz alacak davası olarak başlanılması ve son aşamada (hüküm verilmeden önce) harcın tamamlatılması en doğru ve gerçekçi bir uygulama olacaktır. Böyle bir uygulama için yasal engeller bulunmamaktadır. Harç tamamlama işlemi bir ıslah olmadığı gibi yatırılan harç da bir ıslah harcı değildir. Özellikle, ölüm ve bedensel zararlar nedeniyle açılan davalarda, tazminatın kesin miktarının, kanıtların toplanmasından, kusur ve hesap raporlarının verilmesinden sonra öğrenilebileceğinden bu gibi belirsiz alacak davasında dava değerinin artırılması (harç tamamlama işlemi) bir ıslah işlemi değildir. Belirsiz alacak davasının anlam ve işlevi; tazminat ve alacağın miktarı kesinlik kazanıncaya kadar dava değerinin artırılabilmesi ve tazminatın ve alacağın miktarı kesinlik kazanınca talebe son şeklinin verilebilmesidir. Buna göre belirsiz alacak davalarında dava değerinin artırılmasına ilişkin birinci dilekçenin bedel artırım dilekçesi ikinci dilekçenin ıslah dilekçesi olduğunun kabulü gerekir. Diğer bir ifadeyle belirsiz alacak davası olarak açılan davalarda tazminat miktarının yükseltilmesine ilişkin iki dilekçe verilmesi "bir davada ancak bir kez ıslah yoluna başvurulabilir" ilkesine aykırılık teşkil etmeyecektir. Buna göre, davacı vekilinin 10.03.2015 tarihli dilekçesinin bedel artırım dilekçesi, 28.09.2021 tarihli dilekçesinin ıslah dilekçesi olarak kabulüyle işin esasına girilerek hasıl olacak sonuca göre karar vermek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: 1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı ... vekilinin ve davalılar ... ve ... vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalılar ... ve ... ile Güvence Hesabından alınmasına, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,12.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.