Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/5213 E. 2024/10707 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/5213
- Karar No
- 2024/10707
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı hakkında Bakırköy 3. İcra Müdürlüğü'nün 2015/6750 esas sayılı dosyasında, keşidecisi dava dışı ... olan, cirantaları davacı müvekkili ve dava dışı ... olan 11.10.2013 keşide tarihli senede dayalı olarak davalı tarafından icra takibi başlatıldığını, davacının başvurusu üzerine Bakırköy 6. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2015/704 esas sayılı dosyasında keşidecinin protesto edilmediği, bu yönde mahkemece verilen süreye rağmen alacaklı tarafından herhangi bir protesto evrakı sunulmadığı gerekçesiyle davacının takibin iptali yönündeki şikayetinin kabulü ile davacı yönünden takibin iptaline karar verildiğini, bu karara rağmen alacaklı davalı tarafından Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/484 D.İş sayılı dosyasında ihtiyati haciz kararı alınarak Bakırköy 14. İcra Müdürlüğü'nün 2015/13965 esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını ve bu takip dosyasında 29.09.2015 tarihinde 2015/179 Tal. sayılı icra dosyasında davacı borçlunun iş yerinde haciz yapıldığını, TL ve döviz karşılığı olmak üzere toplam 115.027,20 TL parasının haczedildiğini, 30.09.2015 tarihinde ise davalı alacaklı vekili tarafından kambiyo senetlerine özgü haciz talebinden vazgeçilerek davacı borçluya ilamsız ödeme emri gönderilmesinin talep edildiğini ve icra dairesi tarafından bu talep yerinde görülerek davacı borçluya ilamsız takiplerde ödeme emri tebliğ edildiğini, davacının itirazı üzerine icra takibin durdurulmasına karar verildiğini, ayrıca Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/484 D.İş sayılı dosyasında, ihtiyati haciz kararına yönelik itirazları kabul edilerek mahkemece ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verildiğini ve kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tarafından onanarak 07.03.2016 tarihinde kesinleştiğini, davalının zarar verme amacı ile kötüniyetli olarak ihtiyati haciz kararı alarak icraya koyması sonucunda davacı müvekkilinin zarara uğradığını belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere 30.000,00 TL maddi tazminat ile 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı tarafından alınan 280.000,00 TL bedelli senedin ödenmemesi üzerine borçlular hakkında Bakırköy 3. İcra Müdürlüğü'nün 2015/6750 esas sayılı dosyasıyla takip başlatıldığını, takibe karşı şikayet yoluna başvurulması üzerine Bakırköy 6. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/704 esas sayılı dosyasında takibin iptaline karar verildiğini, davalının alacağın esasına ilişkin bir itirazının bulunmadığını, davalının kötüniyetli olarak borçtan kurtulmak için unvanını değiştirdiğini, senet bedelinin hiçbir şekilde davalıya ödenmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; haksız ihtiyati haciz nedeniyle tazminat istenebilmesi için ihtiyati haciz kararının icra edilmiş olması, kararın haksız olması, borçlunun zararının bulunması ve zarar ile haksız ihtiyati haciz kararı arasında illiyet bağının bulunması koşullarının birlikte bulunmasının gerektiği, maddi tazminat istemi yönünden haksız ihtiyati haciz koydurmuş olan alacaklının kusursuz sorumluluğunun bulunduğu, manevi tazminat istemi yönünden ise, alacaklının kötüniyetli veya ağır kusurlu olarak ihtiyati haciz kararı almış olması gerektiği, somut olayda, başlatılan takibin iptali yönündeki kesinleşmiş mahkeme kararına rağmen alacaklı davalı tarafından ihtiyati haciz talep edildiği, ancak itiraz üzerine ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verildiği, başlatılan takibe yönelik yeniden alınan takibin iptali yönündeki mahkeme kararına rağmen bu arada davacının adresinde haciz işlemi yapılarak toplam 115.027,20 TL paranın haczedilmiş olduğu, ihtiyati haciz kararının haksız olduğunun mahkeme kararlarıyla sabit olduğu, bu nedenle davacının oluşan maddi zararını davalıdan talep etmesinin mümkün olduğu, mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda, davacı şirketin 29.09.2015 - 11.11.2015 tarihleri arasında haczedilen 115.027,20 TL'den dolayı mahrum kaldığı ticari faiz tutarının 1.442,63 TL olarak hesaplandığı, davacının döviz işlemleri nedeniyle kâr mahrumiyetine maruz kaldığına dair delil bulunmadığı, esasen bu hususun tespitinin mümkün olmadığı; manevi tazminat istemi yönünden ise, davalının kötüniyetli ve ağır kusurlu olduğu sonucuna varılarak, eylemin ağırlık derecesi ve davalının kusur durumu dikkate alınarak manevi tazminata hükmedildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 1.442,63 TL maddi tazminat ile 15.000,00 TL manevi tazminatın 29.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince yaptırılan inceleme sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunun dosya kapsamındaki diğer delillerle örtüşmesi ve denetime elverişli olması, uzman bilirkişi raporunda belirtilen maddi tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük görülmemesine göre davacı vekilinin bu yöne değinen istinaf başvurusunun yerinde olmadığı, manevi tazminat yönünden yapılan incelemede, her ne kadar davacı haksız işlemden dolayı tazminat talep etmişse de taraflar arasında kambiyo senedinden kaynaklı borç ilişkisi olduğuna dair emareler olduğu, bu doğrultuda davalının icra takibi yapmasının hayatın olağan akışına uygun olduğu, ufak emarelerin dahi işlemi haksız olmaktan çıkartacağı, davalının takipte veya haciz işleminde kötü niyetli ve ağır kusurlu olmadığı anlaşılmakla manevi tazminat talebi yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde karar verilmiş olmasının doğru olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü, davacı vekilinin istinaf isteminin reddi ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının manevi tazminat talebinin reddine, 1.442,63 TL maddi tazminatın 29.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacı tarafından hacze gelinen adreste döviz alım-satım işi ile uğraşıldığını, yapılan işin niteliği gereği paranın yıllık, aylık değil dakikalık değişiminin dahi davacı için için önem arz ettiğini, ancak İlk Derece Mahkemesi tarafından bu husus dikkate alınmaksızın herhangi bir ticari işletmede para haczi yapılmış gibi zarar hesaplaması yapıldığını, ihtiyati haczin şartları oluşmadığı halde davalı tarafça tüm bu hususlar bilinmesine rağmen mahkemeyi yanıltıcı beyanlarda bulunarak ihtiyati haciz talebinde bulunulduğunu, genel seçimlerin olduğu dövizin en hareketli zamanlarında haczedilen döviz, banka kuru üzerinden TL'ye çevrilmiş olup banka kurunun piyasanın çok altında kaldığını, ayrıca döviz alım-satımında kullandığı paranın 3 ay boyunca haczedilmesi sonucu paranın çalıştırılmamasından dolayı elde edeceği kardan da mahrum kaldığını, ihtiyati haciz ile işyerine icra memurlarının gelmesi sonucu davacının iş yaptığı tacirlerin durumdan haberdar olduğunu ve davacının piyasada tekrar güven sağlamasının uzun zaman aldığını, davalı tarafından haczin usul ve esas yönünden hatalı olduğu bilinmesine rağmen kötü niyetli olarak işlemlerine devam edildiğini, davalının kusurlu olduğu ve kötü niyetli olduğunun açık olduğunu, bu nedenle manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; maddi tazminat şartlarının oluşmadığını ve bu talep yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı yanın hacze itirazının usulî konulara ilişkin olup, hakkın özüne dair olmadığını, keza davacının, lehine olduğunu iddia ederek sunduğu mahkeme kararlarında alacak-borç ilişkisinin gerçekten mevcut olup olmadığından, yani işin esasından ziyade, usul bakımından verilmiş kararlar olduğunu, dolayısıyla işin esası yönünden verilen bir haksızlık tespiti kararı söz konusu olmayıp henüz daha maddi tazminatın ilk şartı olan bu olgunun gerçekleşmediğini, Bölge Adliye Mahkemesi kararında da ifade edildiği üzere, taraflar arasında kambiyo senedinden kaynaklı bir borç ilişkisinin olduğunu, bu durumda takibe geçilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığını, zarar olgusunun ispatlanması gerektiğini ve davacının zararını ispatlayamadığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, haksız ihtiyati haciz nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacı ve davalıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,07.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.