Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/5211 E. 2025/8496 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/5211
- Karar No
- 2025/8496
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/227 E., 2024/653 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından yapılan çalışma esnasında yola kum yığını döküldüğünü, kum yığının etrafına herhangi bir uyarıcı levha konulmadığını ve davacının kum yığınına çarpması sonucunda 08.12.2012 tarihinde tek taraflı trafik kazasının meydana geldiğini ve kaza nedeniyle davacının yaralanıp malul kaldığını, kaza tespit tutanağında kazanın meydana geldiği mahalde çalışma yapan davalının kazanın meydana gelmesinde asli ve tam kusurlu olduğunun tespit edildiğini, kaza nedeniyle müvekkilinde %23 oranında sürekli iş göremezlik meydana geldiğini beyanla belirsiz alacak davası olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi tazminat ve 30.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 31.000,00 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş ve bedel arttırım dilekçesiyle talebini maddi tazminat yönünden 380.934,26 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu taleplerin zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin kaza tarihinde kaza mahallinde yapmış olduğu bir çalışma bulunmadığını, müvekkilinin yolların bakım ve onarımına ilişkin bir sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davacı taraf olay nedeniyle alınan beyanında karşıdan gelen bir aracın şeridine girdiğini ve bunun üzerine ani bir manevra yaparak kum yığınına çarptığını beyan ettiğini, uyarı levhaları bulunmuş olsa dahi kazanın meydana geleceğini, kazanın üzerinden uzun bir süre geçmiş olması nedeniyle davacıda kaza nedeniyle maluliyet oluşup oluşmadığının tespitinin mümkün olmadığını, davacı tarafça talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 21.12.2023 tarihli ve 2021/184 Esas ve 2023/584 Karar sayılı kararıyla davacının maddi tazminat davasının kabulü ile 379.005,00 TL geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile 1.929,26 TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 380.934,26 TL'nin 08.12.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıldan alınarak davacıya ödenmesine, davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın 08.12.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıldan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davaya konu taleplerin zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin kaza tarihinde kaza mahallinde yapmış olduğu bir çalışma bulunmadığını, müvekkilinin yolların bakım ve onarımına ilişkin bir sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, hükme esas alınan kusur raporunun hatalı olduğunu, hükme esas alınan maluliyet raporunun hatalı olduğunu, tespit edilen maluliyet oranında hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, davacı tarafça dinletilen tanıkların beyanlarının maddi gerçeğe aykırı olduğunu, talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davacının sevk ve idaresindeki aracı ile davalı tarafından yapılan çalışma nedeniyle yola dökülen kum yığınına çarpması suretiyle meydana gelen tek taraflı trafik kazası sonucunda yaralanıp malul kalması nedeniyle, sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve dava tarihi itibariyle davaya konu taleplerinin zamanaşımına uğramamış olmasına, davaya konu kazanın meydana geldiği yolda kaza tarihi itibariyle davalı tarafça çalışma yapıldığının ve kum döküldüğünün davalı tarafın 01.12.2021 tarihli müzekkere cevabından anlaşılmış olmasına, hükme esas alınan kusur raporunun kazanın oluşuna uygun olmasına, maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine uygun hazırlanmış olmasına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.05.2025 tarihinde ...'ın ve ...'in karşı oyları ve oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26. maddesi "Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. Hâkimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır." şeklindedir. Dosya kapsamından, dava dilekçesinde davacının % 23 oranında maluliyeti bulunduğunun ifade edildiği, dava dilekçesi ekinde sunulan ... Araştırma Hastanesince düzenlenen 31.05.2017 tarihli raporda davacın % 38 oranında malul kaldığının belirlendiği, yargılama sırasında alınan 26.08.2022 tarihli ATK raporu ile davacının % 45 oranında maluliyeti bulunduğunun tespit edildiği, mahkemece % 45 maluliyet oranı üzerinden yapılan hesaplama doğrultusunda karar verildiği anlaşılmaktadır. Dava dilekçesinde % 23 oranında maluliyet bulunduğu ifadesine yer verildiği gözetilip davacının talebiyle bağlı kalınarak % 23 maluliyet oranı üzerinden hesaplama yapılarak karar verilmesi ve kararın bu nedenle bozulması gerektiği kanaatinde olduğumuzdan, sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyoruz.