Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/408 E. 2024/1733 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/408
- Karar No
- 2024/1733
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2013/656 E., 2022/58 K. ASIL DAVADA DAVACI : ... vekili Avukat ... BİRLEŞEN DAVADA DAVACILAR : 1-... 2... 3-... vekili Avukat ... ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA DAVALILAR : 1-... vekili Avukat ..., 2-Germencik ... vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : 15.05.2006 (asıl dava), 05.12.2006 (birleşen dava) HÜKÜM/KARAR : Davanın kısmen kabulü Taraflar arasında görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı ... vekili, davalı ... ... vekili, katılma yoluyla davacılar vekili, tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davalı ...'ın sürücüsü, diğer davalının işleteni olduğu araç ile davacı ...'in kullandığı motosikletin 02.10.2002 tarihinde karıştığı kaza sonucu davacı ...'in yaralandığını belirterek davacı ... için 3.000,00 TL maddi tazminat ve 10.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, talebini 89.258,26 TL olarak ıslah etmiştir. Davacılar vekili birleşen dava dilekçesinde; davalı ...'ın sürücüsü, diğer davalının işleteni olduğu araç ile davacı ...'in kullandığı motosikletin 02.10.2002 tarihinde karıştığı kaza sonucu davacı ...'in yaralandığını belirterek davacılar için toplam 6.500 YTL manevi tazminatın davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 15.02.2012 tarihli ve 2006/231 Esas, 2012/62 Karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 89.258,26 TL tazminatın olay tarihi olan 02.10.2002 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 4.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 02.10.2002 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı ..., ... ve ...'in manevi tazminat koşulları oluşmadığından bu yöndeki taleplerinin reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri ve davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairenin 02.10.2013 tarih ve 2012/17630 Esas ve 2013/15520 karar sayılı ilamı ile taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, davaya konu trafik kazası sonucunda diğer davacıların eş ve babaları olan davacılardan ...'in hayati tehlike geçirecek ve 45 gün iş ve gücünden kalacak şekilde yaralandığı, kafatası kemiğinde ve el bileğinde kırıklar meydana geldiği anlaşılmaktadır. Bu yaralanma nedeniyle eş ve çocuklar da manevi tazminat isteminde bulunmuşlar, mahkemece istemleri reddedilmiştir. Kural olarak bedensel zarar nedeniyle tazminat ileri sürme hakkı zarar görene aittir. (BK.m.47). Ancak, kişisel hakları zarara uğrayanların da tazminat talep hakları vardır. (BK.m.49). Burada da, kural olarak, doğrudan doğruya zarar görme koşulu mevcuttur. Ancak, kişilik değerlerinin kapsam ve çerçevesi de hayatın olağan akışına, yerleşik değer yargılarına ve tecrübe kurallarına dayalı olarak belirlenecektir. Bir kimsenin beden ve ruh tamlığının ihlali sonucunda, onun yakınlarının da korunan varlıkları doğrudan zarara uğramış olabilir. BK.m.49 genel bir kural olup, öngördüğü koşullar gerçekleştiğinde, ruhsal uyum ve dengesi sarsılanın, kişilik değerlerine saldırı nedeniyle manevi tazminat isteyebilmesi olanağı vardır. Ailenin, kişisel değerler arasında önemli ve üstün bir yeri vardır ve kişilik hakkı aile ilişkilerini de kapsar. Somut olayda, yaralanmanın niteliği ve buna bağlı sonuçları ile aile ilişkisi göz önünde tutulduğunda, yaralanın eş ve çocukları olan davacılardan ..., ... ve ...'in kişilik değerlerinde eksilme duygusunu yaşadıkları, tecrübe kuralları ile sabit olup; ayrıca bu bakımdan bir ispat yükümlülüğü altında dahi değillerdir. Mahkemece anılan davacılar yararına uygun bir tazminata hükmedilmesi gerekirken istemin reddine karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir. Davalıların temyiz itirazları yönünden; dosya kapsamından davacılardan ...'in dava konusu kazadan önce de işitme kaybının bulunduğu ve cihaz kullandığı anlaşılmaktadır. Hükme esas alınan 10.05.2010 tarihli bilirkişi heyet raporunda bu durumun göze alınmadan sürekli çalışma gücü kaybı tespit edilmiş ve zarar kapsamı bu rapora göre belirlenmiştir. Şu halde, davacının önceki işitme kaybı göz önüne alınarak davaya konu kaza nedeniyle işitme kaybının artıp artmadığı, artma var ise, önceki arızasının etkisi araştırılarak Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü'ne uygun alınacak rapor ile sürekli iş göremezlik kaybı tespit edilmeli, maddi ve manevi zararın kapsamı da buna göre belirlenmelidir. Eksik incelemeye dayalı kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir...'' gerekçesiyle hüküm bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı ...'in davaya konu 02.10.2002 tarihinde geçirmiş olduğu kaza nedeni ile dosya içerisinde mevcut Adli Tıp İkinci Üst Kuruluna gönderilmiş Adli Tıp İkinci Üst Kurulu'nun 12.11.2020 tarihli raporundan anlaşılacağı üzere kafa kemik kırığı, bilateral el bilek kırığı, sağ akromioklaviküler eklem ayrışmasına yol açan yaralanması nedeniyle geçici iş göremezlik süresinin olay tarihinden itibaren 4 aya kadar uzayabileceği, geçici iş göremezlik süresi sonundan itibaren dirsek supinasyon arızası nedeniyle olay tarihinde yürürlükte olan 85/9529 karar sayılı Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü hükümleri gereğince E cetveline göre meslekte kazanma gücü oranının %23,2 olduğu, dosyada olay tarihinden öncesine ait kişinin işitme problemi olup olmadığına dair herhangi bir tıbbi kayıt bulunmadığı, olay tarihli evrakında işitme kaybına yönelik herhangi bir bulgudan bahsedilmediği, işitme kaybına yönelik ilk tanısının dosyada mevcut verilere göre olaydan yaklaşık 6 yıl sonrasında konulmuş olması dikkate alındığında mevcut verilerle dava konusu kaza ile kişideki bilateral total işitme kaybı arasında tıbben illiyet bağının kurulamadığı ve maluliyet değerlendirmesinde dikkate alınmadığı, dosya içerisinde mevcut Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi'nden alına rapora göre davalı ...'in 6/8 oranında kazanın oluşumunda kusurlu olduğunun tespit edildiği, davacının uğramış olduğu maddi zarara ilişkin düzenlenen 02.10.2021 tarihli raporda kaza sebebiyle davacı ...’in sürekli maluliyetten kaynaklı maddi tazminat alacağının 177.274,84 TL olduğu, Germencik Asliye Ceza Mahkemesinin dosyası kapsamında davacının 2/8 (%25) oranında kusurlu olduğu göz önünde bulundurularak davacının toplam maddi tazminat alacağının 132.956,13 TL olarak belirlendiği, adli tıp raporu, kusur raporu ve bilirkişi tarafından düzenlenen raporun hüküm kurmaya elverişli ve hakkaniyete uygun olduğu, davacının olay nedeni ile fiziksel ve manevi olarak acı duyduğu anlaşılmakla tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve hakkaniyet ilkesi nazar alınarak manevi tazminata hükmedildiği, birleşen dosya yönünen; yaralanmanın niteliği ve buna bağlı sonuçları ile aile ilişkisi göz önünde tutulduğunda, yaralanın eş ve çocukları olan davacılardan ..., ... ve ...'in kişilik değerlerinde eksilme duygusunu yaşadıkları, tecrübe kuralları ile sabit olup davacıların manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verildiği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile 89.258,26 TL tazminatın olay tarihi olan 02.10.2002 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 4.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 02.10.2002 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, birleşen davada davacıların manevi tazminat talebinin kabulü ile toplam 6.500,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 02.10.2002 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili, davalı ... ... vekili ile katılma yoluyla davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... ... vekili temyiz dilekçesinde; davalı belediyeye husumet yöneltilemeceğini, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, davacının tedavisini yapan ...Devlet Hastanesi tarafından tedavi bitişinde düzenlenen 02.04.2003 tarihli kati raporda davacının 45 gün geçici iş göremezliği bulunduğu belirlendiğini, bu husus davacı tarafından dava dilekçesinde de belirtildiğini, 12.11.2020 tarihli raporda da geçici iş göremezlik süresinin davacının tedavisini yapan hekimler tarafından düzenlenen istirahat raporları ile belirlenebileceği belirtildiğinden 45 gün olarak geçici iş göremezlik süresi üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, ayrıca geçici iş göremezlik süresi içerisinde başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı tespit edildiğinden davacının talep edebileceği bakım masrafı bulunmadığını, dosyada dinlenilen tanık beyanlarına göre davacının kazadan sonra kaza öncesinde olduğu gibi çiftçilikle uğraşmaya devam ettiğini, kaza sonrası uygulanan tedavi neticesinde herhangi bir güç kaybı yaşamadan hayatına devam edebildiğini, bu nedenle anılan raporda yer alan davacının %23,2 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiği tespitine itiraz ettiklerini, işitme kaybı ile kaza arasında illiyet bağı bulunmadığından davacının işitme kaybının maluliyet değerlendirilmesinde dikkate alınmaması gerektiğini, ıslah tarihinin de göz önünde bulundurulması, ıslah edilen miktar yönünden bu tarihin esas alınması gerektiğini belirterek mahkeme kararının bozulmasını istemiştir. 2. Davalı ... temyiz dilekçesinde; bozma sonrası yapılan incelemede maluliyet raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, maluliyet incelemesine ilişkin 12.11.2020 tarihli raporda "geçici işgöremezlik süresinin 4 aya kadar uzayabileceği, ancak kesin sürenin davacının tedavisini yapan hekimler tarafından düzenlenen istirahat raporları ile belirlenebileceği" ifade edildiğini, bu tespite "davacının tedavisini yapan ...Devlet Hastanesi tarafından tedavi bitişinde düzenlenen 02.04.2003 tarihli kati raporda davacının 45 gün geçici iş göremezliği bulunduğu belirlendiğini, bu hususun dava dilekçesinde de belirtildiğini, 12.11.2020 tarihli raporda da geçici iş göremezlik süresinin davacının tedavisini yapan hekimler tarafından düzenlenen istirahat raporları ile belirlenebileceği belirtildiğinden 45 gün olarak geçici işgöremezlik süresi üzerinden hesaplama yapılmalıdır" gerekçesi ile itiraz edildiğini, mahkeme tarafından yaptırılan tazminat hesabına ilişkin bilirkişi incelemesinde 4 ay geçici işgöremezlik süresi üzerinden tazminat hesaplaması yaptırıldığını, davacının maluliyet oranının %23,2 olarak tespit edildiğini, dosyada dinlenilen tanık beyanlarına göre davacının kazadan sonra kaza öncesinde olduğu gibi çiftçilikle uğraşmaya devam ettiğini, kaza sonrası uygulanan tedavi neticesinde herhangi bir güç kaybı yaşamadan hayatına devam edebildiğini, bu nedenle maluliyet raporunda yer alan davacının %23,2 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiği tespitine itiraz edildiğini, ancak itiraz doğrultusunda inceleme yapılmaksızın hatalı maluliyet oranı tespiti ile hüküm kurulduğunu, hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğunu, hangi davacıya ne kadar tazminata hükmedildiğinin belirsiz olduğunu, kazada yaralanan İsmail'e 4.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmişken yakınlarına daha fazla manevi tazminata hükmedildiğini, kaza tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, birleşen davada kısmen kabul kararı verildiği halde davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu belirterek mahkeme kararının bozulmasını istemiştir. 3. Davacılar vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde; davacı ... için hükmedilen 4.000,00 TL manevi tazminatın pek az kaldığını, manevi tazminat davasının maddi tazminat davasıyla birlikte açılması halinde manevi tazminat yönünden vekalet ücretinin ayrı bir kalem olarak hüküm altına alınması gerektiğini, asıl dava yönünden lehlerine tek vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek mahkeme kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe: 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... ...'nın işleteni, diğer davalının sürücüsü olduğu araç ile davacının sürücüsü olduğu motosikletin karıştığı kaza sonucu davacının yaralanması nedeniyle uğradığı sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı ve manevi tazminat talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 ve 56 ncı maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme Temyiz olunan nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin hukukça mümkün olmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Davalı ... vekili, davalı ... ... vekili ve katılma yoluyla kararı temyiz eden davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalılar ... ve Germencik ... ile davacılara yükletilmesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 19.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.