Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/2522 E. 2025/12951 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2522
Karar No
2025/12951
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI: 2021/605 E., 2023/2024 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili belediye adına ... ili ... ilçesi ... mahallesi 6641 parselde kayıtlı 185,00 m²'lik taşınmazın ... ... Fabrikası ... tarafından kullanılamaz hale getirildiğini ve taşınmaz üzerinden yol geçirildiğinin tespit edildiğini, imar durumuna göre dava konusu taşınmazın "... sakıncalı alanlar " gösteriminde kaldığını, 1/25000 ölçekli ... Büyükşehir Bütünü Çevre Düzeni Planına göre ... Sakıncalı Alanlar gösterimine ilişkin plan notunda yer alan ilgili idarece onaylı ... ve jeoteknik etüt raporları sonucunda ... sakıncalı alan olarak tespit edilen kesin yapı yasağı getirilmiş alanlar olduğunu, dolayısıyla parsele inşaat izni verilemediğini, 03.01.1992 tapu tescil kaydı ile Belediye'ye ait taşınmazın davalı tarafından kullanım hakkı muvafakat alınmaksızın kazı sahası içerisine alındığını ve üzerinden yol geçirilip el atılarak kullanıldığı ve bu durumun Emlak İstimlak Müdürlüğü tarafından tespit edildiğini, aynı bölgede Belediyeleri gibi taşınmaz sahibi olan pek çok kişi tarafından davalı şirket aleyhine açılan tazminat davalarına ilişkin kararların mevcut olduğunu, davalı yanın kazıları sonrasında doğal karakteri korunacak alanda ver alan taşınmazın ... yapısının bozulmuş ve heyelan sebebi ile ... sakıncalı alan haline gelen taşınmaz sahiplerinin mülkiyet haklarını kullanamadıklarını, doğal bir olaya dayanmayan taşınmazların yok oluşuna neden olan davalının tazminat yükümlülüğünün açık olduğundan ... ... 6641 parselde kayıtlı 185.00 m²'lik taşınmazın ... ... Fabrikası ... A.Ş. tarafından hafriyat yapılmak ve yol geçirilmek suretiyle kullanılamaz hale gelen taşınmazın eski hale dönüştürülmesinin çok zor ve zemin bedelinin üzerinde bir bedele mal olacağından taşınmazının bedelinin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000.00 TL'nin taraflarına ödenmesine ve ödeme sonrasında dava konusu taşınmazın belediye adına tapu kaydının iptali ile davalı şirket adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı idare tarafından açılan davada, tapu kayıtları incelendiğinde anılan taşınmazın o zamanki adıyla ... Bclediyesine 1971 yılında ifraz işlemi ile intikal ettiğinin anlaşıldığını, esasen olayın o zamanki ... Belediyesinin bu bölgede 775 sayılı Gecekondu Kanunu kapsamında oluşturmak istediği gecekondu önleme bölgesi işlemi ile ilintili olduğunu, ... Belediyesinin talep ettiği gecekondu önleme bölgesi için 119.000 m² tahsisine karar verilmişse de her nasıl olmuşsa bu karara aykırı şekilde ve 4370 Parsel numaralı 567.000 m² büyüklüğünde bir parselin tahsis olunduğunu, daha sonra bu parselin 4760 (413.100 m²) ve 4761 (153.900 m²) parseller olarak ifraz edildiğini, daha sonra 4761 parsel numaralı taşınmazın 1264 ayrı parsel olarak ifraz edildiğini ve bu parsellerin büyük bölümünün bedel karşılığı vatandaşlara satıldığını, dava konusu taşınmazın da yine anılar 4761 sayılı parselin 1264 adet parsele ifrazı esnasında ... Belediyesine ayrılan bir parsel olduğunu, davacı idarenin kayıtlarda malik olarak yer aldığı bu taşınmazı bedelsiz şekilde tahsis ile elde ettiğini, bu taşınmaz için bedel ödemeyen davalı idarenin, öte yandan geri kalan parselleri vatandaşlara bedel karşılığı sattığını, usulsüz ve yasaya aykırı şekilde oluşan bu parsellerin çifte tapulama vb. problemler oluşturmasından dolayı 2000 yılına dek vatandaşların ve de davalı idarenin tapuları üzerinde kısıtlayıcı şerhlerin mevcut olduğunu, dava konusu 6641 parselde bulunan taşınmazın davacı iddialarının aksine müvekkil şirket taralından kazı sahası içerisine dahil edilmediğini veya üzerinden yol geçirilmediğini, dava konusu taşınmaz üzerinde müvekkili şirketin hiçbir müdahalesinin olmadığını, davacının bu yöndeki iddialarının tamamen asılsız olduğunu, davacı idare'nin esasa ilişkin geçerli bir hakkı mevcut olmadığını, olayda zamanaşımı süresinin geçtiğini, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, davacının her ne kadar tapu kütüğünde malik olarak görünse de bunu sağlayan işlemin hukuken muteber ve geçerli olmadığından, davacının kazanılmış bir mülkiyet vc buna bağlı olarak tazminat talep etme hakkı olmadığını, müvekkilinin bu sahalarda maden hakkına dayalı olarak çalıştığını, anılan maden hakkının 1959 tarihli Bakanlar Kurulu Karamamesi'ne dayalı olduğunu, bu hakkın 1970 yılında Tapu Siciline tescil edilerek aynı bir hak niteliğini kazandığını, bu tescil gerçekleştirildiğinde (dava konusu edilen taşınmaz da dahil olmak üzere) çevredeki bütün taşınmazların kamu mülkiyetinin olduğunu, daha sonra aynı hak ile yükümlü çekişme konusu taşınmaz hakkında hiçbir idari karar olmadan ve tamamen hukuka aykırı şekilde ... Projesine dahil edildiğini ve tahsis yoluyla satış yapılarak davacı adına tapu 1971 yılında tescil edildiğini, maden işletme hakkının sahibine, "maden cevherinin aranması, çıkarılması, çıkarılan cevherler üzerinde münhasıran mülkiyet kazanılması, yerin altında ve üstünde gereken tesisatın kurulması" yetkilerini veren bir hak olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, dava konusu parselde kayıtlı taşınmazın davalı ... ... tarafından güvenlik teli ile çevrilen hafriyat sahası dışında güvenlik telinin yaklaşık 120 metre batısında olduğu ve doğal dokusu bozulmayan alanda kaldığı, davalı tarafından fiilen herhangi bir el atma olmadığı bilirkişi raporu ile tespit edilmiş olduğunun yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığı gerekçesiyle davacının davasının reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davaya konu taşınmazın doğal dokusu bozulmayan alanda kaldığının nasıl belirlendiğinin raporda açıklanmadığını, muhtemelen çit dışında kalmış olması sebebi ile bu tespite yer verilmiş ise de mevcut parselde yapılaşma hakkı olmadığı ve ... sakıncalı alanda kaldığı düşünüldüğünde eksik inceleme ile varılan bir tespit olduğunu, ... tarafından ... yapısı bozulan alanın bir bütün olarak kabul edilmesi ve dava konusu parselin ... Kazı Çiti içindeki parselden ayrı tutulmaması gerektiğini, çevresel dengeyi bozan ve tüm doğal yapıyı yok eden davalı yanın fiili eylemi sebebi ile kusursuz sorumluluğu bulunduğunu beyan etmektedir.

Uyuşmazlık, davacının tapuda adına kayıtlı taşınmazına davalının haksız olarak el attığı iddiasıyla tazminat istemine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere dava konusu taşınmazın 1/1000 ölçekli uygulama imar planı kapsamına alınmadığı, taşınmazın bulunduğu alanın mülga Bayındırlık ve ... İşleri Genel Müdürlüğünce 12.06.2006 tarihinde onaylanan "... (...) 3 Ayrı Yerleşimin İmar Planına ..."na göre yerleşime uygun olmayan alan sınırlarında kaldığı için hukuki el atma kapsamında değerlendirilemeyeceğinin, taşınmazın konut veya ticari kullanıma alınmasının ... yapısı nedeniyle mümkün olmadığının, kısıtlılık halinin imar planındaki özgülenme durumundan kaynaklanmadığının anlaşılmış olmasına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/2522, K. 2025/12951, T. 24.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2024-2522-e-2025-12951-k-e03c63262d83