Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/2167 E. 2024/8144 K. – Tazminat (Haksız

Konu: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2167
Karar No
2024/8144
Karar Tarihi
Konu
Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi EK KARAR TARİHİ : 2022/506 E., 2023/456 K. DAVA TARİHİ : 10.10.2022 HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul KANUN YARARINA Taraflar arasındaki tazminat (haksız fiilden kaynaklanan) davasından dolayı yapılan yargılama sonunda mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kesin olarak verilen İlk Derece Mahkemesi kararının kanun yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı tarafından istenilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 05.07.2022 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalının, davacının park halindeki aracına çarparak maddi hasara uğramasına ve dolayısıyla araç değer kaybı oluşmasına neden olduğunu, müvekkilinin kaza tarihine kadar aracın tüm bakımlarını zamanında ve yetkili servisinde yaptırdığını, kaza gerçekleşene kadar geçen süreçte aracın herhangi bir parçası değişmediği gibi kaporta ve boyasında herhangi bir kusur, çizik dahi olmadığını, kazaya uğraması neticesinde aracın değerinde bir düşme yaşanacağını, motor traversi ve muhtelif birçok parçası değiştiğini belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 107 nci maddesi hükmü uyarınca araçta meydana gelen değer kaybı bedeli, hasar farkı bedeli, işçilik ücreti, eksik ödenen parça farkı ücreti için ayrı ayrı 100,00 TL olmak üzere toplam 400,00 TL'nin davalı sigorta şirketinin temerrüt tarihinden işletilecek faizi ile birlikte davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 17.07.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile tazminat taleplerini araç değer kaybı 3.500,00 TL, yedek parça bedel farkı 12.192,01 TL, yedek parça bedel farkının Katma Değer Vergisi (KDV) 2.431,23 TL olmak üzere toplam 18.123,24 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu, müvekkili şirket tarafından başvuru öncesinde davacı tarafa sigortalı araç sürücüsünün %100 kusuru oranında eksper raporu ile belirlenen 16.118,77 TL, araç hasar tutarı 10.08.2022 tarihinde ödenerek, poliçeden kaynaklanan tüm sorumluluk yerine getirilmiş olup, müvekkilinin başkaca bir bakiye tazminat sorumluluğu bulunmadığını, davacının müvekkili şirkete başvuru yaptığını, fakat Hazine Müsteşarlığına bağlı SBM sisteminin atadığı eksperin raporunu beklemeden işbu davayı açtığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla yeni trafik sigortası genel şartları 01.04.2020 tarihinde yürürlüğe girmiş olup dava konusu kazanın 08.01.2021 tarihinde gerçekleştiğini, ayrıca poliçe vadesinin de 18.10.2020- 18.10.2021 tarihleri arasında olduğunu, dava konusu kazanın trafik sigortası yeni genel şartları kapsamında olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun bakiye poliçe teminatı ile sınırlı olduğunu, müvekkili şirketin faizden dava tarihinden itibaren yasal faiz ile sorumlu olduğunu belirterek, davanın yetkisiz mahkemede açılmış olması sebebi ile davanın reddine, kusur tespiti ve değer kaybı nedeniyle dosyanın konusunda uzman bilirkişiye tevdine, hüküm altına alınacak faiz ile birlikte yasal faize hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gerekçeli, bilimsel verilere ve somut olaya uygun 27.04.2023 tarihli bilirkişi raporu da dikkate alınarak, davaya konu trafik kazasında davalı sigorta şirketinin sigortalısına ait araç sürücüsü olan Hasan Sezer'in olayda %100 oranında kusurlu olduğu, davacının kazada kusurunun bulunmadığı, davalının sorumluluğunun haksız fiil ve poliçeden kaynaklanan teminat kapsamında olduğu, araçta meydana gelen değer kaybının 3.500,00 TL olduğu, hasar yönünden orijinal ve eşdeğer parça fiyat farkının kaza tarihi itibariyle KDV hariç 12.192,01 TL olduğu, işçilik tutarlarının uygun olduğu, her ne kadar davacı vekili tarafından hasar nedeniyle ödenmesi gereken miktardan KDV kesintisi yapılarak kendisine ödendiği, davacının fazladan KDV ödemesi yaptığı iddia edilmişse de, davacıya oluşan hasara göre orijinal parça kullanılması halinde ödenmesi gereken miktar hesap edildiğinde 28.310,78 TL olduğu, davalı tarafından ödenen miktarın ise 16.118,77 TL olduğu, aradaki farka davacının hak kazanmış olduğu anlaşıldığından, davalı tarafından ileri sürülen iddiaların müddei iddiasını ispatlaması gerektiğinden, ileri sürülen iddiaların ispatına elverişli bilgi ve vesika sunulmadığı, bu nedenle ispat edilemediği, davalıya yapılan başvuru tarihi gözetilerek buna göre faiz işletilerek, teknik bilirkişi tarafından usule uygun olarak tespiti yapılan değer kaybı ve eşdeğer parça bedeli miktarı üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle; "1-Davanın kısmen kabul kısmen reddine, 2-12.192,01 TL eşdeğer parça farkı, 3.500,00 TL değer kaybı bedelinin davalı sigorta şirketinden poliçede yer alan limit dahilinde 22.10.2022 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz ile tahsil edilerek davacıya verilmesine, 3-Fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin yukarıda kararı ile 6100 sayılı HMK'nın, 6763 sayılı Kanun ile değişik 341/2 maddesi gereğince miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlarının kesin olduğu, HMK'nın 341/2 maddesi gereğince "Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üç bin Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz." şeklinde düzenleme bulunduğu, buradaki değer, 6763 sayılı Kanun'un 47 nci maddesi uyarınca yeniden değerleme oranlarına göre arttırıldığında 2023 yılı için 17.830,00 TL olduğu, davacı tarafından talep edilen, İlk Derece Mahkemesi tarafından kabul ve reddedilen tazminat miktarları genel hukuk mahkemeleri bakımından 2023 yılı için kesinlik sınırı olan 17.830,00 TL'nin altında kaldığından, istinaf olunan kararın kesin olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmiştir. IV. KANUN YARARINA TEMYİZ A. Kanun Yararına Temyiz Yoluna Başvuran İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının kanun yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı tarafından istenilmiştir. B. Temyiz Sebepleri Adalet Bakanlığı kanun yararına temyiz dilekçesinde; mahkemece, davacının aracına verilen zararı gidermek için gerekli onarım, parça ve işçilik hizmetinin de 3065 sayılı Kanun gereğince KDV'ye tabi olduğunu, kesinleşen hasar miktarına ilişkin fatura ibraz edilmese dahi, davacı lehine KDV dahil edilerek hasar bedeline hükmedilmesi gerekirken KDV'ye ilişkin talebin ispatlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı bulunduğu gerekçesiyle kararın kanun yararına bozulması talep edilmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık trafik kazası nedeniyle oluşan hasara ilişkin maddi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun’un 363 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 88, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme Olağanüstü kanun yolu olan ve öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozmanın amacı hakim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen kararların Yargıtayca incelenmesini, buna bağlı olarak da kanunların uygulanmasında ülke sathında birliğe ulaşmak, hâkim veya mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıkları toplum ve birey açısından hukuk yararına gidermektir. Olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma müessesesinin konusunu oluşturabilecek kanuna aykırılık halleri, olağan kanun yolu olan temyiz nedenlerine göre dar ve kısıtlı tutulduğunda kesin hükmün otoritesi korunmuş olur. 26.10.1932 gün ve 29/12 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ve bu karar esas alınmak suretiyle verilen ve Özel Dairelerin süreklilik arz eden kararlarında belirtildiği üzere, kabul edip etmemenin hâkim veya mahkemenin takdirine bağlı olduğu istekler hakkında verilen kararlar ile kanıtların değerlendirilmesine ve şahsi hakka ilişkin kararlar kanun yararına bozma konusu olamaz. Davaya konu olayda; delillerin değerlendirilmesine ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin hususlarda, açık kanun hükümlerine aykırılık bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle Adalet Bakanlığının kanun yararına temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; Adalet Bakanlığının hükmün KANUN YARARINA BOZULMASI TALEBİNİN REDDİNE,Dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına gönderilmesine, 25.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/2167, K. 2024/8144, T. 25.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2024-2167-e-2024-8144-k-91fdb73bdffd