Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/6684 E. 2025/3576 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/6684
Karar No
2025/3576
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/289 D.İş, 2023/303 K. İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 22.07.2021 tarihinde davalıya Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile sigortalı aracın karıştığı tek taraflı trafik kazası sonucu araçta yolcu konumunda olan davacının yaralanarak en az %26 oranında malul kaldığını, davalıya sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu, davalıya yapılan başvurudan sonuç alınamadığını, miktar ve maluliyet yönünden fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuklarını belirterek belirsiz alacak olarak şimdilik 7.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 1.000,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 8.000,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 23.03.2023 tarihli bedel artırım dilekçesiyle talebini sürekli iş göremezlik için 294.872,00 TL, geçici iş göremezlik için 7.155,00 TL, bakıcı gideri için 5.548,00 TL olmak üzere toplam 307.575,00 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; başvurudan önce davalı sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmamış olduğundan dava şartı noksanlığı nedeniyle başvurunun usulden reddi gerektiğini, zira başvuru dilekçesi ekinde yönetmeliğe uygun sağlık kurulu raporu ve mağdura ait son 3 aylık döneme ilişkin ücret belgesi bulunmadığını, maluliyet raporunun hükme esas alınamayacağını, raporda fotoğraf bulunmadığını ve yeterli sayıda yetkili doktor tarafından imzalanmadığını, talebin kabul görmemesi halinde yeni bir rapor aldırılması gerektiğini, hesaplamanın %1.8 teknik faizli peşin değer hesabı ile yapılabileceğini, kusur raporu alınması gerektiğini, emniyet kemerinin takılı olmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılmasını talep ettiklerini, hatır taşıması def'inde bulunulduğunu, SGK'dan gelir sağlanıp sağlanmadığının tespiti gerektiğini, temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz işletilebileceğini belirterek davanın reddini istemiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmeliğin ekinde yer alan kas iskelet sistemi başlığı altında yer alan yaralanmalara bağlı sekellerin son 12 ayda değişmemesi gerektiği, dosyaya sunulan sağlık kurulu raporu ise 21.02.2022 tarihli olup kaza tarihi olan 22.07.2021 tarihinden yalnızca 6,5 ay sonra düzenlendiği ve hükme esas alınmasının mümkün olmadığı, ayrıca Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğin 6. maddesinde yer alan heyet şartlarına da uygun olmadığı, dava şartının yerine getirilmediği, bu eksikliğin sonradan tamamlanabilir bir eksiklik olmadığı gerekçesiyle; başvurunun usulden reddine karar verilmiştir. IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile maluliyet raporundaki arazların dirsek ve kaburga bölgesinden olduğu, raporun alınması için kazadan itibaren 12 ay beklenmesi gerekmediği ve raporun iki adli tıp uzmanı, bir ortopedi ve bir beyin ve sinir cerrahisi uzmanı tarafından uygun yönetmeliğe göre tıbbi evrak incelenip başvuranın muayenesi sonucu verildiği ve karar vermeye yeterli olduğu görüldüğünden rapora ilişkin itirazın kabulüne karar verildiği ve işin esasına girilmesine karar verildiği, somut olayda sürücünün asli ve tam kusurlu olması ve davacının yolcu olması karşısında kusur incelemesi yapılmasına gerek görülmediği, yaralanma dirsek ve kaburga bölgesinden olup davacı yolcunun kaza tespit tutanağına göre arka koltukta oturduğu, ancak emniyet kemeri takıp takmadığının belirsiz olduğu, davalı tarafından konuya ilişkin delil de sunulmadığı gözetilerek müterafik kusur indirimi yapılmadığı, kaza iş kazası olmayıp davacının emekli olduğu, davalının düzenlenen hesap raporuna karşı itirazlarını ileri sürdüğü, hesap raporunda bilirkişinin 2021 yılı için AGİ dahil, ondan sonraki yıllar için AGİ hariç tazminat hesabı yaptığı, 2021 yılı için AGİ dahil 5,3 aylık tazminat miktarının 4.081 TL olarak hesaplandığı, 2021 yılında AGİ 456,13 TL olduğundan AGİ dahil 2.962,00 TL net ücret üzerinden 456,13 TL çıktığında 5,3 aylık farkın 627,92 TL olduğu, bu miktarın düşülmesi sonucu sürekli iş göremezlik zararının 294.244,08 TL olarak hesaplandığı ve bu miktara karar verilmesi gerektiği, davacı bedel artırım dilekçesinde geçici iş göremezlik tazminatı talep etmiş olup başvuru dilekçesinde geçici iş göremezlik talebi bulunmadığı ve davacının olmayan bir talebi artıramayacağı ve artırma talebinin usulüne uygun olmadığı nazara alınarak bu yöndeki talebin yerinde görülmediği, esasen davacı emekli olup geçici iş göremezlik talebinin reddine karar verildiği, davalı vekili sürekli iş göremezlik tazminatının hesabında geçici iş göremezlik süresinin nazara alınması gerektiği yönünde itiraz etmiş ise de geçici iş göremezlik tazminatı talebi bulunmadığından böyle bir mahsuba gerek görülmediği, beşte bir oranında vekalet ücretine hükmedildiği gerekçesiyle; davacı vekilinin itirazının kabulü ile uyuşmazlık hakem heyeti kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle başvurunun kısmen kabulü ile 294.244,08 TL sürekli iş göremezlik ve 5.548,00 TL geçici bakıcı gideri olmak üzere toplam 299.792,08 TL tazminatın 18.05.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak başvurana ödenmesine, 7.782,02 TL'lik talebin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; başvurunun usulden reddi gerektiğini, maluliyet raporunun usule ve ilgili yönetmeliğe aykırı olduğunu, kusur raporu alınmadığını, davacı kaza tarihinde 69,56 yaşında olup agisiz asgari ücret üzerinden hesap yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik süresinin hesaplamada dikkate alınmadığını, ileride davacı tarafından geçici iş göremezlik tazminatı talep edilmesi durumunda mükerrer ödeme yapılmasına neden olacağını, bilirkişi tarafından hesap tarihi itibariyle bakiye ömür tespitinin 0,7 yıl daha fazla hesaplandığını, davacı 7 gün hastanede yatmış olup bu sürenin geçici bakıcı gideri hesabında hesap dışı bırakılması gerektiğini, hesaplamada %1.8 teknik faizin kullanılması gerektiğini, hatır taşıması indirimi uygulanması gerektiğini, bakıcı gideri talebinden davalının sorumlu olmadığını beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 22.07.2021 tarihinde davalı sigorta şirketi tarafından ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı tek taraflı trafik kazası sonucu yaralanan davacı yolcunun sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri talebine ilişkindir. 1-Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, başvurunun usule uygun olmasına, maluliyet raporunun mevzuata uygun düzenlenmesine, Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihli ve 2019/40 Esas, 2020/40 Karar sayılı kararı gereği yeni ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması ve 1.8 teknik faiz uygulaması da anılan cetvellerle getirildiğinden uygulanmasının mümkün olmamasına, davalının itirazı doğrultusunda agili kısım düşüldüğünden ve geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmediğinden bu yönlere ilişkin davalı temyizinde hukuki yarar bulunmamasına, davacı kazaya karışan araçta yolcu olup kazanın oluşumunda kusuru bulunmamasına göre kusur raporu alınmayışında bir usulsüzlük görülmemesine göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2- 2918 sayılı Kanun'un 87. maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla 6098 sayılı Kanun'un 51. maddesi uyarınca hatır için karşılıksız yolcu taşıma veya aracı kullandırmada genel hükümlere göre tazminattan uygun bir indirim yapılması, doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiştir. Hatır için yolcu taşıma veya aracı kullandırmadan söz edebilmek için, ölen veya yaralananın bir menfaat karşılığı olmaksızın taşınması veya aracın kullanılması, diğer bir deyişle taşıma veya kullanmada ölen veya yaralananın menfaatinin bulunması gerekir. Bu nedenle taşıma veya kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir menfaatinin bulunması hâlinde hatır taşımasından söz edilemez. Bu bakımdan hatır ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma veya kullanmanın kimin menfaatine olduğunun belirlenmesi önemlidir. Taşıma veya kullandırma, ekonomik yarar için olabileceği gibi ortak toplumsal değerler nedeniyle de olabilir. Ancak yakın akrabaların ve eşin taşınmasında bir menfaatten söz edilemeyeceği için hatır için taşımadan da bahsedilemez. Hâkim, gerekçesini kararında tartışmak ve nedenlerini göstermek koşuluyla tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda da değildir. Somut olayda; davalı vekilince başvuruya cevap ve itiraz dilekçelerinde hatır için taşıma def'inde bulunulmuştur. Kaza nedeniyle yürütülen soruşturma aşamasında davacı, araç sahibi olan ... ile arkadaş olduğunu, arkadaşının aracıyla yola çıktıklarını, aracı arkadaşı ...'ın oğlunun kullandığını, sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu kazanın meydana geldiğini beyan etmiştir. Araçta yolcu olan araç işleteni ... ile sürücü ...'nun beyanları da aynı yöndedir. Davacının, davalı şirkete sigortalı araçta yolcu olarak bulunduğu ve araç işleteni ... ile arkadaş oldukları sabit olup davacının taşıma için arkadaşına ücret ödemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu kabul edilmelidir. Bu durumun aksi ispat edilemediğinden davalı sigorta şirketinin süresinde yapılan hatır için taşıma savunmasına itibar edilerek TBK'nın 51. maddesi gereği Dairemizin yerleşik uygulamasına göre %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılmak suretiyle davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken bu husus değerlendirilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. VI. KARAR 1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,03.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/6684, K. 2025/3576, T. 03.03.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-6684-e-2025-3576-k-4c509165b52c