Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/6595 E. 2026/1326 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/6595
Karar No
2026/1326
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2562-2023/988 İLK DERECE MAHKEMESİ : Kırklareli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/83 Esas-2016/376 Karar

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 10.02.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davacı ... ile davalı ... vekili Avukat... geldiler. Davacı asıl ve davalı vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 10.02.2026 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; hayvan ithalatı ile ilgili müsaade aldığını, ... Bankasından 138.000,00 TL ve 178.000,00 TL olmak üzere 2 adet hayvancılık kredisi kullandığını, almış olduğu 20 adede yakın hayvanın hastalıklı olması nedeniyle iade ettiğini, davalının yapmış olduğu denetimde hayvanların çiftlikte bulunmaması nedeniyle vadesi gelmemiş olan tüm hesaplarının 11.04.2012 tarihinde alacak hesabına aktarıldığını, 11.01.2016 tarihinde yapılandırma için müracaat ettiğini, ancak verilen cevapta kredinin vadesi dolmadan takip hesabına aktarıldığının belirtildiğini, kredisinin zamanından önce ve haksız yere kat edilmesi nedeniyle ekonomik olarak prestij kaybettiğini, arazilerinin icradan yok pahasına satıldığını, çiftliği ile ilgili taahhütte bulunmaya zorlandığını, ilk taahhüdü ihlal dosyasından beraat ettiğini, sonrasında yeniden geçersiz vekalete dayanarak şikayet edilip 90 gün cezaevinde yattığını, banka müdürünün avukatı ile iş birliği yaparak 18 dönümlük arazisini gerçek değerinin altında sattıklarını ileri sürerek 500.000,00 TL manevi tazminat ile 10.000,00 TL maddi tazminatın icraya aktarılma tarihi olan 11.04.2012 tarihinden itibaren en yüksek ticari faizi ile beraber davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. I. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, öncelikle zamanışımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, müvekkilinin görev yaptığı kurumu temsilen iş ve işlemler yapmış olduğundan dolayı müvekkiline husumet yöneltilmesinin hatalı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin ilk kararı ile davaya konu tazminat istemlerinin zamanaşımına uğramış olduğu keza davacı tarafça dava ve ikinci cevap dilekçesinde davanın ispatına yönelik herhangi bir delil bildirilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesince icra takiplerinin ve davaya neden olarak gösterilen tüm işlemlerin davalının şube müdürü olduğu banka adına yapılmış olduğu, dolayısıyla davalı gerçek kişiye husumet düşmeyeceği, mahkemece pasif husumet yokluğundan dava şartının bulunmaması nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Bölge Adliye Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 24.10.2017 tarih, 2017/3618 E. - 2017/6282 K. sayılı ilamı ile davacının talebinin kredi kullandığı ... Bankası ... Şubesinde müdür olarak görev yapan davalının kişisel kusuruna yönelik olduğu, bu nedenle davalıya husumet düştüğü gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. 3.Bölge Adliye Mahkemesince; bozma ilamına uyulmak suretiyle davacının ... Bankası'ndan hayvancılık kredisi kullandığı, yapılan denetimde çiftlikte hayvanların tespit edilememesi nedeniyle tüm hesapların 11.04.2012 tarihinde alacak hesabına aktarıldığı, davacının zarara uğrama nedeni olarak bu eylemi gösterdiği, zararın ve failin öğrenilme tarihi olan 11.04.2012 tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımı süresi içerisinde davanın açılmadığı gerekçesiyle davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir. 4.Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 27.11.2018 tarih, 2018/3153 -2018/7368 sayılı ilamı ile; bozma doğrultusunda 6100 sayılı HMK'nın 3 59... maddesi gözetilerek yeniden hüküm tesis edilmesi gerekirken davacının istinaf başvurusunun esastan reddi yönünde karar verilmiş olması doğru görülmediğinden sair hususlar incelenmeksizin Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. 5.Bölge Adliye Mahkemesince; davacı tarafından davanın 23.02.2016 tarihinde açılmış olduğu, banka tarafından gönderilen yazı içeriği gereğince davacının zararı ve faili 29.05.2012 tarihli yazı ile öğrenmiş olduğundan, öğrenilme tarihinden dava tarihine kadar yasal zamanaşımı süresinin geçmiş olduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. 6.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmiştir. 7.Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 01.07.20 21... /3581- 2021/4063 sayılı ilamı ile davalının zamanaşımı savunmasının reddiyle işin esası incelenip varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle, yazılı biçimde karar verilmiş olmasının usul ve yasaya uygun düşmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Kararla Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla davalının yapmış olduğu iş ve işlemlerin bankacılık mevzuatına ve banka içi uygulamalarına uygun olduğu, davalıya atfedilecek bir kasıt veya kusurun bulunmadığı, davacının almış olduğu kredileri verilme amacına uygun olarak kullanmamış olduğu, kredilerin yapılandırılması hususunda ise yasal mevzuata ve krediyi kullandıran dava dışı bankanın talimatlarına aykırı davranmış olduğu anlaşıldığından davacının maddi tazminat davasının ispatlanamamış olması sebebiyle, davaya konu kredilerin kullandırılması ve kredilerin dava dışı banka tarafından geri çekilmesi olayında davacının kişilik haklarına saldırı olarak kabul edilebilecek bir husus bulunmadığı gerekçesiyle manevi tazminat davasının reddi gerektiği gerekçeleriyle davacının istinaf başvurusunun kabulüne, Kırklareli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/83 Esas - 2016/376 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden bu kapsamda davacı tarafından davalı aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat davasının reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Yargıtay Dairesince (4) kez bozulan, yerel mahkeme ve Bölge Adliye Mahkemesinin 4 üncü kez direnerek Yargıtay bozma kararına uymadığını, direnme kararının Yargıtay Hukuk Kuruluna gönderilmesi ve bozulması gerektiğini, bankanın müdürü olan davalının vatandaşı mağdur etmeye hakkı olmadığını, bankaların mevzuatında birçok yapılandırma veya taksitlendirme yapılabilmesi mevzuatı olduğu halde kendisine bu hakların hiçbirisinin kasıtlı olarak uygulanmadığını, banka müdürünün bu yaptığı satış işlemleri ve icra takipleri iptal edilerek kredisinin eski hale getirilerek yaşadığı mağduriyetler neticesinde tazminat ödemesine karar verilmesi gerektiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, haksız eylem nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle HMK 355 inci maddesindeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş olmasına, dava şartları, delillerin toplanması ve hukukun uygulanması bakımından da hükmün bozulmasını gerektirir bir neden bulunmamasına, kararının bozmaya uygun olmasına, dosya kapsamında alınan ve karara esas alınan bilirkişi raporunun mevzuat anlamında yeterli değerlendirmeleri içerir denetime elverişli olduğunun anlaşılmış olmasına, davacı tarafından Kırklareli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/82 Esası ile açılan menfi tespit davasında da "davacı tarafın sözleşme şartlarındaki duruma uygun hareket etmediği, davacının temerrüt şartları oluştuktan sonra davalının icra ile takip yapmasında herhangi bir hukuki engel bulunmadığı bu durum karşısında bankanın da yaptığı tespit neticesinde kredi borcunun muaccel hale geldiği, davalı yanın icra takibini başlatmakta yasal olarak haklı olduğu hukuken yasal mevzuat ve mahkemede oluşan vicdani kanaat kapsamında anlaşılmak ile davacının davasının reddine" karar verildiğinin ve kararın kesinleşmiş olduğunun anlaşılmış olmasına göre karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalıya verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/6595, K. 2026/1326, T. 10.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-6595-e-2026-1326-k-04715ea0f8af