Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/6455 E. 2023/9395 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/6455
- Karar No
- 2023/9395
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/402 Değişik İş - 2021/527 Karar SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : 2021/İHK-15834 HÜKÜM/KARAR : Kabul/Davalı vekilinin itirazının kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılması, başvurunun kısmen kabulü SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : K-2021/26380 Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvurunun kabulüne karar verilmiştir. Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince davalı vekilinin itirazının kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına, başvurunun kısmen kabulüne karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası (ZMSS) ile sigortalı olan araç ile davacının sevk ve idaresindeki aracın 06.09.2019 tarihinde karıştığı trafik kazası sonucunda davacının yaralandığını ve malul kaldığını, davalıya başvuru yapılmasına rağmen ödeme yapılmadığını belirterek fazlaya ilişkin talep ... saklı kalmak üzere 40.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 472,00 TL rapor ücretinin temerrüt tarihinden avans faizi ile birlikte tahsili talep etmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesi ile dava değerini 72.184,45 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; geçersiz sağlık kurulu raporu ile başvuru yapıldığından başvurunun usulüne uygun olmadığını, davacı tarafından sunulan maluliyet raporunun olay tarihinde yürürlükte olan yönetmeliğe aykırı şekilde düzenlendiğini, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun tespit edilmesi gerektiğini, davacının emniyet kemeri takıp takmadığının araştırılması gerektiğini, adli rapor ücretinden müvekkilinin sorumlu olmadığını, müvekkilinin usulüne uygun temerrüde düşürülmemiş olması nedeniyle faiz isteminin yerinde olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafından sunulan maluliyet raporuna göre meydana gelen trafik kazası nedeniyle davacının %6,8 oranında sürekli maluliyeti olduğunun anlaşıldığı, konusunda uzman bilirkişiden alınan kusur raporunda sigortalı araç sürücüsünün %75 oranında, davacının %25 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, davacının zararının PMF Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi ile belirlendiği, sigortalı araç ticari nitelikte olduğundan avans faizine hükmedildiği gerekçesiyle başvurunun kabulüne, 71.712,45 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 30.07.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. İtiraz Sebepleri Davalı vekili itiraz dilekçesinde; kaza tarihinden sonra 18 aylık stabilizasyon süresi dolmadan düzenlenen raporun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, davacı tarafından usulüne uygun düzenlenmiş maluliyet raporu ile başvuru yapılmadığından başvurunun usulden reddedilmesi gerektiğini, davacı tarafından sunulan raporun olay tarihinde yürürlükte olan yönetmeliğe aykırı olduğunu, davacının zararının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz esas alınarak belirlenmesi gerektiğini, davacı emniyet kemerini takmadığından müterafik kusurlu olduğunu, avans faizine hükmedilmesinin yerinde olmadığını, davacı yararına fazla vekalet ücretine hükmedildiğini ileri sürerek Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; maluliyete ilişkin yaralanmanın niteliğine göre yönetmelikte bekleme süresi öngörülmediği, davacı tarafından sunulan raporun üniversite hastanesi tarafından olay tarihinde yürürlükte olan yönetmeliğe uygun şekilde düzenlendiği, davacının zararının Yargıtay içtihatlarını uygun belirlendiğini, avans faizine hükmedilmesinin yerinde olduğu, davacı yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekalet ücretine hükmedilmesinde isabetsizlik olmadığı, bu yönlere ilişkin itirazın reddine karar verilmesi gerektiği, ancak davacının yaralanmasının niteliğinden olay sırasında emniyet kemerini takmadığının anlaşıldığı, bu nedenle tazminattan %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin itirazının kısmen kabulüne, Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına, 57.369,96 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 30.07.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kaza tespit tutanağında müvekkilinin emniyet kemeri takmadığına dair bir belirleme yapılmadığını, Heyetçe varsayıma dayalı olarak müterafik kusur indirimi yapıldığını, davalı tarafından emniyet kemeri takılmadığının ispat edilemediğini, maluliyet raporunda müvekkilin maluliyet oranı %7 olarak belirlenmiş iken hesap bilirkişi raporunda %6,8 oranında kabul edilerek hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, meydana gelen olayda müvekkilinin kusuru olmadığını, müvekkilinin zararının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre belirlenmesi gerektiğini ileri sürerek İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; maluliyet raporunun geçersiz ve yargılamaya elverişsiz olmasına rağmen hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, maluliyet raporunun olay tarihinde yürürlükte olan yönetmeliğe aykırı düzenlendiğini, davacının zararının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz esas alınarak belirlenmesi gerektiğini, davacı tarafından alacak temlik edildiğinden başvurunun usulden reddedilmesi gerektiğini, kusur raporunun Adli Tıp Kurumundan alınması gerektiğini, avans faizine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinin fazla olduğunu ileri sürerek İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı tarafından ZMSS ile teminat altına alınan araç ile davacının sevk ve idaresindeki aracın karıştığı trafik kazası sonucunda davacının yaralanmasından kaynaklanan sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 51 ve 54 üncü maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16 ncı maddesinin on üçüncü fıkrası, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 17 nci maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, davacının yaralanmasından emniyet kemeri takmadığının anlaşılması, davacının Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına itiraz etmemesi nedeniyle diğer temyiz sebeplerinin kesinleşen yönlere ilişkin olması, Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihli kararı sonrasında %1,8 teknik faizin uygulanma imkanı olmaması, alacağın temlik edildiğine dair belge sunulmamış olması, hükme esas alınan kusur raporlarının denetime elverişli olması, avans faizine hükmedilmesinde isabetsizlik olmaması ile temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir. Somut olayda hükme esas alınan Karadeniz Teknik Üniversitesi Rektörlüğü Adli Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü Tıp Bilimleri Anabilim Dalı Başkanlığınca düzenlenen 10.07.2020 tarihli sağlık kurulu raporunda, davacının trafik kazası sonrası vücudunda oluşan kalıcı yara izleri (skar) nedeniyle meydana gelen yaralanmasına bağlı sürekli iş göremezlik oranı %3 olarak hesaplanmış, İtiraz Hakem Heyetince bu rapor hükme esas alınmıştır. Ancak davacının vücudunda oluşan yara izlerinin yeri ve niteliği ile belirlenen maluliyet oranı göz önüne alındığında yönetmelikte belirlenen kriterleri karşılama hususunda tereddüt hasıl olmuştur. Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince; davacıda oluşan yara nedbesinin (skar) keloid veya hipertrofik skar niteliğinde olup olmadığı ve vücut yüzeyinin yüzde birinden fazla alanı kaplayıp kaplamadığı hususlarına dikkat edilerek davacının kazaya ilişkin tüm tedavi evrakı eklenip (eksik varsa temini ile) dosyada bulunan sağlık kurulu raporları da irdelenmek ve bizzat muayene edilmek suretiyle kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak ve yukarıda açıklandığı şekilde içerisinde plastik cerrahi uzmanının da bulunduğu yetkili sağlık kurulundan rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. 3. Sigorta tahkim yargılamasında hükmedilecek vekalet ücreti ile ilgili olarak; 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30/17 nci maddesinde "Talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine hükmolunacak vekalet ücreti, Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde belirlenen vekalet ücretinin beşte biridir." hükmü yer almaktadır. Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16/13 üncü fıkrasında (19.01.2016 tarihli ve 29598 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'te Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik 6 ncı maddesi ile eklenen) "Tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir." düzenlemesi mevcuttur. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) 17/2 nci maddesi ise "Sigorta Tahkim Komisyonları, vekalet ücretine hükmederken, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen ücretin altında kalmamak kaydıyla bu Tarifenin üçüncü kısmına göre avukatlık ücretine hükmeder. Ancak talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine bu Tarifeye göre hesaplanan ücretin beşte birine hükmedilir. Konusu para ile ölçülemeyen işlerde, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen maktu ücrete hükmedilir. Ancak talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine öngörülen maktu ücretin beşte birine hükmedilir. Sigorta Tahkim Komisyonlarınca hükmedilen vekalet ücreti, kabul veya reddedilen miktarı geçemez." şeklinde düzenlenmiştir. Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretine ilişkin olarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16/13 üncü maddesinin uygulanması gerektiği gözönüne alınarak AAÜT'nin 13 ve 17 nci maddeleri gereğince, maktu vekalet ücretinin altında kalmamak kaydıyla, hesaplanan vekalet ücretinin 1/5'i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, fazla vekalet ücretine karar verilmesi bozmayı gerektirir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) ve (3) numaralı bentlerinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 18.09.2023 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur TBK'nın 52 nci maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim tazminat miktarını hafifletebilir. Somut olayda davacı, araçta sürücü olarak bulunmaktadır. Kaza tespit tutanağına göre davacının emniyet kemeri takıp takmadığı belirsizdir. Yaralanma ile emniyet kemeri takılmaması arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı hususunda alanında uzman bir bilirkişiden bilirkişi raporu alındıktan sonra sonucuna göre müterafik kusur durumunun değerlendirilmesi gerektiğini düşündüğümden sayın çoğunluğun 1 inci bentteki temyiz itirazlarının reddi kararına katılmıyorum.