Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/644 E. 2023/9636 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/644
- Karar No
- 2023/9636
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1072-2022/1456 HÜKÜM/KARAR : Davanın Kabulü/Tarafların İstinaf Başvurularının Esastan Reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/98-2022/171 Taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 07.04.2009 tarihinde davacının eşi olan ...'ın sevk ve idaresindeki traktörün yaptığı tek taraflı trafik kazası sonucu vefat ettiğini ve davacının destekten yoksun kaldığını, aracın zorunlu trafik sigortası bulunmadığından davalı ... Hesabına başvuruda bulunulduğunu, ancak davalı tarafından zararın karşılanmadığını belirterek açılan belirsiz alacak davasında fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 100,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 27.02.2022 tarihli bedel artırım dilekçesi ile dava değeri 149.204,75 TL'ye yükseltilmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava şartı eksikliği nedeniyle davanın usulden reddi gerektiğini, davaya konu talebin zamanaşımına uğradığını, davacının desteğinin kendi kusuru sonucu kazanın meydana geldiğini, bu nedenle davacının tazminat talep etme hakkının bulunmadığını, destekten yoksun kalma miktarının tespiti yönünden bilirkişi raporu alınması gerektiğini, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacı tarafa ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini, dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilebileceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece verilen 2019/298 Esas, 2020/518 Karar sayılı, 28.09.2020 tarihli ilk kararda, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verildiği, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 2020/204 Esas, 2021/50 Karar sayılı, 20.01.2021 tarihli ilamı ile eldeki dava için uygulanacak zamanaşımı süresinin on beş yıl olduğu ve dava tarihinde uzamış (ceza) zamanaşımı süresi dolmadığından kararın kaldırılmasına ve yeniden hüküm kurulmak üzere dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği; kusur, aktüerya ve sigorta uzmanı bilirkişilerden oluşan heyetten alınan 07.01.2022 tarihli rapora göre desteğin tam kusurlu olduğu, desteğin yönetimindeki aracın kaza tarihinde geçerli Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası (ZMMS) poliçesinin bulunmadığının tespit edildiği, TRH-2010 Yaşam Tablosu ve bilinmeyen dönem için her yıl %10 arttırım ve %10 iskonto yapılmasını öngören “progressif rant” tekniğine göre hesaplama yapıldığı ve davacının eşinin ölümü nedeniyle toplam zararının 149.204,75 TL olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 149.204,75 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihi olan 15.02.2018 tarihinden itibaren (kaza tarihinde ZMMS poliçe limiti olan 150.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere) işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Hesabından alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; hükmedilen destekten yoksun kalma tazminatı yönünden işleyecek faizin teminat limiti ile sınırlandırmasının hatalı olduğunu, faizin teminat limiti kapsamı dışında değerlendirilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; başvurunun usulden reddi gerektiğini, davaya konu talebin zamanaşımına uğradığını, tazminat hesaplamasının hatalı yapıldığını, desteğin tam kusurlu olması nedeniyle davacının tazminat hakkının bulunmadığını, faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi tarafından delillerin tartışılması ve değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık olmadığı, TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre düzenlenen raporun hükme esas alınmasının isabetli olduğu, somut olaya konu kazanın 01.06.2015 tarihinden önce eski ZMMS Genel Şartları zamanında meydana gelmesi ve davacının zarar gören 3. kişi sıfatı ile davayı açması göz önüne alındığında davacının tazminat hakkının bulunduğunun anlaşıldığı, temerrüt tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin doğru bulunduğu, hükmedilen destekten yoksun kalma tazminatı ve işleyecek yasal faiz yönünden davalının teminat limiti ile sorumlu tutulmasının isabetli olduğu gerekçesiyle davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf başvuru dilekçesindeki sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının hatalı olduğunu, davaya konu alacağın zamanaşımına uğradığını, destekten yoksun kalma tazminatı hesaplamasının hatalı yapıldığını, desteğin tam kusurlu olması nedeniyle davacının tazminat talep etme hakkının bulunmadığını, faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; kaza tarihi itibariyle zorunlu trafik sigortası bulunmayan aracın karıştığı trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalan davacının destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41 ve 60 ıncı maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 ve 109 uncu maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi, ... Yönetmeliğinin 9 uncu madddesinin birinci fıkrasının (b) bendi. 3. Değerlendirme Olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (BK) 41 inci maddesinde (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 49 uncu maddesi) haksız fiil tanımlanmış, 60 ıncı maddesinde de (TBK'nın 72 inci maddesi) haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararının tazmini istemiyle açacağı davaların zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine (TBK'nın 72 nci maddesinde 2 ve 10 yıllık zamanaşımı süreleri öngörülmüştür) tabi olduğu belirtilmiştir. Buna karşılık 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 109 uncu maddesinin birinci fıkrasında; motorlu araç kazalarından ... maddi zararların tazminine ilişkin talepler için, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde kaza gününden başlayarak 10 yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Maddenin özellikle ikinci fıkrasında "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa" ifadesi ile kanun koyucu, taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3.kişi) fiil cezayı gerektiriyor ise, uzamış ceza zamanaşımının uygulanacağını kabul etmiştir. Görüldüğü gibi, BK'nın 60 ve 2918 sayılı KTK'nın 109/2. maddesindeki düzenlemeler, zamanaşımı süresinin başlangıcı yönünden birbirine paraleldir. Aralarındaki tek fark, zamanaşımı süresinin trafik kazalarından ... tazminat talepleri bakımından 1 yıl yerine, 2 yıl olarak öngörülmesidir. (TBK'nın 72. maddesi ile bu konuda da paralellik sağlanmıştır.) Haksız fiile dayanan tazminat isteminde zamanaşımının işlemeye başlayacağı tarih, zararın ve zarar sorumlusunun öğrenildiği andır. Açıklanan ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; kaza sonucu sadece davacının desteği sürücü vefat etmiş, başkaca kimse yaralanmamış, hayatını kaybetmemiştir. Kaza tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı TCK'ya göre söz konusu ... trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu olup zamanaşımı süresi 8 yıldır. Davaya konu trafik kazası 07.04.2009 tarihinde meydana gelmiş, dava ise 13.11.2019 tarihinde açılmıştır. Davalı taraf, davaya konu alacağın zamanaşımına uğradığı savunmasında bulunmuş olmasına rağmen, gerek İlk Derece Mahkemesi gerekse Bölge Adliye Mahkemesi zamanaşımı savunmasını reddetmiştir. Açıklanan nedenlerle; olay tarihi ve dava tarihi dikkate alındığında KTK'nın 109/2. maddesindeki uzamış ceza zamanaşımı süresi içinde davanın açılmadığı gözetilerek davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir. Bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir. 2-Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle bozma ilamının kapsam ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.09.2023 tarihinde Başkan ... ve Üye ...'in karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Dava, davacının desteği olan traktör sürücüsünün %100 kendi kusuruyla meydana gelen trafik kazası sonucu ölümü nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalan eşinin açtığı destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Davalı taraf süresinde zamanaşımı def'inde bulunmuştur. İlk Derece Mahkemesince; davanın kabulüne karar verilmiş; bu hükme karşı taraf vekilleri istinaf isteminde bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiş; hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir. Çekişmelerin bir an önce sonuçlandırılmayıp uzun süre askıda bırakılmasının toplumun ... ve huzurunu bozacağı düşünülerek yargı yoluyla hak aramaya konulan zaman sınırı olarak öngörülen zamanaşımı kurumu bir maddi hukuk kurumu değildir. Bir borcu doğuran, değiştiren, ortadan kaldıran bir olgu olmayıp, doğmuş ve var olan bir hakkın istenmesini ortadan kaldıran bir savunma aracıdır. Borçlar Kanunu'nun 41. maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 60. maddesinde de haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan maddi ve manevi zararın tazmini istemi ile açacağı davaların bağlı olduğu zamanaşımı süreleri özel olarak düzenlenmiştir. BK'nın 60. maddesinde üç türlü zamanaşımı süresi öngörülmüş olup bunlar, zararın ve failin öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıllık subjektif ve nispi nitelikteki kısa zamanaşımı süresi, her halde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık objektif ve mutlak nitelikte uzun zamanaşımı süresi ile olağanüstü nitelikteki ceza zamanaşımı süresidir(... ..., Borçlar Hukuku Genel Hükümler, B. 9, İstanbul 2006, s. 794). Buna karşılık, özel bir kanun hükmünün, özel olarak zamanaşımı süresi öngördüğü tehlike sorumluluklarında BK m. 60 uygulanmaz. 2918 sayılı KTK'nın 109/I. maddesinde "Motorlu araç kazalarından ... maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." hükmüne, yine aynı kanunun 109/II. maddesinde ise, "Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir. Aynı fiil bazen hem sorumluluğu gerektiren, hem de ceza kanunlarına göre cezayı gerektiren bir fiil olabilir. Bu fiile göre Ceza Kanununun daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörüldüğü hallerde, tazminat davasının daha önce zamanaşımına uğraması tutarlı bir çözüm oluşturmaz. Zira cezalandırma, müeyyide olarak tazminattan daha ağırdır. Bu sebeple, kanun koyucu uyum sağlamak amacıyla ceza davası için öngörülen zamanaşımı süresince tazminat davasının da devamını temin bakımından genel olarak BK 60/II (6098 sayılı TBK m. 72/I), özel olarak da KTK 109/II. maddesinde düzenleme yapmıştır. Burada üzerinde durulması gereken, 2918 sayılı KTK'nın 109. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin, tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin, sadece fiilin Ceza Kanununa göre cezayı gerektiren bir fiil olmasının yeterli olması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece fiilin cezayı gerektiren bir ... olmasını yeterli görmekte; bunun dışında, eylemi gerçekleştiren fail hakkında soruşturma yapılmasını, ceza davası açılmış olması veya mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı koşulu aranmamaktadır. Dahası, söz konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlular (örneğin işleten veya ...) arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür (HGK'nın 10.10.2001 gün 2001/19-652-705, HGK'nın 16.04.2008 gün 2008/4-326-325 ve HGK'nın 05.06.2015 gün 2014/17-2198 E. 2015-1495 K. sayılı kararları ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir). Ayrıca ceza zamanaşımının uygulanması yönünden hukuk hakiminin tazminat davasını görürken, ceza hukuku kurallarıyla ve özellikle ceza mahkemesinin fail hakkında vermiş olduğu beraat veya mahkumiyet kararıyla bağlı olup olmadığı BK 53. maddesinde düzenlenmiştir. Söz konusu maddede hukuk hakiminin ceza hukuku kurallarıyla bağlı olmadığı hükme bağlandığı gibi, ceza mahkemesi kararlarıyla da bağlı olmadığı düzenlenmiştir. Bununla birlikte suçun işlendiğine veya işlenmediğine ilişkin ceza mahkemesinin kesin kararı varsa, hukuk hakimi bu kararla bağlıdır. Görüldüğü gibi ceza mahkemesince haksız eylemin suç niteliği saptanmamış ise hukuk hakimine bunu kendiliğinden ve özgürce araştırma ve sonucuna göre karar verme yetkisi tanınmıştır. Somut olayda dosya kapsamından 07.04.2009 tarihinde gerçekleşen tek taraflı trafik kazası sonucu araç sürücüsü olan davacının desteğinin vefat ettiği anlaşılmakta olup, işbu dava ise 13.11.2019 tarihinde açılmıştır. Yerel mahkemece ve davalı tarafın istinafı üzerine bölge adliye mahkemesince 15 yıllık ceza zamanaşımının dolmadığından bahisle davalının zamanaşımı def'inin reddine karar verilmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere, KTK'nın 109/II. maddesinde öngörülen ceza zamanaşımı süresinin uygulanması için kamu davasının açılmış olması veya mahkumiyet kararı verilmiş bulunması aranmamakta olup cezayı gerektiren fiilin varlığı yeterlidir. Ölümle sonuçlanan söz konusu trafik kazası da bu anlamda cezayı gerektiren bir fiil niteliğindedir. Yasa koyucunun amacı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca tehlike sorumluluğunu doğuran olaylarda sorumlulara karşı daha uzun zamanaşımı süresi içerisinde yönelmeyi sağlamaktır. KTK'nın 109. maddesinin 2. fıkrasındaki “cezayı gerektiren fiil” ifadesinin seçilmesi zamanaşımı yönünden yukarıda da açıklandığı gibi soruşturma veya kovuşturma yapılması koşullarının aranmadığı sonucunu doğurmaktadır. Buna göre suça konu ... için kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 85. ve 66/1-d maddelerinde öngörülen 15 yıllık ceza zamanaşımı süresi dikkate alındığında zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmaktadır. Açıklanan sebeplerle mahkemece davalının zamanaşımı itirazının reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, davalı vekilinin bozma nedenine göre incelenmeyen temyiz itirazlarının incelenmesi gerekirken, sayın çoğunluğun sürücü desteğin eylemi trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu olarak nitelendirilerek 8 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğundan bahisle davanın zamanaşımından reddedilmesi gerektiği yönündeki bozma gerekçesine katılmıyoruz.