Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/5010 E. 2023/13971 K. – Tazminat

Konu: Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5010
Karar No
2023/13971
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/572 E., 2023/84 K. HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen kararın temyiz edilmesi üzerine Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; şirket adına kayıtlı bulunan 27 NR 801 ve ......., plaka sayılı araçlara kaçakçılık suçunda kullanıldıkları iddiasıyla el konulduğunu, Gaziantep 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2000/94 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda zamanaşımı nedeniyle davanın düşürülmesine karar verildiğini, kararın Yargıtayca onanarak kesinleştiğini, söz konusu araçların ruhsat kayıtlarında çekici ve römork olarak göründüğünü, araçların satış senetleri ile devredildiğini ancak üzerlerindeki el koyma nedeniyle trafik devrinin yapılamadığını, ceza yargılaması devam ederken araçların 25.03.2002 günü satılamaz/devredilemez şerhi konularak müvekkiline teslim edildiğini, müvekkili şirkete ait araçların haksız ve hukuka aykırı olarak alıkonulması nedeniyle işbu araçların 31 ay boyunca çürümeye terk edildiğini, araçların kullanılamaz ... geldiğini, bu süre içinde kazanılacak gelirlerden mahrum kalındığını, şirketin ticari itibarının da zedelendiğini belirterek her iki aracın mahrum kalınan net geliri 280.550,00 TL maddi tazminat ve 5.000,00 TL manevi tazminatın en yüksek ticari faizi ile birlikte davalıdan tazminini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; görev, yargı yolu, zamanaşımı, yetki, husumet, derdestlik, kesin hüküm itirazlarında bulunmuş, araçlara el konulmasının hukuka uygun bulunduğunu, davaya konu olayda idarenin sorumluluğu bulunmadığını, araçların sigortalı olduğunu, sigortadan ödeme alınmış olabileceğini, manevi tazminat istenemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 01.03.2016 tarih ve 2014/470 Esas, 2016/103 Karar sayılı ilamıyla maddi tazminata yönelik davanın kısmen kabulü ile 278.400,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine, manevi tazminata yönelik davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemece yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairenin 30.09.2019 tarihli, 2019/291 Esas, 2019/4220 Karar sayılı ilamıyla; davacının tüm, davalının diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek "... Mahkemece, tazminat kapsamı belirlenmek üzere bilirkişi raporu alınmış ve hükme dayanak yapılan 06.07.2015 tarihli bilirkişi raporunda; alternatif iki farklı hesaplama yöntemi kullanılmıştır. İlk hesaplamada dava konusu araçların el koyma tarihi olan 27.08.1999 tarihi ile iade tarihi olan 25.03.2002 tarihleri arasındaki kazanç kaybı iade tarihindeki veriler esas alınarak ve dosya kapsamına da uygun olarak 86.976,50 TL olarak hesaplanmıştır. İkinci hesaplamada ise, araçların muhafaza altında kaldıkları süredeki kazanç kaybı, dava tarihindeki veriler esas alınarak hesaplanmıştır. Ancak mahkemece, dosya içeriğine ve somut olaya uygun olan ilk hesap sonucu yerine, dosya içeriğine ve hesaplama yöntemlerine uygun olmayan ve bilirkişi tarafından alternatif olarak sunulan 278.400,00 TL zarar olduğunu belirten ikinci hesap sonucu hükme esas alınmıştır. Şu halde; dava tarihindeki aylık kazanç esas alınarak davacı zararını belirleyen hesap yöntemine göre belirlenen miktarın davalıdan tahsiline karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmemiş, bu durum kararın bozulmasını gerektirmiştir.... Davaya konu olay nedeniyle yapılan ceza yargılamasının aşamaları ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; elli beş sanıklı ceza dosyasında, sanıklar hakkında teşekkül halinde gümrük kaçakçılığı, toplu kaçakçılık ve mühür fekki suçlamalarıyla kamu davası açılması, Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında şirket yetkilileri ve araç sürücülerinin beyanları ve olayın gelişimi dikkate alınarak, oluşan şüpheli duruma istinaden mevzuat gereği araçlara el konulduğuna göre, zararın oluşmasında davacının müterafik (bölüşük) kusuru bulunduğu açıktır. Bu durumda, hükmedilecek tazminat miktarından BK.43 (TBK.51) maddesi gereğince uygun miktarda indirim yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya uygun düşmemiş, bu durum kararın bozulmasını gerektirmiştir ... " gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 25.09.2020 tarih ve 2020/131 Esas, 2020/475 Karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile 86.976,50 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 3.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairenin 20.06.2022 tarih ve 2021/25531 Esas, 2022/9049 Karar sayılı ilamıyla; davacının tüm, davalının diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek; "...Somut olayda; mahkemece bozmaya uyulduğu halde bozmanın gereği tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; bozma ilamında açıkça oluşan şüpheli duruma istinaden mevzuat gereği araçlara el konulduğuna göre, zararın oluşmasında davacının müterafik (bölüşük) kusuru da gözetilerek hesaplanan maddi tazminattan uygun miktarda tazminat indirimi yapılması gerektiğine değinildiği halde bu husus gözetilmeden hesaplanan tazminatın aynen kabulü davalının kazanılmış hakkının ihlali sonucunu doğuracağından usul ve yasaya uygun düşmemiş bu durum kararın bozulmasını gerektirmiştir ... Mahkemece davacının manevi tazminat isteminin reddine dair verilen ilk karar bozma kapsamı dışında kalarak kesinleşmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere, Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verilmesine rağmen, davalının kazanılmış hakkını da ihlal eder nitelikte ve aleyhine olacak şekilde, manevi tazminat isteminin de kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmemiş, bu durum da kararın bozulmasını gerektirmiştir ..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin tarih ve sayısı yukarıda yazılı kararıyla; %30 oranında tazminat miktarından indirim yapıldığı yasal düzenlemeler gereği, 818 sayılı BK'nun 43. ve 44. maddelerinden (TBK’nın 51-52 md) kaynaklanan hakkaniyet ve takdiri indirimler nedeniyle davanın kısmen reddedilmesi halinde, indirimden dolayı reddedilen kısım için davalı yararına vekalet ücreti takdir edilemeyeceği davacı tarafından talep edilen manevi tazminata ilişkin davanın reddine; davacı tarafından talep edilen maddi tazminata ilişkin davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine; 60.883,55 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; olayda davacının kusuru bulunmamasına rağmen tazminattan indirim yapılmasının mülkiyet hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, hesaplanan tazminata haksız el koyma tarihinden başlamak üzere faiz işletilmemesinin hatalı olduğunu, mahkeme kararlarının gerekçeli olmasının adil yargılanma hakkının unsurlarından olduğunu, dosyada davacının ıslah talebi dikkate alınması ve faiz başlangıç tarihinin düzeltilmesi gerektiğini, verilen kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; toplu kaçakçılık suçu isnad edilen arçlara isnat edilen kaçakçılık fiilinin bu araçlarla işlendiğinden bahisle koruma tedbirlerine hükmedilmesinin mevzuat gereği olduğunu, bu nedenle davalı idarenin kusuru bulunmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, hakkaniyet indirim oranının çok az olduğunu, verilen kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kaçakçılık suçunda kullanıldığı iddiasıyla el konulan ve yapılan ceza yargılaması sonucunda iadesine karar verilen davacıya ait araçların muhafaza altında olduğu sürece kullanılamaması nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41 inci maddesi, 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (mülga) 20 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, özellikle dosyanın geçirdiği safahat da gözetildiğinde verilen kararın bozmaya uygun olmasına, davacı tarafça usulünce verilmiş bir ıslah dilekçe ya da talebi bulunmamasına, bu hususun ve taraf vekillerin diğer temyiz itirazlarının bozma kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olmasına, kesinleşen hususların yeniden incelemeye konu yapılamamasına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup taraf vekilleri tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan mahkeme kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, 492 Sayılı Harçlar Kanunu’nun 13/J maddesi uyarınca davalıdan harç alınmamasına, Dosyanın Mahkemeye gönderilmesine, 25.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/5010, K. 2023/13971, T. 25.12.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-5010-e-2023-13971-k-99d8f7bfc609