Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/4464 E. 2025/2058 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4464
Karar No
2025/2058
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/171 D.İş, 2023/171 K. SAYISI : 2023/İHK-1659 SAYISI : K-2022/292418

İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 21.02.2017 tarihinde trafik sigortası bulunmayan aracın karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucunda davacı yolcunun yaralanarak en az %10 oranında malul kaldığını, maluliyet artışına ilişkin hakların saklı tutulduğunu, kazanın meydana gelmesinde trafik sigortası bulunmayan araç sürücüsünün kusurlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 14.02.2023 tarihli dilekçesiyle talebini 330.000,00 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; maluliyet raporuna dayanak teşkil eden solunum fonksiyon testinin aslının sunulmaması halinde yeni bir sağlık kurulu raporu ibraz edilmeksizin başvurunun gerçekleştirilmesinin yerinde olmadığını, bu nedenle başvurunun usulden reddi gerektiğini, maluliyet raporunun Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olmadığını, yeni bir rapor aldırılması gerektiğini, davacının soruşturma dosyasında şikayetçi olmaması nedeniyle davalının tazminat ödeme yükümlülüğünün sona erdiğini, kusur raporu alınmasını talep ettiklerini, müterafik kusur ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, davalının temerrüte düşmediğini, ticari faiz talebinin yerinde olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından sunulan raporda solunum sorunları sebebiyle %10 oranında davacının malul kaldığı tespit edilmişse de raporu tanzim eden heyette göğüs hastalıkları uzmanı olmadığı ve alınan medikal görüşte solunum fonksiyon testi sonuçlarının restriktif bir solunum yetmezliği lehine yorumlanamayacağı, söz konusu değerlerin normal sınırlar içerisinde olduğunun değerlendirildiği, işbu raporun denetime elverişli bulunduğu gerekçesiyle başvurunun reddine karar verilmiştir. IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sunulan maluliyet raporunun kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre kişinin muayenesi ve tıbbi kayıtların incelenmesi sonucu düzenlendiği ve karar vermeye yeterli olduğu kanaatiyle ara kararı oluşturularak hesap raporu alındığı, kaza tespit tutanağında emniyet kemerinin takılı olup olmadığının belirsiz olduğunun belirtildiği, başvuranın yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsünün ehliyetsiz olduğunu bilerek araca bindiğine dair dosya kapsamında bir delil bulunmadığı, bu nedenle müterafik kusur indirimi yapılmadığı, başvuranın araç sürücüsü ile arkadaş olduğu, ancak yolcunun taşınmasında maddi veya manevi bir yararın bulunup bulunmadığı hususunun ispat yükü üzerinde olan davalı tarafça delillendirilmesi gerektiğinden hatır taşıması indirimine yönelik itirazın reddine karar verildiği, davalının 13.04.2022 tarihinde temerrüte düştüğü, aracın kullanım şeklinin ticari olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin itirazının kabulü ile karar kaldırılarak yeniden hüküm verilmek suretiyle başvurunun kabulü ile 330.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 13.04.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; aynı kaza nedeniyle geçici iş göremezlik, bakıcı ve tedavi gideri yönünden yapılan başvurunun birleştirilmesi gerektiğini, her iki dosyada yargılama giderlerine hükmedilmesinin kötüniyet göstergesi olduğunu, ayrıca tek teminat bulunduğundan proporsiyon uygulanarak teminatın bu dosyayla ayrılması gerektiğini, başvurunun usulden reddi gerektiğini, zira usulüne uygun belgelerle başvuru yapılmadığını, başvurucunun soruşturma dosyasında şikayetçi olmaması nedeniyle tazminata hükmedilemeyeceğini, Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenen sağlık kurulu raporu temin edilmeksizin hüküm kurulmasının yerinde olmadığını, dosya kapsamındaki raporlar arasında açık çelişki bulunduğundan çelişki giderilmeksizin hüküm kurulduğunu, hükme esas alınan kusur raporunun denetime elverişli olmadığını, oranın yüksek olduğunu, kaza esnasında başvurucunun emniyet kemeri kullanmaması ve araç sürücüsünün yeterli ehliyete sahip olmaması nedeniyle müterafik kusurlu olduğunu, hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, progresif rant ile hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, başvuru şartı yerine getirilmemiş olduğundan davalının temerrütü bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte temerrüt tarihinin ancak dava tarihi olabileceğini, tam vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 21.02.2017 tarihinde trafik sigortası bulunmayan ve davacının yolcu konumunda olduğu aracın karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu yaralanan davacı yolcunun sürekli iş göremezlik tazminatı talebinde ilişkindir. 1- Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2- Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından varsa geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirleme için ise bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastanelerin adli tıp anabilim dalı başkanlıkları ve benzeri kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre sağlık kurulu raporu alınmalıdır. 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olduğundan kaza tarihinde geçerli mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu düzenlenmelidir. Somut olayda başvuruda sunulan maluliyete ilişkin ... Üniversitesince düzenlenen 21.03.2022 tarihli raporda kaza tarihinde geçerli Yönetmelik hükümlerine göre solunum fonksiyonunun restriktif olarak bozulması nedeniyle davacının %10 oranında iş göremez hale geldiği belirtilmiş, Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından davacının maluliyetinin belirlenmesi amacıyla dosya üzerine iki adli tıp bilirkişisinden alınan 30.10.2022 tarihli kök ve 09.11.2022 tarihli ek raporlarda ise başvuranda maluliyet oluşmadığı belirtilmiştir. Söz konusu rapor hükme esas alınarak Uyuşmazlık Hakem Heyetince davacının kaza nedeniyle maluliyeti oluşmadığı gerekçesiyle başvurunun reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekilinin yaptığı itiraz üzerine ise İtiraz Hakem Heyetince başvuruya sunulan 21.03.2022 tarihli raporun kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre muayene yapılarak ve tıbbi kayıtlar incelenerek düzenlendiği gerekçesiyle hükme esas alınmıştır. Dosya kapsamında maluliyete ilişkin alınan her iki rapor arasında davacıda maluliyet oluşup oluşmadığı konusunda çelişki bulunmakta olup hakem heyetince raporlar arasındaki çelişki giderilmeksizin karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu durumda İtiraz Hakem Heyeti tarafından; davacının kazaya ilişkin tüm tedavi evrakı eklenip (eksik varsa temini ile) dosyada bulunan sağlık kurulu raporları da irdelenerek ve bizzat muayene edilmek suretiyle kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine uygun olarak, davacının ikametine en yakın ve dosyada mevcut raporu düzenleyen üniversite hastanesi dışındaki yetkili sağlık kurulundan rapor alınıp (kararın davacı tarafından temyiz edilmediği de göz önüne alındığında davalının usuli kazanılmış hakları da gözetilerek) raporlar arasındaki çelişki giderildikten sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulmasına karar verilmiştir. 3-2918 sayılı Kanun'un 87. maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla 6098 sayılı Kanun'un 51. maddesi uyarınca hatır için karşılıksız yolcu taşıma veya aracı kullandırmada genel hükümlere göre tazminattan uygun bir indirim yapılması, doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiştir. Hatır için yolcu taşıma veya aracı kullandırmadan söz edebilmek için, ölen veya yaralananın bir menfaat karşılığı olmaksızın taşınması veya aracın kullanılması, diğer bir deyişle taşıma veya kullanmada ölen veya yaralananın menfaatinin bulunması gerekir. Bu nedenle taşıma veya kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir menfaatinin bulunması hâlinde hatır taşımasından söz edilemez. Bu bakımdan hatır ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma veya kullanmanın kimin menfaatine olduğunun belirlenmesi önemlidir. Taşıma veya kullandırma, ekonomik yarar için olabileceği gibi ortak toplumsal değerler nedeniyle de olabilir. Ancak yakın akrabaların taşınmazında bir menfaatten söz edilemeyeceği için hatır için taşımadan da bahsedilemez. Hâkim, gerekçesini kararında tartışmak ve nedenlerini göstermek koşuluyla tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda da değildir. Somut olayda; davalı vekilince başvuruya cevap ve temyiz dilekçesinde hatır için taşıma def'inde bulunulmuştur. İtiraz Hakem Heyetince sürücü ile arkadaş olan davacının taşınmasında yararı bulunup bulunmadığının ispat yükü üzerinde olan davalı tarafça ispat edilemediği gerekçesiyle davalının hatır taşıması def'inin reddine karar verilmiştir. Taşımanın hatır için yapıldığını savunan davalı taraf ispatla mükellef olmayıp hatır taşıması bulunmadığını ispat yükü davacı yandadır. Davacı taraf da menfaat karşılığı taşındığını ispata yönelik dosyaya bir delil sunmamıştır. Kaza nedeniyle yürütülen soruşturma aşamasında davacı, diğer arkadaşlarıyla birlikte sürücü olan arkadaşının aracıyla yola çıktıklarını beyan etmiştir. Davacının, trafik sigortası bulunmayan araçta yolcu olarak bulunduğu ve sürücü ile arkadaş oldukları sabit olup davacının taşıma için arkadaşına ücret ödemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu kabul edilmelidir. Bu durumun aksi ispat edilemediğinden davalının süresinde yaptığı hatır için taşıma savunmasına itibar edilerek TBK'nın 51. maddesi gereğince Dairemizin yerleşik uygulamasına göre %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılmak suretiyle davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. VI. KARAR 1-Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2- Yukarıda (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 10.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/4464, K. 2025/2058, T. 10.02.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-4464-e-2025-2058-k-f2f496a0aede