Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/10192 E. 2024/5367 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/10192
- Karar No
- 2024/5367
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/157 E. 2023/167 K. HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen haksız eylem nedeniyle maddi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın davalı İSKİ yönünden karar verilmesine yer olmadığına, davalı ... yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davalı ...'a ait 875 parsel sayılı taşınmazın 939 parsel sayılı orman arazisine sınır komşusu olduğunu, davalı tarafından orman arazisine moloz dökülmek suretiyle orman arazisinde zarara neden olunduğunu, bu eylemden her iki davalının da sorumlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 105.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... (İSKİ) vekili cevap dilekçesinde; görev ve husumet yönünden red kararı verilmesi gerektiğini, davalı İSKİ tarafından davaya konu bölgede ağaçlandırma işlemlerinden başkaca bir faaliyette bulunulmadığını, davalı İSKİ'nin davaya konu zarardan sorumlu tutulamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, dava konusu taşınmazlar üzerindeki harfiyatın döküldüğü tarihten bu yana 14 seneden fazla zaman geçtiğini, davaya konu zararda davalının kusuru olmadığını, davalının hafriyat işi ile ilgilenmediğini, hafriyatı kimin ne zaman döktüğü konusunda davalının bilgisi olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 19.07.2012 tarihli ve 2007/331 Esas 2012/384 Karar sayılı kararıyla; davanın davalı ... yönünden kısmen kabulü ile 13.198,00 TL tazminatın olay tarihi olan 28.08.2003 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte bu davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davacının fazla talebinin reddine, diğer davalı İSKİ için açılan davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 15.12.2015 tarihli ve 2014/18082 Esas, 2015/14757 Karar sayılı ilamıyla; "...Davalı ... tarafından zamanaşımı savunmasında bulunulmuş, mahkemece bu hususta olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiştir. Davalı tarafından ileri sürülen bu def'inin, yargılama sırasında ya da hükümde karşılanması ve karara bağlanması gerekmektedir. Davacının kamu kurumu olduğu gözetilerek, dava açmaya yetkili makamın 'olur' tarihi de araştırılmak suretiyle, davalının zamanaşımı definin değerlendirilmesi gerekirken, bu yön gözetilmeksizin hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir." denilerek hükmün bozulmasına, bozma nedenine göre davacının tüm, davalının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 03.11.2016 tarihli ve 2016/66 Esas 2016/333 Karar sayılı kararıyla; bozma ilamına uyulmasına, davalı İSKİ için davanın husumet yönünden reddine, davalı ... yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Dairenin 30.11.2017 tarihli ve 2017/2149 Esas, 2017/7781 Karar sayılı ilamıyla; "...1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının davalı İSKİ Genel Müdürlüğü'ne yönelik temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Davacının davalı ...'a yönelik temyiz itirazına gelince;...Haksız fiil nedeniyle zarara uğrayan bir kamu kurumu ise, olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nun 60. maddesindeki bir yıllık zamanaşımı süresi, kurum adına dava açmaya emir vermeye yetkili kişi ya da organın, zararı ve tazminat sorumlusunu öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Kurum tarafından zararın takip edilebilir aşamaya gelmesi ancak bu şekilde gerçekleşecektirDavaya konu olayda; dava açmaya yetkili merciin olur verdiği tarih 22.06.2007 olup, davanın açıldığı 25.06.2007 tarihi itibariyle, olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nun 60. maddesinde hüküm altına alınan bir yıllık zamanaşımı süresi dolmamıştır. Mahkemece zamanaşımı süresinin başlangıcına esas alınan 06.05.2002 tarihli tutanakla, zararın kurum tarafından takip edilebilir aşamaya geldiği kabul edilemez. Davanın esasının incelenmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davalı ... yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmediğinden, kararın bozulması gerekmiştir." denilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 11.10.2018 tarihli ve 2018/53 Esas 2018/242 Karar sayılı kararıyla; bozma ilamına uyulmasına, davacı yanın davalılardan ... aleyhine açmış olduğu davaya ilişkin husumetten reddine dair verilen karar Yargıtay aşamasından geçerek tarafları bağlayıcı hüküm haline geldiğinden bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davacı yanın davalılardan ... aleyhine açmış olduğu tazminat davasının kısmen kabulü ile 13.198,00 TL tazminatın 28.08.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir. Dairenin 23.05.2019 tarihli ve 2019/677 Esas, 2019/3049 Karar sayılı ilamıyla; "...1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Davacının diğer temyiz itirazına gelince; Mahkemece mahallinde yapılan keşif neticesinde hazırlanan 07.10.2010 tarihli fen bilirkişi raporu ile 20.04.2011 tarihli heyet raporunda; moloz (hafriyat) dökülen alanın devlet ormanı içinde kaldığı ve yüz ölçümünün 2.920 m² olduğu belirtilmiştir. Dava dilekçesine esas Milli Emlak Dairesi Komisyonunun 22.06.2007 tarihli kıymet takdir raporunda; taşınmazın günün rayiçlerine göre m²'sinin 4,52 TL, 1 m³ malzeme için giderin yaklaşık 4,50 TL olduğu bildirilmiştir. 20.04.2011 tarihli heyet raporunda arazinin 4,52 TL 1 m³ olarak bildirilen m² değerinin heyetçe de makul bulunduğu açıklanarak bu değerin haksız olarak el atılan alanın yüzölçümü (2.920 m²) ile çarpımı sonucunda zarar 13.198,00 TL olarak hesaplanmıştır. Belirtilen bu bedel, işgal edilen alanın rayiç değeri olup mahkemece de bu miktarın tahsiline karar verilmiştir.Yeryüzündeki yaşamın sürekliliği açısından arz ettiği önem nedeniyle ormanlar, devlet koruması altında olup devlet ormanlarına yönelik haksız eylemler 6831 sayılı Orman Kanunu'nda suç olarak düzenlenmiş ve cezai yaptırıma bağlanmıştır. Öte yandan orman arazileri farklı bir taşınmaz rejimine tabi olup diğer taşınmazlar gibi alım satıma konu olamazlar. Bu nedenle haksız eylem sonucu uğranılan zarar, taşınmazın rayiç değeri olarak hesaplanamaz. Davaya konu çevre zararı, eski ... getirme bedelidir. Diğer bir deyişle zarar, orman arazisine dökülen moloz, taş vb malzemenin taşınmazdan kaldırılarak taşınmazın eski ... getirilmesi için yapılması gereken gideri ifade etmektedir. Mahkemece rayiç değerin hüküm altına alınması doğru değildir. Dosya kapsamından davalının haksız eyleminin 1998-2003 yılları arasında meydana geldiği anlaşılmaktadır. Hükme esas alınan raporlarda 2.920 m² alana kaç m³ hafriyat yığıldığı belirtilmemiştir. Davacı idare tarafından yaptırılan tetkik sonucu hazırlanan 21.06.2007 tarihli jeofizik mühendisi raporunda; taşınmazın 11.600 m²'lik kısmı üzerine 23.200 m³ moloz döküldüğü yönünde tespitte bulunulmuş, işgal edilen alanın yüz ölçümü mahkemece yapılan keşif neticesinde 2.920 m² olarak belirlenmiştir. Olayın üzerinden geçen zaman ve taşınmazın bulunduğu bölgenin koşulları değerlendirildiğinde; işgal edilen alana yığılan moloz miktarının kaç m³ olduğunu net bir şekilde tespit etme imkanı kalmadığı anlaşılmaktadır. Şu halde; oranlama yapılarak sonuca gidilmelidir. 11.600 m²'lik alana 23.200 m³ moloz döküldüğü belirtildiğine göre; 2.920 m²'lik alana 5.840 m³ moloz döküleceğinden hareketle ve 1 m³ için giderin 4,50 TL olduğu kabul edilerek eski ... getirme bedeli belirlenmelidir. Bu yön gözetilmeksizin yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir." denilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilamına uyularak orman yüksek mühendisi, ziraat mühendisi ve inşaat mühendisinden oluşan üç kilik bilirkişi heyetinden ek rapor alındığı, alınan rapora göre 2920 m²lik bir alana toprak döküldüğü tespit edildiği, bu alanın Yargıtay ilamında uygun bulunduğu, bu alana dökülen toprak miktarının kaç m² olduğunun hesaplanması için ise sahada yaptıkları keşif gününden yaklaşık 3 yıl önce hazine görevlisi jeoloji mühendisinin yaptığı ölçümdeki değerinin alınmasının uygun olacağını karar verildiği, keşif gününden 3 yıl önce hesaplanan toprak miktarının esas alınmasının temel nedeninin ise geçen üç yıl boyunca toprak oturması ve yağışlarla toprağın taşınmış olabileceği düşüncesi olduğu, bu nedenle 20.06.2007 tarihinde Hazine görevlisi tarafından sahada 11.600 m²'lik alana toplam 23.200 m3 toprak döküldüğü tespit edildiğine göre, oranlama yapılarak sonuca gidildiği, heyetin saptadığı 2920 m² lik alanda 2920*2=5840 m3 hafriyat toprağının bulunduğunu, toprağın uzaklaştırılma bedelinin 4,50TLm3*5840m3=26.280 TL olarak tazminata esas alınması gereken değer olduğu, ek raporun bozma ilamına uygun ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, davalı ...'ın yargılama esnasında vefat ettiği anlaşıldığından bu davalının mirasçılarına ait veraset ilamının dosya arasına alınarak usule uygun taraf teşkili sağlandığı gerekçesiyle, davacı yanın davalılardan İSKİ aleyhine açmış olduğu davaya ilişkin mahkememizce husumetten reddine dair verilen karar Yargıtay aşamasından geçerek tarafları bağlayıcı hüküm haline geldiğinden bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davacı yanın davalılardan ... aleyhine açmış olduğu tazminat davasının kısmen kabulü ile, 26.280,00 TL tazminatın 28.08.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faziyle birlikte mirasçı dahili davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; eksik ve objektif olmayan bilirkişi raporuna istinaden verilen kararın hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, Emirli köyü, 939 parsel no'lu orman arazisine davalılar tarafından moloz döküldüğü iddiasına dayalı maddi zararın giderilmesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427 vd. maddeleri. 3. Değerlendirme Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; 22.03.2021 tarihli ek bilirkişi raporundaki belirlemelerin dosya kapsamına uygun olmasına, kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/J maddesi uyarınca davacıdan harç alınmamasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 28.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.