Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/8300 E. 2024/13655 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/8300
Karar No
2024/13655
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/184 E., 2022/51 K. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 24.12.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte gelen davacı vekili Avukat ... geldi. Davalı ... vekili Avukat ... geldi, diğer davalı gelmedi. Davacı ve davalı vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 24.12.2024 (gününde) Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; banka çalışanı olan davalıların sorumlu olduğu dönemde kullandırılan tarımsal kredilerin, asıl borçluları tarafından ödenmemesi üzerine bankanın zarara uğradığını, yapılan soruşturma neticesinde oluşan zarardan sorumlu oldukları tespit edilen davalılar hakkında icra takibine başlandığını, ödeme emrine karşı itiraz edilmesi üzerine takibin durdurulduğunu, itirazın kaldırılması istemlerinin icra mahkemesince reddedildiğini ve karşı taraf yararına icra inkâr tazminatına hükmedildiğini belirterek, banka aleyhine hükmolunan icra inkâr tazminatının kaldırılması ve davaya konu kredi borcu nedeniyle oluşan 41.934.502.931 TL zararın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalının şube müdürü olduğunu kanuni sorumluluğu için gerekli şartların oluşmadığını, asıl borçlu hakkında başlatılan takipte aciz vesikası alındığı takdirde davalıya başvurulabileceğini, kredilerin mevzuata uygun olarak ve üst yöneticilerin bilgisi dahilinde kullandırıldığını, usulsüz bir işlem yaptığı ispat edilirse ancak o zaman mâlen sorumlu olacağını, davanın disiplin kurulu kararına aykırı olduğunu, şartları oluşmayan davanın usul ve esastan reddi gerektiğini savunmuştur. 2.Davalı ... vekili; davalının servis amiri olduğunu ve kendisine atfedilebilir bir kusur bulunmadığını belirterek, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemece, bankanın zarara uğramasında davalıların kusurları bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairece 24.09.2019 tarih ve 2016/15976 Esas, 2019/4124 Karar sayılı ilamla; "...Dosyadaki bilgi ve belgeler ile Sungurlu İcra Müdürlüğünün 2000/1042 sayılı dosyası kapsamından davaya konu borcun asıl kredi borçluları tarafından ödendiği ve 06/06/2016 tarihli icra müdürlüğü kararı ile takip dosyasının haricen tahsil nedeniyle kapatılmasına karar verildiği anlaşılmakla, asıl borç mahkeme karar tarihinden sonra ödendiğine göre mahkemece bu konuda bir değerlendirme yapılarak dosya kapsamına göre karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir..." gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, eldeki davanın kullandırılan kredi hesabının kapatılamaması nedenine dayalı alacak davası olduğu, kredi veren banka ile kredi lehdarının anlaşmaya giderek kredi borcunu tasfiye ettikleri, halihazırda davacı bankanın söz konusu krediden kaynaklanan bir alacağının bulunmadığı, kredi hesabının 06.06.2016 tarihinde haricen tahsil suretiyle kapatıldığı gerekçesiyle konusuz kalan davada esas hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına ve kredi kullandırmada davalıların bir kusurları olmadığı, davacının iş bu davayı açmakta haksız olduğu gerekçesiyle yargılama giderlerinin davacı yana yükletilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalıların hem suç hem de haksız fiil teşkil eden eylemleri sebebiyle sermayesinin tamamı Hazineye ait olan Banka'yı çok büyük miktarda zarara uğrattıklarını, davalıların Banka zararından kredi borçluları ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, davalıların hem suç hem de haksız fiil teşkil eden eylemleri sebebiyle iş bu davaların açılmasına sebebiyet verdiklerini, müteselsil sorumluluk ilkeleri gereğince dava konusu alacakların davalar devam ederken Mahkemece asıl borçlu olarak tabir edilen kredi borçlularından ve usulsüz kredi borçlusu ile birlikte müşterek müteselsil sorumlu olan davalılardan tahsil edilmiş olmasının müteselsil sorumluluk ilkeleri gereğince hiçbir fark arzetmediğini, alacağın tahsilde tekerrüre sebebiyet verilmemesi kaydıyla müteselsil borçlulardan her birinden tahsil edilebileceğini, sadece yapılan tahsilat oranında diğer borçluların da müteselsil sorumluluğunun azalacağı veya ortadan kalkacağı hususları hiç nazara alınmadan, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalılar yerine davacıya yükletilmesine karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kurum zararı nedeniyle tazminat istemli davanın konusuz kalması nedeniyle "karar verilmesine yer olmadığına" karar verilmesi halinde yargılama giderleri ve vekalet ücretinden hangi tarafın sorumlu olacağı ve kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına vekalet ücretine hükmedilip hükmedilmeyeceğine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeler ile kararın bozmaya uygun olmasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri" başlıklı 331 inci maddesinin birinci fıkrasında; "Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder." düzenlemesine yer verilmiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin "Davanın konusuz kalması, feragat, kabul ve sulhte ücret" başlıklı 6 ncı maddesinde ise "(Anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle; ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, bu Tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur. Bu madde yargı mercileri tarafından hesaplanan akdi avukatlık ücreti sözleşmelerinde uygulanmaz." hükmü düzenlenmiştir. Aynı Tarife'nin "Tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret" başlıklı 13/4 üncü maddesinde; ''Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur" düzenlemesi getirilmiştir. Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davacı tarafça banka personeli olan davalıların usulsüz kredi kullandırarak kurumu zarara uğrattıkları iddiasıyla tazminat talep edildiği, yargılama sırasında dava dışı asıl kredi borçlusunun borcu ödemesi nedeniyle davanın konusuz kaldığı ve mahkemece tarafların haklılık durumunun değerlendirilmesi sonucunda da davacı tarafın davayı açmakta haksız olduğu sonucuna ulaşılarak kendisini vekille temsil ettiren davalılar yararına nispi vekalet ücreti takdir edildiği anlaşılmaktadır. Yukarıda yer verilen açıklamalar ve mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; dava açılmasına davalılar sebebiyet vermediğinden yargılama sürecinde kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin (6) ve (13) üncü maddeleri ile 6100 sayılı Kanun'un 331 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile kendisini vekille temsil ettiren davalı ... yararına nispi vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve kanuna uygun düşmemiştir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na (6100 sayılı Kanun) eklenen geçici madde 3 atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 438 inci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca temyiz olunan mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle, davacı vekillinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının (4.) bendindeki "6.251,49 TL" ibaresinin hükümden çıkartılarak yerlerine "5.100,00 TL" ibaresinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 32.000,00 TL vekalet ücretinin davalı'dan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacı'ya verilmesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,24.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/8300, K. 2024/13655, T. 24.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-8300-e-2024-13655-k-b8baf1c54dc2